BİR DÜĞÜN OLDU

Bir düğün oldu

Gelin de benim güveyi de…

Dinle beni şimdi biraz

 

Tohumlar vardı, yarın için ekilen

Aynı suya susayanlar eliyle

Bilir ki onlar, Allah

Yaratır kullarının elleriyle

Ne olur yani yayla esintisi karışırsa deniz rüzgârına

Söyle bana, sen hiç kendini terk edebildin mi?

Bu ben değilim, diyerek…

 

Terlemişim,

Dağılan saçlarım yapışmış yüzüme

Gözlerim kızarmış

Kardeşlerim!

Halledelim aramızdaki sorunları

Eller düşman etmesin bizi birbirimize

Diye çırpınsam, yalvarsam önünüzde

 

Bağdat, Şam, Kahire, Ankara

Duyun beni artık, duy artık İstanbul’u

Deli taylar gibi burnundan soluyan

Hayallerimi görün artık

İnsanların ikiye ayrıldığı günlerde

Ben mazlumların safındayım bile isteye

Dualarım kabul olunsun diye

 

Aynı süslü libası giymiş olsa da

Yalancının bin bir türlüsü

‘Senin bir şey yapmana gerek yok

Bekle, dediler, kurtarıcı gelecek!’

Bekledim, bekledikçe öfkelendim

‘O sensin!’ diyen biri vardı bana, herkese

Git, dedim, git başımın belası

 

Taktik değiştirmem işe yaramadı

Dostumu düşmanımı bilmediğim savaşta

Tanrı gibi itaat isteyenleri gördüm ilkin

İçeride, dışarıda, aşağıda, yukarıda

Ellerinden oyuncaklarını düşürmeyen

Yaşlı çocuklar gördüm

Bilmem, hangi çukurda tökezleyecekler

 

BİR ZÜMDÜDÜANKA HİKÂYESİ -8

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -7

Zümrüdüanka, yanındakilerin kendi aralarındaki konuşmalarını duyuyordu. Bir değişim yaşayan herkesi konuşuyorlardı.

- Geçen şu salyangoz var ya kabuğunu bırakıp gitmiş. Ne olacağını sanıyorsa… Aklı fikri, değişmek, değiştirmek…

- Ağaçtaki küçük kurtçuk var ya o da kabuğunu parçaladı. Güya kabuğunu parçalayıp içinden çıkınca, uçucu kuşlar gibi kanatlı olarak yerinden çıkacak ve uçabilecekmiş. Herkesin aklı bir karış havada

- Kırlangıç da kendisi ve ailesinin çok uzun coğrafyalar üstünden uçarak gidebilecek yetenekte olduğunu iddia ediyormuş. Hadi uçup gidin, dedik. Daha vakti gelmedi, dedi. Yalan tabi. Güya yavruları az daha büyüyecekmiş, havalar soğuyuncaya kadar bekleyip sonra yola çıkacaklarmış. Hepsi hayal, laf olsun, torba dolsun işte.

- Kümesteki ördeklerin yavruları var ya onlar da uzun süredir, ‘Biz suya girmek istiyoruz. Kanatlarımızın olduğuna ve güzel uçtuğumuza bakmayın, biz yüzmeyi de iyi biliriz, boğulmayız, bırakın bizi.’ diyorlarmış. 

- Bizim deniz kenarındaki kumlukta doğan kaplumbağalar var ya onlar da denize gitmek istiyorlarmış. Güya denizde balık gibi yüzebilir, karadakinden çok daha rahat hareket edebilirlermiş. Sen balık mısın? Tabi ki hepsi yalan. Hepsi, üstlenmeleri gereken sorumluluklardan kaçmanın bir yolu. Beş on tanesi gitti ama geri kalan hepsini güvenlik güçlerimiz yakalayıp hapsetti. Her gün yiyecek, içecekleri veriliyor. ‘Bırakın, gideceğiz. Biz bu fıtrat üzere yaratıldık, bize zulmediyorsunuz.’ diyorlarmış. Allah’tan yöneticimiz çok dirayetli de onların ‘intihar’ demek olan bir eylemi yapmalarına izin vermiyor. Onlar, ‘Sorumluluk bize ait, bırak bizi’ diyorlarmış ama yöneticimiz: ‘Düzenimiz ve toplumsal dengemiz bozulur, kötü bir gelenek başlar.’diye sert tedbirler alıp gerekeni yapıyor.

- Şu aramızda onca zamandır yaşayan Zümrüdüanka var ya o da son zamanlarda iyice içine kapanmış. Hep ufuklara bakıp iç geçiriyormuş. Güya önceden bir kanat çırptı mı aylarca hiç yere inmeden, göklerde yol alabiliyormuş. Uyduruyor elbette. Yemeden, içmeden aylarca göklerde gidilebilir mi? Gerçek olsa bile kanatları yorulur. Üstelik doğru düzgün yürüyemiyor bile ama ufukların ötesine kadar gitmek hayalini kuruyor.

- İnsanlar da kendileri için öyle diyorlar zaten: ‘İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.’ Fakat biz hayvanız. Elbette biz bu dengesiz insanlardan daha soylu ve akıllıyız. Şu akılsız insanlara bak, birbirlerine zarar vermekten zevk alıyorlar, hep birbirlerini nasıl öldüreceklerinin planını kurup, hazırlığını yapıyorlar.

- Büyük bilge atamız Nerya derdi ki: ‘Şu insanlara benzememeye dikkat edin. Çünkü onlara benzerseniz bu üstün hayvanlar âleminde kıyamet kopar.’

Sayfa 1 / 40

Üye Girişi

Videolar

Joomla templates by Joomlashine