KURAN’DAKİ HZ. MERYEM ÖZELİNDE İNSAN HAKLARI

Kur'anî Hayat Dergisi (sayı 2015/40)

‘Kitapta Meryem’i de an!’(19/Meryem:16)

Allah Teala, ‘Kitapta Meryem’i de an!’demişse demek ki Meryem, her hali ve tavrı ile üzerinde durulmaya, değerlendirilmeye lâyıktır. Bu yüzden biz de: ‘Haklar ve sorumluluklar söz konusu olduğunda, ‘Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.’(3/Âl-i İmran:42) denilerek, çağındaki küfre karşı vahye teslim olan, tüm zamanlar ve mekânlara taşınması gereken bu Müslüman kadını, günümüze taşısaydık ne olurdu?’ sorusuna bir cevap aramaya çalıştık.

Hz. Meryem, şimdi aramızda olsaydı ne olurdu?

Kitabımızın ‘Tahrim Suresi’nde, insanlığa örnek gösterilen iki Müslüman kadın vardır. (66/Tahrim:11,12) Bunlardan birisi Firavun’un karısı Hz. Asiye, diğeri ise İmran ailesinin adı geçen dört kişisinden birisi olan Hz. Meryem’dir.

Meryem, bekâr bir genç kız iken de bir şahsiyettir. Varlığını tanımlamak için bir başkasının yanına eklemlenmeyecek kadar kendisidir. Hatta oğlu bile ‘Meryem oğlu İsa’ diye anılarak kendisine nispet edilmiş, kendisi ‘İsa’nın annesi’ şeklinde tanımlansa doğru olabileceği halde tanım daha çok ilk şekilde yapılmıştır.  

Tahrim suresinde örnek gösterilen iki kadından Hz. Asiye, bilindiği gibi kâfir bir kocanın/Firavun’un nikâhındaydı yani Müslüman bir eşe sahip değildi; Hz. Meryem ise hiçbir şekilde bir eşe sahip değildi. Bu açıdan bakıldığında ikisinin en belirgin ortak özelliği, gerçek anlamda bir eşe sahip olamamalarıdır. Birisinin bir kocası var ama zalim ve kâfir; diğeri ise kocasızlığının haricinde, babasız çocuk doğurma gibi beşer zihninin inanması zor bir olayla insanların karşısındaydı.

Bu ikisinin, küfür, zulüm ve vahiy karşısındaki tavırları da benzerlik arz eder. Belki bu durum, inanmış kişinin Allah’a bağlılığının asırlar sonra bile aynı tavırları, yani küfre itiraz ve isyanı, vahye teslimiyeti ortaya çıkardığının bir göstergesidir. Buradan hareketle şunu söylemek mümkündür: Gerçek bir iman, tarihin her dönemindeki kadın ve erkek müminlerde, ‘küfre itiraz ve isyanı, vahye teslimiyeti ortaya çıkarır. Eğer bugün benzer tavrı çıkarmıyorsa, orada, olduğu söylenen imanın olup olmadığı ve gücü sorgulanmalıdır. İman var mı, hayatta mı, bitkisel hayatta mı?

Biz bu iki güzel insandan Hz. Meryem üzerinde duracağız.  

BİR ZÜMDÜDÜANKA HİKÂYESİ - 13

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -12

- Zümrüdüanka, dedi onu sessizce dinleyen, yorgun olduğunun farkındayım. Bedenen ve ruhen yorgunluğun yüzüne de yansıyor. Bakışların belki her şeyden daha çok dinlenmeye muhtaç. Ama hayat da devam ediyor, biliyorsun. Sen de hayatın bir kenarından tutunarak, sen de bir kulptan yapışarak kaldığın yerden hayata devam etmelisin. Bunun bir başka yolu yok biliyorsun.

- Evet, dedi Zümrüdüanka, tabi biliyorum. Ama ben senin görmediğin yerler gördüm, senin bilmediğin şeyler biliyorum. İşte bunlardır ki beni, bulunduğum durum üzerinde hoşnut bir şekilde kalmaktan alıkoyuyor.

Zümrüdüanka, bunları söylerken bilgiçlik mi taslıyorum diye biraz sıkıldı, biraz utandı ama gerçek de buydu.

- Bir şey sormak istiyorum Zümrüdüanka eğer izin verirsen, dedi.

- Sor

- Sen nasıl yetiştin, yetiştirildin ki bu kadar farklı ve özelsin. Nasıl oldu da sen her şeye, herkesin baktığı yerden farklı bakacak ve her şeyi herkesin anladığı şekilden farklı anlayacak duruma geldin. Nasıl oldu da sen bizim sahip olmadığımız bir uzak görüşlülüğe sahip oldun.

- …

Yutkundu Zümrüdüanka, bir şey diyemedi. Ne desem, diye düşündü. Ne dese bu soruya net cevap vermiş olmazdı. Mesela:

-          Babam benim eğitimim için çok özen gösterdi

-          Annem, benim terbiyemle çok ilgilendi.

-          Ben çok farklı bir aile ortamında yetiştim.

-          Benim arkadaş çevrem çok farklıydı.

-          Benim çok özel hocalarım oldu.

Ne diyebilirim ki, diye düşündü. Bu sorunun cevabını kendisi biliyor muydu sanki. Başkalarını imrendiren bu hususların her biri, bir doğum sancısından daha beter sancılara, ardı arkası gelmeyen beyin sancılarına sebep oluyordu. Peki, kendisi böyle olmamak ister miydi? Başka türlü olsaydı, kendisinden daha mı hoşnut olurdu? Hayır. O, başka türlü olmak istemezdi. Başka türlü olsaydım, o zaman ben, ben olmazdım, diye cevap verdi içinden yükselen sorulara. Hiçbir cevap vermeden düşünmeye devam etti.

Sayfa 1 / 45

Üye Girişi

Videolar

Joomla templates by Joomlashine