ESKİCİ DÜKKANI

Bu gönlümün eskici dükkânı

Gir bak bakalım

Sen var mısın orada

Ey sevdayı sele veren

Ey kapısız evler yapan

Ey giderken ardına bakan…

 

Uğursuz bir tırpanın önünde

Biçilirken hepimiz

İçimden yürüyüp giden

Yolcular silsilesiyle gittin

Bir asalet yükleyip acılarına

Kederlenmenin anlamı nedir?

 

Hayat bu, her şey yerinde kalıyor

Götürmüyor yanlışları doğrular

Azaldım yine içimde

Bir şey söyle, çoğalt beni

Sökül ve dikil, çık yola

Sakın ağlama giderken

 

Beni kurtarma hiçbir kederimden

Hadi sen git, kıtalar kurtar

Devrimler yap, savaşlar çıkar

Yanacaksak yanalım

Öleceksek ölelim

Her gün ölmekten iyidir, bilirim

 

İçimden koptu önce içim

Dedim ki: Şimdi nereye gidersen git!

Artık ne doğulu ne batılıyım

Bulunduğum yerli de olamıyorum

Gönlüm yine yola düştü

İsyandayım, durdursun biri beni

 

Beni atın bir yağmurun altına

Islanayım bir sokak kedisi gibi

Kıvrıldığım bir kapının dibinde

Bir ayak beni tekmelemesin

Sürüneyim çamurlarına

Bir lokma ekmekle sevineyim

BİR ZÜMDÜDÜANKA HİKÂYESİ - 9

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -8

- Herkesin bildiğini ve anladığını, daha tumturaklı sözlerle ifade edip sanki daha önce ve elan o gerçekleri kimse bilmiyor, ilk defa kendisi ifade ediyor gibi bir edaya bürünerek, geriye yaslanırken ağzının kenarında anlamlıca bir gülümseme, hakikat karşısında bir işe yaramaz, dedi ve başını eğdi Zümrüdüanka.

Onu akil biridir diye karşısına götürdükleri, neredeyse akşama kadar, onun yüzünde anlamlı bir tepki veya ifade görmek arzusuyla konuşup durmuştu. Seneler senesi biriktirdiği tecrübeyle ve kendinden öncekilerin anlattığı, öğrettiğiyle toplumu içinde sivrilen Rade, Zümrüdüanka’nın yüzüne bakıyor, gözlerini görmek istiyordu. Fakat Zümrüdüanka’nın gözleri ya önünde ya sağda solda ya da uzaktaydı. Sanki gözbebekleri titriyor gibiydi. Acaba kederden mi, heyecandan mı, mutluluktan mı? Zümrüdüanka’nın gözbebekleri neden titriyordu? Kendisiyle karşılaştığı için heyecanlanmış olabilir miydi? Yıllar sonra Rade, böyle bir şey olabilmesi ihtimali sebebiyle gülümsemişti.

Karşısında heyecanlanılan biri olmak

Karşısında Zümrüdüanka gibi birisinin heyecanlanması

Rade, büyük bilge ata Nerya’nın anlattığı bir şeyi hatırladı: ‘İnsanlara gönderilen son peygamberin karşısına bir adam gelmiş, korkudan ve heyecandan titriyormuş. Son Elçi demiş ki: Niye titriyorsun, ben de senin gibi kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum.’ Düşündü, bunu ancak gerçek bir peygamber söyleyebilirdi, yoksa herkes nedense karşısındakilerin sevinçten, korkudan, heyecandan ya da başka bir şeyden titremesini en azından sesinin titremesini isterdi.

Zümrüdüanka, Rade’ye, ufuklara doğru gitme hayalinden vazgeçsin, onu vazgeçirsin diye getirilmişti.

- Toplumun danışılan bilgesiyim ya, diye kendi kendisiyle eğlendi. Kendi yaralarına çare bulamayan bir otacı, bir sağaltıcı…

Rade, Zümrüdüanka’ya, toplumsal düzenin gerekliliğinden söz etmişti. Bu düzenin hizmet veren bir parçası olması gerektiğinden söz etmişti. Bunun vicdanî bir borç, bir zaruret, mutluluk için bir zorunluluk, kendisine emek verenlere karşı bir sorumluluk olduğundan söz etmişti. Fakat dilinin ucuna gelip gelip geri dönen bir gerçeği bir türlü söyleyemedi. Şunlar geçiyordu içinden bir türlü seslendiremediği:

- Ben de hep senin gibi ufuklara doğru gitme hayali kurdum. O kadar çok görev ve sorumluluk yüklendi ki üzerime, sanki gidersem geride her şey darmadağın olacak, tüm düzen bozulacak ve arkadakiler bana lanet edecek gibi geldi. Bir türlü gitmeye cesaret edemedim.

Sayfa 1 / 41

Üye Girişi

Videolar

Joomla templates by Joomlashine