BİR ZÜMRÜDÜANKA HİKÂYESİ - 19

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -18

Zümrüdüanka artık çıkış vaktinin geldiğini düşünüyordu. Hazırlık yapması gerektiğini düşünerek oradan ayrıldı.

Baktı ki yolunun üzerinde dört kuş türü kendisini bekliyor. Bunlar: Kaz, tavus, kuzgun ve horozdu. Bu dört kuş türünün kanatlarında yolları kesen dört ayrı tayf vardı.

Kazdaki tayfın adı, hırstı.

Horozdaki tayfın adı şehvetti.

Tavustaki tayfın adı makam arzusuydu.

Kuzgundaki tayfın adı ise uzun emeldi.

Kaz, her şeyin en iyisi her zaman kendisinin olsun isterdi. Bir başkasının ondan daha iyi olmasına tahammül edemezdi. Yerken, içerken, gezerken hep en iyi kendisi olsun isterdi. Mesela, konuşulacaksa herkes ona kulak vermeliydi. Bir başka kuşun söze karışıp öne geçmesine dayanamazdı. Hırsı, her şekilde hissedilirdi.  

Horoz, tek başına saltanat sürmek ister, her şeyin aşırısına talip olduğu gibi, sayısı belirsiz bir tavuk topluluğuna da sahipti. Bütün kuşlarla aynı ortamda kalmak istemezdi, yalnızca tavuklarla kaldığı bir evi vardı. Sabahları, kendi otoritesini göstermek için erkenden kalkar, olanca sesiyle haykırmaya başlardı. Her konudaki aşırılıkları derhal hissedilirdi.

Tavus, ayaklarının görmemek için o muhteşem tüylerini açar, kendisine hayran bir şekilde aheste aheste dolaşırdı. Kanatlarını göstermekten son derece hoşlanırdı. Çünkü bu bir meydan okumaydı, onun kanatları gibi kanatlara sahip olan kuş hiç yoktu. Öyle güzel, öyle renkli, öyle pırıltılı… Tavus bu güzelliği sebebiyle kuş türünün en üst yöneticisi olmak isterdi. Çünkü o en güzel tüylere sahipti. Uçamasa da tüyleri çok görkemliydi. Şöyle bir daire haline getirip açtığı anda, yalnızca kuşlar değil, etrafta bulunan her ne varsa hayranlıkla gözlerini çevirirlerdi. Herkes bilirdi ki tavusa hangi makam verilirse verilsin o hep bir sonraki makamın hasretiyle kıvranırdı.

Kuzgun, ölümü hiç düşünmezdi. Sanki sonsuza dek yaşayabilecekmiş gibi hazırlık yapardı. İstediği şeylerin çoğuna ömrünün yetmeyeceğini aklına bile getirmezdi. Pek çok kuş türü, kuzgun cinsinin hayat süresini hatırlatarak ona nasihat etmek isterdi ancak o bildiğinden şaşmazdı. Ondaki uzun emeller, arka arkaya en az dört kuşak kuzgun cinsinin ömründe ancak yerine getirilebilirdi.

CEPHEYE SELAM

(Kahraman şehitlerimizin ardından…)

Yazmadan tarihler altın suyuyla

Dar gelen huduttan taştığınızı

Önce Peygamber’e anlatacağım

Cepheden cepheye koştuğunuzu

 

Dedin ki tarihe: ‘Yaz defterine:

Kurbanım bu yurdun her bir yerine.’

Küfrün en sömürgen hainlerine

Gördüm, dudak büküp şaştığınızı

 

Bağlandın davaya bir kopmaz iple

Doruksun, işin yok çukurla, diple

Anlamaz cahiller, hangi sebeple

Cepheye giderken coştuğunuzu

 

Küfür tek milletti, bizi ezerken

‘Kırıldı belimiz, doğrulmaz.’ derken

Millet arkanda, sen önde giderken

Bir bilsen, kaç asır aştığınızı

 

‘Vatanım!’ dediğin, aşkmış anladım

Ben de o sevdanın narına yandım

Kızıla boyanıp nasıl kıskandım

Al bayrak altına düştüğünüzü

 

Dedin: ‘Bitsin zulmün soysuz düzeni’

Evrende mevcudat, yaptı şöleni

Yırtarken biçilmiş en son kefeni

Demedin kavrulup piştiğinizi

 

Ölümsüzmüş hayat, böyle ölüşte

Vuslat tebessümü var bu gülüşte

Görürsem şaşırmam, gerçekte-düşte

Resul ağuşuna koştuğunuzu

BAL İLE PEKMEZ

Dururlardı aylardır bir masanın üstünde

Bal ile pekmez, sohbetle günü geçirirlerdi.

Üstten bakarak pekmez, bir gün bala dedi ki:

Sen benimle nasıl boy ölçüşürsün

Güneşler altında kalarak olgunlaştım

Ezdiler, süzdüler, kaynattılar beni

Nice emeğin sonucuyum ben.

Kendine bak bir de sen, bir de rengine

Karşımda nasıl konuşursun

Sen arının kurumamış b..kusun.

Yutkundu bal, istemedi masadaki arkadaşına

Onu üzecek sözler söylesin…

Fakat o da haddini aşmıştı, durduk yerde

Hâlbuki ne güzel yaşıyorlardı birlikte

Dedi: Sen, bir ekşi koruktun

Aslını nasıl da çabuk unuttun

Kendini anlatırken kendinden geçtin

Ezdiler seni, yaktılar, ıslah olasın diye.

Banaysa değmedi ne insan ne hayvan eli,

Kovanıma giremedi güneşin bile gözleri

İşte ben, bütün çiçeklerin özüyüm

‘Bal gibi’ der insanlar, lezzetlerin sözüyüm.

Yavuz, dokuz yaşındaydı, dokuz oğuz soyundan

Okuldan geldi, sanki ölmüştü acından,

Daha gelmemişti, olgun bir çağa,

‘Anneeeee!’ diyerek koştu, daldı mutfağa

Tüm çiçekler uyandı, onun gürültüsüne

Takıldı kolunun düğmesi, masanın örtüsüne

Üstte ne varsa döküldü hepsi yerlere

Bal ile pekmez de karıştı yerde birbirlerine…

BİR ZÜMRÜDÜANKA HİKÂYESİ - 18

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -17

Zümrüdüanka uyumak, yalnız kalmak, biraz dinlenmek istiyordu. Fakat geldiğinde gördü ki kendisini bekleyenler var. Geçti aralarından, ne diyeceğini bilemeyerek ve ne diyeceğini düşünerek. Eskiden olsaydı, hemen bir şeyler söyleyebilirdi, konuştuklarını hoş kelimelerle, güzel örneklerle süsler, dinleyenler hayranlıkla kendilerinden geçerlerdi, anlasalar da anlamasalar da. Şimdiyse söyleyeceği her söz için endişe içindeydi. Bazı sözlerinin bir bumerang gibi ne kadar hızlı fırlatmışsa o kadar büyük bir hızla dönüp kendisine geldiğini görmüştü kaç kere. Şimdi böyle bir şey yaşamak istemiyordu.

- Şu anda içinde bulunduğum durumu ve duygularımı size anlatmak gücüne sahip değilim, dedi. Bütün büyük sözlerimden tövbe ediyor ve hepimizin yaratıcısı olandan af diliyorum. Ben sandım ki her kuş benim gibi uçabilir, ben sandım ki her kuş benim gibi günlerce yemeden, kendi içinden beslenerek durabilir, ben sandım ki herkes benim gibi küllerinden doğabilir. Bunun böyle olmadığını anlamam hiç de kolay olmadı. Tabi benim sizi anlamadığım gibi siz de beni anlamadınız. Bu yüzden beni kendinize benzetmek istediniz. Sizin gidemeyeceğiniz yerlere gitmek istediğim, sizin çıkamayacağınız yüksekliklere çıkmak istediğim için kanatlarımı kestiniz, ayaklarıma prangalar taktınız. Siz benden yoruldunuz belki ama bilin ki ben de sizden yoruldum. Beni anlamanızı istiyorum.

- Biz seni seviyoruz, dedi aralarından birisi

- Ben de sizi seviyorum ama bu benim sizin gibi olmamı gerektirmiyor.

- Biz senin olmayacak hayaller peşinde kendine zarar vermeni istemiyoruz. Sen bizim için kıymetlisin.

- Siz de benim için kıymetlisiniz ama beni kendi dünyanıza esir etmenizi istemiyorum.

BİR ZÜMRÜDÜANKA HİKÂYESİ - 17

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -16

- Ama ben seni bildim, dedi. Sen, kendi gerçeğini bana anlatmasan bile ben seni belki de senden bile daha iyi tanıyorum. Sen defalar kere küllerinden doğdun. Senin olduğun her yerde ve her zamanda ben de vardım. Demek sen şimdi yine varsın öyle mi? Belli ki sen var olduğun için ben de yine varım. Varlığımı yeniden hissettiğim bu zaman diliminde, seni bana gösteren, tanıtan, hissettiren Zat’a teşekkürlerimi sunmak için ne yapsam az, diyerek derin bir nefes aldı Rade. Önce sararan sonra ağaran sonra kızaran benzini normalleştirmeye çalıştı; nefes alışverişlerini normalleştirmeye çalıştığı gibi.

- Aslan neredeyse, avı da oradadır, dedi Zümrüdüanka kısık bir sesle.

- Aslan sen misin ben miyim? Av sen misin ben miyim ey gözlerimin ışığı?

- Nasıl sayarsan, nasıl kabul edersen öyle olsun, dedi yine kısık ve yorgun bir sesle.

- Seninle olacaksam ister aslan olayım, ister av, bir farkı yoktur benim için, dedi.

Cevap vermedi Zümrüdüanka. Hâlbuki Rade bir cevap istiyordu. Evren yokken ne vardı? Dünya yokken ne vardı? O ve kendisi yokken ne vardı? Var olanların ne anlamı vardı?

- Şimdi ne olacak, dedi; sanki yıllar sonra karşılaştık, bu karşılaşmanın bir anlamı olması gerekmez mi, edasıyla. Hiçbir bir cevap alamadı, her zaman olduğu gibi yine kendisi bulacaktı tüm cevapları, yine kendisi anlamlandıracaktı olan ve olmayan ne varsa. Fakat bu süreç ne kadar da yorucu ve yıpratıcıydı. Sorduğu soruların cevabını bulacak, bulduğu cevapların sorularını soracaktı. Bu da onun yoluydu, ne yapabilirdi ki değiştiremeyeceği şeyleri hoşnutlukla ve durumun güzel yanlarını görmeye çalışarak kabul etmekten başka…

ASIL MESELE

Kimde ilim imanla beraberdir

Tevazu vardır, denge vardır.

Bu aksayıp duran burnu yukarılar

Tek ayağa sahip kemal yolcuları

Baston kadar destek yoksa

Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar

Sonra ağaca bakıp, kasnak hesap ederek

- Lala, derler, ne çıkar bundan?

 

Ham yobaz ve bilgili sapkın

Birbirini okşayan iki el

Giderler aynı yolda yan yana

Ağızlarında aynı sözler…

 

Köpeksiz köylerde değneksiz dolaştılar

Boş meydan gördükçe savurdular

Beylik lafları

Rüzgâr tersten esince kalmadı

Ne kendileri ne sözleri ne havaları

Ama sözlerinin tozları

Bulandırdığı için bakışları

Hala yaşatıyor bazı sıkıntıları

 

Bunları baş üstü gezenler anlamaz

Çakılıp kalanlar örkü üstüne

Ahırını dünya sanan anlamaz

Ve temiz havalarda midesi bulananlar 

BİR ZÜMRÜDÜANKA HİKÂYESİ - 16

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -15

‘Ben, Zümrüdüanka’yı bu yolculuk için uygun bir yoldaş mı diye düşünürken meğer o da benim için aynı şeyi düşünüyormuş. Beni değerlendirmeye almış, uygun bulmamış ama bu yola çıkmaya niyetli başka biri de olmadığı için hiç yoktan iyidir diye düşünerek, benimle yola çıkmaya rıza göstermişti.

Sonra onunla daha yakından tanıştık. Artık yalnızca şafak sökerken alacakaranlıkta konuşmuyor, istediğimiz her zaman görüşebiliyorduk. Yaşadığımız yerler arasına yaptığımız yeraltı geçidi bizi birbirimize getirmek için yeterliydi. Birbirimizi görmek için kanatlarımızı hiç kullanmadık. İlk olarak onunla aramızda yeni bir lisan oluşturmaya çalıştık. Bu öyle bir lisan olmalıydı ki ancak ikimiz konuşmalı ve ikimiz anlamalıydık. Zümrüdüanka dedi ki: Bizim lisanımızı Kalim de bilsin, yoksa yaşadıklarımızı ve sözlerimizi nasıl yazacak? Onu haklı buldum ve bu lisanı Kalim’in de öğrenmesi için çalışmaya başladık.

Yol için hazırlıklarımız sürüyordu. İyi bir hazırlık yapmak istedik çünkü yolculuğun neler getireceğini bilmiyorduk. Kanatlarımızı güçlendirdik. Ayaklarımızı güçlendirdik. Ben o süreçte Zümrüdüanka’yı tanıdıkça gördüm ki o beni yolculuğuna ve yoldaşlığına uygun görmemekte, bu konuda yaşadığı tereddütlerde sonuna kadar haklıymış. Çünkü onun göklerde yükseldiği yerler, kanat vurduğunda aldığı mesafeler, benim hayal edebileceğim mesafeler değildi. Biz bu yolculuğa böyle çıktık.

Halkım beni aralarındaki en bilge kişi olarak kabul ettiklerinde, ben onlara bende gördükleri her şeyin, yaptığımız yolculukta Zümrüdüanka’dan öğrendiklerimin kırıntıları olduğunu söyleyemedim. Söyleseydim, masallara ait olduğu sanılan bir kuşla yolculuk yaptığını söyleyen bir deli olmakla suçlanacaktım. Söylemedim bunu ve deli yerine veli, mecnun yerine bilge olarak adlandırılıp toplumum içinde kabul gördüm. Söylediğim her söz çevremi etkiledi, bu yüzden ben de önemli olanın meramımı anlatmak olduğunu düşünüp sınırlı bir ufka ve bilgiye sahip olanların dünyasını zorlamadım.

Zümrüdüanka, ben bu satırları, senden habersiz, Kalim’le baş başa kaldığımız zamanlarda, bir gün belki sen de okursun diye yazıyorum. Çünkü evet, ben bir gün öleceğim ama sen küllerinden doğma kabiliyetine sahipsin. Acaba öyle bir gün gelir mi, acaba bu mümkün olur mu?’

HASRET

Yorgun gözlerimi bir kez kaldırdım

Erittin narında bakışlarımı

Bir yanım savruldu göklere doğru

Gömdüm bir mezara diğer yarımı

 

Avcumda ateşle ummana daldım

Yandı da ciğerim bir sayha saldım

Her şeyi vererek hiçliği aldım

Hesap edemedim kisb ü kârımı

 

Umuda sarıldım, yeisi vurdum

Suların, sellerin yolunda durdum

Yağmurun düştüğü her göle sordum

Burda mı kaybettin sunalarımı

 

Akıttın müjdenin pınarlarını

Eğdin bakışının çınarlarını

Dolandım ufkunun kenarlarını

 Kaşı hilâl, alnı kamer yarımı

 

Gönlüm makamındır ömür sürdüğün

İlâhî fermandır onda gördüğün

Tam kırk gün kırk gece, başladı düğün

Yaktım ellerime kınalarımı

 

Günün batışını seher bellerim

Rahman’a açılır mahcup ellerim

Kolum yorgun düşse sussa dillerim

Yorulmam etmekten dualarımı

 

Bekle Ayten Hanım, bitmedi sözüm

Uzuyor geceler, kapanmaz gözüm

‘İmdat!’ çığlığına, kalmadı yüzüm

Bir Hızır doğrultsun, duvarlarımı…

Sayfa 7 / 21

VİDEOLAR


Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma’ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma'ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)

Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)

Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Tevrat, Meal ve Tefsirlerdeki Hz. Eyyub Yorumlarının Kur’an’la Karşılaştırılması - (Sad 38/41-44; Enbiya 21/83-84) (25.04.2020)
Tevrat, Meal ve Tefsirlerdeki Hz. Eyyub Yorumlarının Kur'an'la Karşılaştırılması - (Sad 38/41-44; Enbiya 21/83-84) (25.04.2020)

Nisa Suresi 19-36. Ayetler Bağlamında Cahili Arap Geleneğinin ve İsrailiyatın Kur’an-ı Kerimi/İslamı Boğması - (04.04.2020)
Nisa Suresi 19-36. Ayetler Bağlamında Cahili Arap Geleneğinin ve İsrailiyatın Kur'an-ı Kerimi/İslamı Boğması - (04.04.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)

Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)

Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Joomla templates by Joomlashine