Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 30.07.2026
Ülke halkının ümüğü darbeyle nice yıllar sıkıldıktan sonra ülke gençleri yavaş yavaş nefes almaya çalışıyorlardı. Pek çoğu soluksuz kaldığı dönemin etkisiyle zihinsel ve duygusal olarak tükenmişti. Güç sahipleri okudukları beyitler eşliğinde İslam’da nelerin olmadığını meydanlarda insanlara anlatıyor, tüm ülke ekranlardan verilen bu bilginin nuruyla aydınlanıyordu. Darbecilerin görüşlerine uygun kişiler ‘yeni ekran mollaları’ olarak kendilerine verilen görevi hakkıyla yerine getiriyorlardı.
İşte o dönemlerde, yüksek öğrenim gören saf ve temiz gençlerin yolu, bazı kişilerle çakışıyordu. Çünkü bu gençler, ülkede uzun yıllardır sürmekte olan ‘kişilik krizi’ hastalığını aşmak, kendilerine bir kimlik oluşturmak istiyorlardı. Bir sürü ‘Hoca’ vardı, çoğu birbirinden pek de hoşlanmayan, laf arasında usturupluca birbiri hakkında olumsuz görüş beyan eden. Bu hocalardan birkaçı, öğrencilerle daha yakın ilişkiler kurmak için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyor, bunda da başarılı oluyorlardı. Ben de o öğrencilerden biriydim.
Bu üniversite hocalarından birinin evine gittiğimde, ilk şoku yaşamıştım. Şehrin ortasında bulunan evin arkasındaki bir çardağın altına tandır kazmışlar, yemek ve ekmek çoğu kere burada yapılıyormuş. Evdeki kız çocuklar, en fazla ilkokul 3. sınıfa kadar okuyor, erkek çocuklar okumaya devam ediyorlarmış. Kızlar için ‘Anneleri daha iyi yetiştirir’ diyorlardı.
Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 10.07.2026
Kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de ‘Yeryüzünde gezin dolaşın…" diye başlayan çok sayıda âyet vardır. Yeni yerler görmek, buraları başka yerlerle ve buraların geçmişiyle karşılaştırmak, pek çok kişide yeni bakış açılarına, düşünce zenginliklerine neden olur. Bu düşünceden hareketle bir süredir gittiğim yerlerde gördüklerimle ilgili bazı notlar almaktaydım. Bu yazıda bunların bir bölümünü paylaşmak istiyorum. Bu notları daha düzenli sunabilmek ve anlaşılır kılabilmek için ara başlıklar altında birkaç bölüme ayırdım.
DİLİMİZ
ÇORUM Öğretmenevi girişinde, ‘karşılama’ bölümünde şu yazı bulunmaktadır: RECEPTİON (Fransızca)
ÇORUM Alacahöyük Müze girişinde ‘danışma’ bölümünde şu yazı bulunmaktadır: İNFORMATİON (Fransızca)
TOKAT Öğretmenevi girişinde ‘karşılama’ bölümünde şu yazı bulunmaktadır: RESEPSİON (Fransızcasının okunuşu)
KAHRAMANMARAŞ Öğretmenevi yemek bölümünde şu yazı bulunmaktadır: CAFETERYA. (İspanyolca cafeteria kelimesinin başı yazılışı, sonrası okunuşu gibi)
MALATYA Polisevi girişinde, ‘danışma’ bölümünde şu yazı bulunmaktadır: RESEPSİON (Fransızcasının okunuşu)
Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 06.05.2026
(Okul saldırıları)
Millet bir beden ise gençler onun ruhu gibidir. Bu ruh, toplumun ‘ne ve nasıl’ olduğunu ve olacağını gösterir. Gençlik boş bahçe gibidir, ne ekersen onu biçersin. Eğer bu bahçeye bakması gerekenler bakmamışsa bu nedenle burada dikenler, ayrık otları bitmişse sorumluların kimseyi suçlama hakkı yoktur.
Ülkemiz, okullarda yaşanan son saldırılarla ağır bir şok yaşadı. Dileriz bu şok, sorumlu olması gereken herkesin ve her kurumun ayılmasına; ayıldıktan sonra üzerlerine düşeni ve geçmişteki yanlışları düzeltmek için gerekenleri yapmalarına vesile olur. Bu saldırılar, eğitim kurumlarında ‘eğitim ve şiddet’ sorununu yeniden gündeme getirdi. Ülkemizi dehşete düşüren bu olaylardan birkaçının yeniden hatırlatalım:
Mersin-Anamur: 22 Aralık 2025 tarihinde Rüştü Kâzım Yücelen Ortaokulunda 12 yaşındaki öğrenci M. K. pompalı tüfekle geldiği okulun bahçesinde, okul müdürü E. K.’yi vurarak ağır yaralamıştır.
Şanlıurfa-Siverek: 14 Nisan 2026 tarihinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine silahla giren 19 yaşındaki Ö. K. adlı eski öğrenci, pompalı tüfekle açtığı ateş sonucu ‘10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis, 1 kantin işletmecisi’ olmak üzere 16 kişiyi yaraladıktan sonra intihar etmiştir.
Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 06.04.2026
İnsan, bir ömür kendi kişiliğini taşımanın yükünü, kendi kişiliğini doğurmanın ya da doğuramamanın sancısını çeker. İnsanın kişiliğiyle ilgili tüm süreçlerin ve aşamaların, tanımlama çabalarının bir noktasına denk gelmesi / veya bir noktasında kalması ve orayı belirginleştirmeye çalışması nedeniyle bu konuda çok söz söylenmiştir, söylenecektir. Çünkü insanın kendi kişiliğini oluşturma süreci çoğu noktada tamamlanamadan, yaşam boyunca sürer. Bu konuda, en üst ve en iyi konumun belirlenmesi ve tanımlanmasıyla kişi kendi durumunu anlayabilir. Tıpkı elindeki altının ayarını belirleyen bir sarraf gibi. En iyi ölçeğe göre kendisi 100 üzerinden kaç eder? İnsan isterse bunu anlayabilir. Yeter ki erdemli biri olmanın yol ve yöntemlerini, en doğru ve en iyi ölçeğe göre belirlesin ve kendisini bu mihenge vurabilsin.
‘Doğru ve erdemli biri olmanın yol ve yöntemlerini bilmek’ kişilik oluşumunda bir işe yarar mı? İsteyen ve yaratılış amacının bu süreci en iyi ve anlamlı biçimde geçirmek olduğunu bilen kişi için işe yarar. Bunun için denilmiştir ki: ‘Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.’ Bu sözü biraz daha açarsak ‘En önemli bilgelik, kişinin eksiklerini bilmesidir’ denilebilir. Çünkü eksiğiyle birlikte fazlalığını yani kendisini bilen, hangi yerini onaracağını, tedavi edeceğini, törpüleyeceğini bilmiş olacaktır. Bu da yolun yarısı sayılabilen önemli bir aşamadır. Ancak yolun yarısında olduğunu bilebilmek, yolun bittiği yerin bilinmediği bir yolculukta mümkün değildir. Çünkü kişinin yolun yarısında olduğunu anlayabilmesi ancak yolun tamamının bilinmesiyle mümkündür.
Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 24.03.2026
Sinoplu Diyojen’e atfen şöyle bir kıssa anlatılır: Birisi, Diyojen’e hakaret ederek sataşır. Çevresindekiler, neden aynı şekilde karşılık vermediğini sorarlar. Diyojen şu cevabı verir: "Eğer bir eşek beni tepseydi, ben de ona çifte mi atacaktım? Ya da bir köpek bana havlasaydı, ben de ona havlayacak mıydım?". Hz. İsa için de şöyle bir kıssa anlatılır. Hz. İsa, kendisine kötü sözler söyleyen bir topluluğa, güzel sözlerle karşılık verince, yanındakiler der ki: "Onlar size kötü sözler söylerken siz neden güzel karşılık veriyorsunuz?". Hz. İsa der ki: Herkes heybesinden yer. / Herkes yanındakinden harcar.”. Bu kıssanın Luka İncili 6:45 ve Matta İncili 12:35’teki ifadesi ise şöyledir: "İyi insan, yüreğindeki iyilik hazinesinden iyilik; kötü insan ise içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır. İnsanın ağzı, yüreğinden taşanı söyler."
‘Herkes yanındakinden harcar.’ Bu durum, insanî ilişkilerin tamamında böyledir ve çok önemli bir ilkedir. Tüm ilişkilerde, durumun böyle olduğu/olacağı baştan bilinirse ilerleyen aylar ve yıllarda adına ‘hayal kırıklığı’ denilen durumlar yaşanmayabilir.
Kişi, olumlu ve mutlu bir yapıya sahipse yaşamı boyunca iyi-kötü neyle karşılaşırsa karşılaşsın her durumda bu nitelikleri, ondan çevreye yayılır. Eğer kişi, olumsuz ve mutsuz bir yapıya sahipse yaşamı boyunca iyi-kötü neyle karşılaşırsa karşılaşsın her durumda bu nitelikleri ondan da çevreye yayılır. İşte sıkıntı ve sorunlar içerisinde bile yüzü gülebilen kişiler ya da iyilik ve mutluluk içinde olduğu halde yüzü gülmeyen kişiler, kendi yapılarında bulunan söz konusu nitelik ve hayata bakış açıları nedeniyle böyledirler.
Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 17.03.2026
I.
Milletimin sevindiği, al-yeşiller giyindiği
Akan kanların dindiği bir bayram göster Allah’ım!
Fırkalaşmanın bittiği, zulme gücümün yettiği
Mazlumdan gamın gittiği bir bayram göster Allah’ım!
Gönüllerin bir olduğu, Türkistan’ın hür olduğu
Gazze’nin özgür olduğu bir bayram göster Allah’ım!
Silah hazır dursun kında; savaş, barış ve akında
Uzamasın pek yakında bir bayram göster Allah’ım!
Çakır dikenin solduğu, ülkemin sevinç dolduğu
Gurbetin vuslat olduğu bir bayram göster Allah’ım!
Bayrak salınsın göklerde, ezanlar minarelerde
Vatan dediğim her yerde bir bayram göster Allah’ım!
Herkesin hakkı gördüğü, kulların saf saf durduğu
Rahmetin yurdu sardığı bir bayram göster Allah’ım!
Kul, Rabbine seslenecek; gözler yaştan sislenecek
Dualarla süslenecek bir bayram göster Allah’ım!
Ömür tükenip ölmeden, yıllar yılı söz edilen
Anlattıkça tadı gelen bir bayram göster Allah’ım!
Hiç kimse kalmasın darda, müjde sözü dudaklarda
Bir-beraber sofralarda bir bayram göster Allah’ım!
Sevinçle, coşkuyla gelen, özü de yüzüyle gülen
Şükür, hamdolsun denilen bir bayram göster Allah’ım!