Saltanatın Zirvesinde Üç Kadın

Kur'anî Hayat Dergisi (sayı 2014/36)

Tarih, geçmişte yaşanmış olayları ve sonuçlarını, oluş zamanlarını da nazarı dikkate alarak ele alan ilim dalıdır. Tarihî olaylar, onlarca farklı yöntem ve bakış açısıyla ele alınarak incelenebilir. ‘Resmî tarih, gayrı resmi tarih, yabancı kaynaklardaki tarih, edebî tarih/ tarihî roman, destanlaşmış tarih, masallaşmış tarih, seyahatnameler…’ bunlardan bazılarıdır. Tarihle bir şekilde alakalı ‘yazılı, sözlü, mimarî’ olmak üzere her türlü eser, bunların ortaya konuluş gayesi ve hedefi açısından da ele alınabilir. Binyıllar, yüzyıllar veya on yıllar sonra, sanki bir geriye bakış gibi görünen bu çalışmalar, esasında doğru yapıldığında, bir geriye dönüşten çok, bugüne ve geleceğe bir bakıştır.

Geçmiş toplumların yaşadıklarının anlatımı(/kıssa) neredeyse Kuran’ın 1/3’ünü oluşturur. Bu anlatımların ana eksenini, Peygamberler tarihi oluşturur. Elbette tüm bu anlatım, okuyucuda, geçmiş olaylar ve kavimlerle ilgili doğru bir bakış açısı oluşturmayı da hedefler.

Kuran’daki anlatımlar/tarih, insan eliyle, Allah gözetiminde örülür. Esasında zamanın her anını dolduran tüm olaylar aynı şekildedir. Bu durum, her insanın sınanma süreci olan dünya hayatında da aynıdır. Bu husustaki bilinç, kişiye, tarihe, yeni ve farklı bir perspektiften bakabilme yeteneği kazandırır. Bu bakış açısı kişiyi, şu bilince ulaştırır: Bir olay ve durum, kişiyi ve toplumu, geçmişte hangi iyi ya da kötü noktaya götürmüşse, bugün ve gelecekte de aynı noktaya götürecektir. Fertlerin ve milletlerin yaşadıkları olaylarda da ‘ilâhî yasalar’ hâkimdir. Bu yasaların Kuran’daki adı ‘Sünnetullah’tır. Ve Allah: ‘Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın. Allah’ın kanununda bir sapma da bulamazsın.’( 35/Fatır:43); ‘Bizim sünnetimizde bir değişiklik bulamazsın.’(17/İsra:77) buyurmuştur. Bu yasalar çerçevesinde yaşayan insan anlar ki insan, başıboş bırakılmamıştır.

‘Allah, insanın hangi durumunda nasıl davranır?’ sorusunun cevabı, ‘sünnetullah’ bilinirse, verilebilir. Zamanlar ve mekânlar üstü olarak evrensel olan ‘sünnetullah’ karşısında, hiçbir kişi, sülale, topluluk ve millet ‘ayrıcalık’ hakkına sahip değildir. Mesela: ‘varlıklıları yoldan çıkan/azan, sapkınlaşan, aşırılaşanlar’ helâk olurlar.(17/İsra:16) Fertlerin ve toplumların helâkini hazırlayan şu faktörler her kişi ve millet için aynıdır: ‘İsraf, cürm, fesat, zulüm, küfür, ism, zenb, tekzip, fısk gibi.’

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -5

 Bir Zümrüdüanka Hikâyesi - 3-4

5. BÖLÜM

Kanatlarına baktı, bir subaşına gelip eğildi, gözlerine baktı. Gözleri yorgundu.

Zor zamanları düşündü.

Büyükleri düşündü.

Büyütülmüşleri düşündü.

Büyük sandıklarını düşündü.

İstemese de kendisini düşündü yine.

Olmak ve görünmek, arasındaki düzlemde yeri neresiydi?

Ne olmuştu?

Ne görünüyordu?

Ne sanılıyordu?

Geçen zaman içerisinde en çok 'büyütülmüşler' ve 'büyük sandıkları' onu, ardı arkası kesilmeyen hayal kırıklıklarına uğratmıştı.

Şimdi bir türkü mırıldansa, ne yakışırdı yaşadığı bu duruma:

Mesela; 'Kar mı yağmış yüce dağlar başına.'olabilir miydi? Ya da 'Güvendiğim dallar elimde kaldı.'veya 'Dost bildiklerim' şarkısını mı söylemeliydi?

Şimdi başını hangi taşa vurmalı, bağrına hangi taşı basmalıydı?

İnsanoğlunun çok okuyup hatta ezberleyip çoğunun hiç anlamadığı ilahî sözler geldi aklına: 'Ama bundan sonra kalpleriniz katılaştı, taşa döndü. Hatta taştan da katı bir hale geldi. Çünkü öyle taşlar var ki içinden nehirler kaynar. Öylesi var ki çatladı mı bağrından su fışkırır. Öylesi de var ki Allah korkusundan yerlere yuvarlanır. Allah, yaptığınızdan gafil değil ki.'(Bakara, 2/74)

Zümrüdüanka, kendi dilinden, kendi nağmesiyle bu ayetleri seslendirmeye başladı. Her şey sustu, öyle ki akan nehirler, dökülen çağlayanlar bile sesini kesti, yalnızca onun sesi duyuluyordu. Öyle ki rüzgâr durdu, bulutlar durdu, yer ve gök dile gelip sanki hepsi birden ' Rabbimiz, sana isteyerek teslim olduk.'dediler.' (Fussilet, 41/11).

Birbiri üstüne yığılan bulutların arasından Zümrüdüanka'nın gözyaşlarına benzeyen damlalar döküldü. Aylardan nisandı, günlerce durmadı göklerin gözyaşı. O damlalar, nereye değmişse orayı arıtıp, temizleyip, canlandırdılar.

Sayfa 1 / 36

Üye Girişi

Videolar

Joomla templates by Joomlashine