KURAN BİZE NE KADAR KILAVUZ OLABİLİYOR?

Kur'anî Hayat Dergisi (sayı 2015/44)

İslam Nedir?

Dünya Müslümanları olarak uzun zamandır, arka arkaya çok sıkıntılı dönemler yaşadığımız herkesin malumudur. Yaşadığımız sıkıntıları aşabilmemiz için ilk yapmamız gereken şey, doğru bir İslam tarifinde karar kılmamızdır. ‘İslam nedir?’sorusunu Allah’a yani vahye/Kuran’a sorarak, aldığımız cevapla yetinmeliyiz. Zaten ‘Kuran, insanlığın sorması muhtemel sorulara verilmiş cevaplar toplamıdır.’denilse doğru söylenmiş olur. Çünkü insanlık bazı sorularını ancak Allah’a sorarsa doğru bir cevap alabilmek imkânına sahiptir.

İslam, tüm insanlığın dini olduğu için evrenseldir; bu sebeple zemine bağlı yorumların İslam sayılması İslam’a verilen en büyük zarardır. Nüzul zamanına bağlı olan yanlarını, zamandan bağımsız olan hedeflerin önüne geçirmek İslam’a verilen en büyük zarardır. İslam’ı bir zamanın yorumları içinde dondurarak, sonraki insanların akıllarını ve tefekkürlerini işlevsiz kılmaya çalışmak, İslam’a ve Müslümanlara verilen en büyük zarardır. İslam’ı farklı kültürlerle yoğurarak, hepsi birbirinden farklı yüzlerce görüşle harmanlayarak bu karışımlara İslam demek, İslam’a verilen en büyük zarardır. Geçmişten getirilen veya kalan bazı şeyleri kutsayarak tartışılamaz kılmak, ‘la yüs’el’ insanlar ve kitaplar olduğuna inanmak ve bu görüşü insanlara İslam adına dayatmak, İslam’a verilen en büyük zarardır. Hâlbuki insan ve eserleri la yüs’el olamaz. (21/Enbiya:23)

Müslüman Kimdir?

Müslümanlar olarak yaşadığımız sıkıntıları aşabilmemiz için ikinci olarak yapmamız gereken şey, ‘Ben kimim?’, ‘Benim adım nedir?’, ’Ben nasıl olmalıyım?’ sorusunu, tek doğru yere yani tüm insanları yaratan ve onlara din olarak İslam’ı indiren Allah’a yani vahye/Kuran’a sorarak, aldığımız cevapla yetinmeliyiz.(5/Maide:3)

Bu soruyu soracağımız bilinerek verilen ‘’ Allah, hem daha önce hem de bu Kitap’ta size Müslümanlar adını verdi.’(22/Hacc:78) cevabı bize yetmeli ve hatta esasında kendimizi bu isme uygun hale getirmek için bir ömür çabalamamız gerektiği bilinmelidir. Çünkü bu ismi almak kolay, bu isimle kalmak ve yaşamak hiç de kolay değildir. Şirkin ve insan şeytanlarının her modelinin bulunduğu bir zaman diliminde, -Müslüman olabilmekten çok- Müslüman kalabilmek gerçekten ‘avuç içinde kor ateş tutmak’ gibi yakan bir durum olabilmektedir. Kalmaya çalışanların yaşadığı gibi

Hiç şüphesiz ki İslam’ın oluşturmaya çalıştığı şahsiyetin tek adı ‘Müslüman’dır. İslam, o şahsiyet eliyle geriye kalan hedeflerini gerçekleştirmek ister. Şahsiyet oluşturmayı ihmal ederek, hedeflere yönelmek, ekmeden biçmeye çalışmak gibi bir şeydir. Bu hususta da her insan, ilk olarak kendi şahsiyetini Kuran’a göre biçimlendirmekle mükelleftir.

Kuran Bunları Söylüyor mu?

Ülkemizde, Müslüman olduğunu söyleyenlerin hayatlarından, İslam telakkilerinin yansıması olan farklı kesitleri, kısa film görüntüleri şeklinde gözler önüne sermeye çalışalım. Sonra düşünelim, araştıralım: Allah/İslam/Kuran/Hz. Peygamber’in aldığı vahiy, bu vahyin hayata uygulanışı olan sünnet bize bunları söylüyor mu? Tüm bunların mesnetleri nelerdir?

Şöyle bir yöntemle bu yazıyı başlatalım: Eğer ben bir gayrimüslim olsam, içinde bulunduğum toplumun sapkınlıklarını ve şirkini fark ederek, dünyadaki dinleri(/yaşam tarzlarını oluşturan değerleri) incelerken sıra İslam’ı incelemek üzere Türkiye Müslümanlarının yaşam tarzlarını incelemeye gelse… Bu süreçte aşağıda yazacaklarımı görsem, insanlığın ilk andan beri Allah katındaki makbul tek dini olduğu söylenen bu din mensuplarının, din adına ortaya koyduğu bu sahneler hakkında acaba ne düşünürdüm?  

  • Sahne: Yer İzmir, Konak civarındaki bir camide kadınlar namaz kılıyor. Bir hanım geldi, o da namaza duracak, kıyafeti ayaklarına kadar uzun, buna rağmen bir etek aldı, bel kısmını dizlerine kadar indirerek eteğin ayakları üstünde yığılmasını sağladı. Orada birisi ona bakınca: - Ayakların görünmemesi lazım, dedi. –Ayaklar tesettür bölgesi değildir, dedi bakan. – Bizim oradaki hocalarımız öyle diyorlar, biz de öyle yapıyoruz, diğer vakitte görünse bile, namazda ayaklarımızı örtüyoruz. –Peygamber ve sahabe, bazen ayakkabılarıyla, ayakkabıları yoksa bazen de çıplak ayaklarıyla dururlardı namaza. Peygamber döneminde çorap fabrikası mı vardı? –Hocalarımız öyle diyorlar ama. – Peygamber ve sahabe öyle yapmamış ama…

Sayfa 1 / 95

Üye Girişi

Videolar

Joomla templates by Joomlashine