İnançta Sünnetullah:Tevhid Yoksa Şirk Vardır

Çağdaş Şirk ve Çağımızın Putları

Kur'anî Hayat Dergisi (sayı 2015/42)

1-) ŞİRK NEDİR?

Şirk, çeşitli inançları içine alabilen genel bir kavramdır. Ulûhiyette, rububiyette, ibadette, duada, şefaatçi kılmada Allah ile beraber veya ayrı olarak Allah dışındaki bir varlığı, Allah’a ortak koşmaktır. Fayda, zarar, iyilik, kötülük konusunda, Allah dışında etken varlık kabulüdür. Esasında şirk, Allah’ı reddedenlerin değil, Allah’a iman ettiğini söyleyenlerin bir sapmasıdır. Fakat ne hikmetse, Allah’a iman edenlerden bir tek kişi bile kendisinin bunlardan olabileceğini düşünmemektedir. Hâlbuki bu konuda insanlığın durumu ‘Onların çoğu, şirk/ortak koşmadan Allah’a inanmazlar.’(Yusuf:106) şeklinde ifade edilmiştir.

Şirke düşenler, Allah’ı gerçekten en yüce bir ilah kabul ederken, ancak Allah’ın sevdiği ve dostu/evliyası olduğunu düşündükleri kişilere, şefaatçi olabileceğine inandıkları kişilere, meleklere ve melek sembolleri olduğuna inandıkları varlıklara, dinî lider kabul edilen kişilere saygı, sevgi, bağlılık göstererek Allah’a daha yakın olacaklarına inanırlar.

Şirk içeren tüm bu yönelişler, şu üç başlık altında ele alınabilir:

1-) Allah’a daha yakın olduğu düşünülen ölmüş veya hayattaki insanlara yönelme

2-) Melekler ve cinler gibi soyut varlıklara yönelme

3-) Putlar/Heykeller ve semboller gibi cansız varlıklara yönelme

Şirkin/Allah’tan başka şeyleri tanrı edinmenin üç alameti vardır:

1-) Allah dışında başka şeylere dua ve ibadet etme

2-) Allah dışında başka şeyleri şefaatçi edinme

3-) Allah dışında başka şeyleri evliya edinme

Tüm bu değerlendirmeler genellenirse, şirk, kişinin manevi yönünü, Allah’tan başka tarafa çevirmesidir; ne yana ve kime çevirdiğinin hiçbir önemi yoktur.

2-) ŞİRKİN SEBEPLERİ

*Uzak ve yüce tanrı inancı: İnsan düşüncesinde, kişiye çok uzak ve çok yüce olan bir tanrı inancı, onu vesileler aramaya itmiştir. Bu düşüncede, tanrı öyle uzaktır ki herkes ona seslenemeyeceği gibi, o da her sesleneni muhatap kabul etmez. Bu ulaşılamaz ve seslenilemez tanrı inancını reddeden;  ‘Kullarım sana beni sorarlarsa,Ben onlara çok yakınım.’(2/Bakara: 186); ‘Biz ona şah damarından daha yakınız.’(Kaf:16) gibi ayetler bile insanları ‘uzak Allah’ telakkisi sonucu ortaya çıkan torpil arama alışkanlığından kurtaramamıştır.

* Suçluluk ve utanç duygusu: Bu duyguyla oluşan şirk, kişinin Allah karşısına çıkamayacak kadar suçlu olduğunu düşünmesinin bir sonucudur. İnsan, kendisi gibi çok günahkâr birinin Allah karşısına çıkmaya, ona dua etmeye yüzü olmadığını düşünür. Bunun için günahsız(!), tertemiz kişilerden ‘aracılar/vesileler’ edinmek gerektiğine inanır ve birisini bulur. Çünkü zaten bunu telkin edenler de tarih boyunca olmuştur. En ağır suçları işleyen insanlar bile eğer ‘Benim gerçekten çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu kullarıma haber ver.’(15/Hicr:49) ayetini bilse ve idrak etselerdi, aracı aramaya gerek duymayacaklardı. Çünkü ‘Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları affeder.’( Zümer: 53) müjdesini Allah, kendisine yönelerek tövbe eden tüm günahkâr insanlara vermektedir.

*İnsanlarla ilgilenmeyen, yasası olmayan bir tanrı telakkisi: Dünya üzerindeki inanç sahibi herkes, dünya dâhil tüm kâinatın Allah tarafından yaratıldığını ve ona ait olduğunu kabul eder, yaratıcılıkta ve mülkünde ortağı olmadığını bilirler. Yerleri, gökleri, arasındakileri Allah’ın yarattığını, idare ettiğini bilir ve söylerler. (Zuhruf: 9, 87) Güneşi ve ayı yörüngesinde tutanın, mevsimleri oluşturanın, günleri-geceleri sürdürenin, her canlıyı yaratanın Allah olduğunu kabul ederler. Fakat her nasılsa insandaki bu doğru telakki, kendisine gelince değişmiş, şirkin ne olduğunu bilmeyen kişilerin hayatları ve uygulamaları, bu bilgilere göre olmamıştır. İnsan, her şeyle yakından ilgili olan Yaratanın, kendisiyle –yaratma dışında- o kadar da yakından ilgilenmediğini düşünmüş ve hayatını yönlendireceği kurallar oluşturmaya çalışmıştır. Bunu yaparken aklın ve ilminin yetersiz gelebileceği hususları göz önüne almadan kendi telakkilerini öne çıkarmış, vahiy yokmuş gibi davranmıştır. ‘Kavmim bu Kur'an'ı terk edilmiş bir kitap olarak bıraktı.’ (25/Furkan:30) ayeti bu durumu ifade eder.

Sayfa 1 / 94

Videolar

Joomla templates by Joomlashine