CEVAP

Geç oldu, anlatma, iyi bilirim

Cevapsız sorunun girdabını ben

Gönül mabedimin, -elden sakladım-

Ne sırlar gizlenmiş mihrabını ben

 

Değeri bilinmez yaşanan anın

Şikâyetçisi yok, sökmeyen tanın

Kalbimi kavuran kara sevdanın

Uyanıkken gördüm, serabını ben

 

Karıştım köpüren sele hızlıca

Yol açtım kendimden, sana nazlıca

Gözyaşı dökerek elden gizlice

Öptüm ayağının turabını ben

 

Bazen okyanustum bazen gölektim

Edilen son dua, en son dilektim

Hiç isyan etmeden gönüllü çektim

Aşkın günahını, sevabını ben

 

Kendi cellâdımken ele ilaçtım

Ruhumu öldüren ne varsa kaçtım

Bir seherde sana kalbimi açtım

Aldım her sorumun cevabını ben…

BİR NAAT DENEMESİ

SEVGİLİYE ARZ-I HAL

LA TAHZEN

 

Bizim gemiler hep karadan yürür!

 

Nuh’tan beri gemileri biz

Karadan yürüterek geldik İstanbul’a

Zihnimiz, kolayı bilmediğimiz seferlerde

İmkânsızı mümkün kılmaya ayarlıdır.

Onun için kalbimiz odaklıdır sefere

Muvaffakiyet Allah’tandır, dedik zafere

İşte onun için ‘sağım, solum, önüm, arkam…’

Diyen çocuklar gibi, döne döne

Şu adına dünya denen meydanda

‘Zafer’; işte o neyse, o da koştu peşimizden

Biz dönüp ardımıza bakmadık bile

Hani Ey Allah’ın Elçisi öğretmiştin ya

‘Ardınıza bakmayın!’ ayetini sen bize (15/Hicr:65)

 

Gönlümün lavlarını akıttığım bir an olacak!

 

Yangında ilk yakılacaklar arasına koyun

Şu gönlüme fazla gelen ne varsa o zaman

Acıların raptettiği yerlerden azatlık istiyorum

Çaresizliğin düşürdüğü kuyularda

Yusufluğum yetmez mi, demeden bekliyorum…

Kaçmayacağım, hayır kaçmayacağım

Oturacağım sinemde çakan kıvılcımların gölgesinde

Sen nasıl dayandın bilmiyorum Sevgili

Hainlere, kadir kıymet bilmez cahillere

Mekke’ni zindan, Medine’ni tufan edenlere

Ben çoktan çekip gitmeye kararlıydım, neden mi olmadı

Hani Ey Allah’ın Elçisi öğretmiştin ya

‘Fefirru ilallah/ Allah’a kaçın!’ ayetini sen bize (51/Zariyat:50)

ACI ÇEKEN ATLAR

Bugün yine, yeniden, diyerek başlasam da

Atamadım gönlümden zehirleyen tatları

Kolay değildir her gün, kaybolmak bu sarmalda

Hani hep vururlardı acı çeken atları

 

Gönlümün rotasını çizdim altın kâğıda

Bindiğim her bineğin tutuştu kanatları

Bir zerre tat aradım, avuçlarla ağıda

Hani hep vururlardı acı çeken atları

 

Ömrüm varmış demek ki ben hala yaşıyorum

Çok seyrettim dünyada, Kerem’i, Ferhatları

Hüznünü sarmalayan bir yürek taşıyorum

Hani hep vururlardı acı çeken atları…

  

GECENİN BİR SAATİ

 

Zamanım kalmadı bak, bekleyemem yarını

Sahiline gelirken bitmiyor birkaç kulaç

Söylenecek sözüm var, gönül kapılarını

Yorgunum, çaresizim, daha tıklatmadan aç.

 

Ben öfkeden ağlarsam, sen düşersin gözümden

Çok şey sanma kendini, sen sevdiğim kadarsın

Temel benim, sütun ben, boy ölçüşme sevgimle

Bir gün seni sevmekten vazgeçersem anlarsın

 

Aşka, akla ve söze, sordum kimin kızıyım

Sen görmedin oralarda, yine en çok ben vardım

Senin göz bebeğinde, asılırken her sefer

Zor gelirdi kaçarken kendimi yakalardım.

SAMİRİLEŞMEK

Taha suresinin Hz. Musa kıssasının anlatıldığı bir bölümünde;

Hz. Musa’nın, kendisine tabi olanlarla hicret ettikten sonra Rabbinden vahiy almak üzere toplumundan ayrıldığı ve kırk gün sonra geri döndüğü anlatılır. Ve karşımıza dört ayrı insan modeli çıkar: Hz. Musa, Hz. Harun, Samiri, Samiri’ye uyanlar.

Biz burada, Samirî’yi merkeze alarak olayları değerlendirmek istiyoruz. Çünkü Kuran’da Samiri lakaplı bir kişiden söz edilmesi, insanlık tarihi içerisinde Samirilerin hep var olacağının ve Samirileşmenin hep devam edeceğinin; Samiriliğin hak din İslam yerine kurularak hayat bulacağının en açık delilidir. Samiri’nin ve Samiriliğin bu çağdaki karşılığını tespit edebilmek için model olarak gösterilen bu kişinin iyi tanınması gereklidir.

Bir Yolculuk Hikâyesi:

Hz. Musa’nın mücadelesinin Medyen dönüşünden sonraki önemli bir bölümü Taha suresinde anlatılır. Bu surede, hurufumukattadan hemen sonra Hz. Peygambere (o günkü ve sonraki tüm Müslümanlara) bir durum açıklanarak konuya girilir: ‘Kuran’ı sana sıkıntıya düşesin diye indirmedik.’(2). Bunun hemen ardından Kuran’ın indiriliş gayesi (3, 4), Allah’ın ilim ve kudretine işaret eden ayetlerden (5-8) hemen sonra söz ‘Sana Musa’nın haberi geldi mi?’(9) denilerek elçilerden bir elçi üzerine getirilmektedir. Bu sorununu cevabını elbette Allah bilmektedir. Biz buradan, konuşma adabını ve bir konuya nasıl gireceğimizi öğreniyoruz.

GÜLDÜREN DE O'DUR

Hüznü vardır elbet Rabbi olanın

‘Güldüren de O’dur, ağlatan da O!’

Tökezlersen: ‘Korkma, ben varım!’ demem

‘Güldüren de O’dur, ağlatan da O!’

 

Derim ki: Allah var, sarıl hayata

Dikil zulme karşı, dikil bir daha

Her karanlık gece mecbur sabaha

‘Güldüren de O’dur, ağlatan da O!’

 

‘Ben prensim.’ diyen çirkin kurbağa

Güllerin arasında girerse bağa

Bir kere yüz verme umutsuzluğa

‘Güldüren de O’dur, ağlatan da O!’

 

Olmamışsa sana kör kuyu vaha

Gönlün yönelmesin asla eyvaha

Hiç unutma, söyle, aşkla bir daha

‘Güldüren de O’dur, ağlatan da O!’

 

Madem var eden O, niçin zulmetsin

O ister her zaman kuluna yetsin

Hayat her insana şunu öğretsin:

‘Güldüren de O’dur, ağlatan da O!’ (Necm:43)

KENDİME DEDİM

Zannetme el için yazıp çizdiğim

Yumruğum altında nefsi ezdiğim

İnci, mercan, yakut gibi dizdiğim

Sözlerimi ben hep kendime dedim.

 

Zor günde dermansız dizin direği

Susuz kalmış gibi yanmış yüreği

Çıldıran zihnimi teskin gereği

Sözlerimi ben hep kendime dedim.

 

Bazen yerde bazen gökte dolaşan

Misk ü amber gibi aşktır yol aşan

Kulaklardan önce kalbe ulaşan

Sözlerimi ben hep kendime dedim.

 

Karanlık yağarken inceden ince

‘Ab-ı hayat geldi, için!’ deyince

Ayten dahi beni dinlemeyince

Sözlerimi ben hep kendime dedim. 

KURAN BİZE NE KADAR KILAVUZ OLABİLİYOR?

Kur'anî Hayat Dergisi (sayı 2015/44)

İslam Nedir?

Dünya Müslümanları olarak uzun zamandır, arka arkaya çok sıkıntılı dönemler yaşadığımız herkesin malumudur. Yaşadığımız sıkıntıları aşabilmemiz için ilk yapmamız gereken şey, doğru bir İslam tarifinde karar kılmamızdır. ‘İslam nedir?’sorusunu Allah’a yani vahye/Kuran’a sorarak, aldığımız cevapla yetinmeliyiz. Zaten ‘Kuran, insanlığın sorması muhtemel sorulara verilmiş cevaplar toplamıdır.’denilse doğru söylenmiş olur. Çünkü insanlık bazı sorularını ancak Allah’a sorarsa doğru bir cevap alabilmek imkânına sahiptir.

İslam, tüm insanlığın dini olduğu için evrenseldir; bu sebeple zemine bağlı yorumların İslam sayılması İslam’a verilen en büyük zarardır. Nüzul zamanına bağlı olan yanlarını, zamandan bağımsız olan hedeflerin önüne geçirmek İslam’a verilen en büyük zarardır. İslam’ı bir zamanın yorumları içinde dondurarak, sonraki insanların akıllarını ve tefekkürlerini işlevsiz kılmaya çalışmak, İslam’a ve Müslümanlara verilen en büyük zarardır. İslam’ı farklı kültürlerle yoğurarak, hepsi birbirinden farklı yüzlerce görüşle harmanlayarak bu karışımlara İslam demek, İslam’a verilen en büyük zarardır. Geçmişten getirilen veya kalan bazı şeyleri kutsayarak tartışılamaz kılmak, ‘la yüs’el’ insanlar ve kitaplar olduğuna inanmak ve bu görüşü insanlara İslam adına dayatmak, İslam’a verilen en büyük zarardır. Hâlbuki insan ve eserleri la yüs’el olamaz. (21/Enbiya:23)

Müslüman Kimdir?

Müslümanlar olarak yaşadığımız sıkıntıları aşabilmemiz için ikinci olarak yapmamız gereken şey, ‘Ben kimim?’, ‘Benim adım nedir?’, ’Ben nasıl olmalıyım?’ sorusunu, tek doğru yere yani tüm insanları yaratan ve onlara din olarak İslam’ı indiren Allah’a yani vahye/Kuran’a sorarak, aldığımız cevapla yetinmeliyiz.(5/Maide:3)

Bu soruyu soracağımız bilinerek verilen ‘’ Allah, hem daha önce hem de bu Kitap’ta size Müslümanlar adını verdi.’(22/Hacc:78) cevabı bize yetmeli ve hatta esasında kendimizi bu isme uygun hale getirmek için bir ömür çabalamamız gerektiği bilinmelidir. Çünkü bu ismi almak kolay, bu isimle kalmak ve yaşamak hiç de kolay değildir. Şirkin ve insan şeytanlarının her modelinin bulunduğu bir zaman diliminde, -Müslüman olabilmekten çok- Müslüman kalabilmek gerçekten ‘avuç içinde kor ateş tutmak’ gibi yakan bir durum olabilmektedir. Kalmaya çalışanların yaşadığı gibi

Hiç şüphesiz ki İslam’ın oluşturmaya çalıştığı şahsiyetin tek adı ‘Müslüman’dır. İslam, o şahsiyet eliyle geriye kalan hedeflerini gerçekleştirmek ister. Şahsiyet oluşturmayı ihmal ederek, hedeflere yönelmek, ekmeden biçmeye çalışmak gibi bir şeydir. Bu hususta da her insan, ilk olarak kendi şahsiyetini Kuran’a göre biçimlendirmekle mükelleftir.

Kuran Bunları Söylüyor mu?

Ülkemizde, Müslüman olduğunu söyleyenlerin hayatlarından, İslam telakkilerinin yansıması olan farklı kesitleri, kısa film görüntüleri şeklinde gözler önüne sermeye çalışalım. Sonra düşünelim, araştıralım: Allah/İslam/Kuran/Hz. Peygamber’in aldığı vahiy, bu vahyin hayata uygulanışı olan sünnet bize bunları söylüyor mu? Tüm bunların mesnetleri nelerdir?

Şöyle bir yöntemle bu yazıyı başlatalım: Eğer ben bir gayrimüslim olsam, içinde bulunduğum toplumun sapkınlıklarını ve şirkini fark ederek, dünyadaki dinleri(/yaşam tarzlarını oluşturan değerleri) incelerken sıra İslam’ı incelemek üzere Türkiye Müslümanlarının yaşam tarzlarını incelemeye gelse… Bu süreçte aşağıda yazacaklarımı görsem, insanlığın ilk andan beri Allah katındaki makbul tek dini olduğu söylenen bu din mensuplarının, din adına ortaya koyduğu bu sahneler hakkında acaba ne düşünürdüm?  

  • Sahne: Yer İzmir, Konak civarındaki bir camide kadınlar namaz kılıyor. Bir hanım geldi, o da namaza duracak, kıyafeti ayaklarına kadar uzun, buna rağmen bir etek aldı, bel kısmını dizlerine kadar indirerek eteğin ayakları üstünde yığılmasını sağladı. Orada birisi ona bakınca: - Ayakların görünmemesi lazım, dedi. –Ayaklar tesettür bölgesi değildir, dedi bakan. – Bizim oradaki hocalarımız öyle diyorlar, biz de öyle yapıyoruz, diğer vakitte görünse bile, namazda ayaklarımızı örtüyoruz. –Peygamber ve sahabe, bazen ayakkabılarıyla, ayakkabıları yoksa bazen de çıplak ayaklarıyla dururlardı namaza. Peygamber döneminde çorap fabrikası mı vardı? –Hocalarımız öyle diyorlar ama. – Peygamber ve sahabe öyle yapmamış ama…

İnançta Sünnetullah:Tevhid Yoksa Şirk Vardır

Çağdaş Şirk ve Çağımızın Putları

Kur'anî Hayat Dergisi (sayı 2015/42)

1-) ŞİRK NEDİR?

Şirk, çeşitli inançları içine alabilen genel bir kavramdır. Ulûhiyette, rububiyette, ibadette, duada, şefaatçi kılmada Allah ile beraber veya ayrı olarak Allah dışındaki bir varlığı, Allah’a ortak koşmaktır. Fayda, zarar, iyilik, kötülük konusunda, Allah dışında etken varlık kabulüdür. Esasında şirk, Allah’ı reddedenlerin değil, Allah’a iman ettiğini söyleyenlerin bir sapmasıdır. Fakat ne hikmetse, Allah’a iman edenlerden bir tek kişi bile kendisinin bunlardan olabileceğini düşünmemektedir. Hâlbuki bu konuda insanlığın durumu ‘Onların çoğu, şirk/ortak koşmadan Allah’a inanmazlar.’(Yusuf:106) şeklinde ifade edilmiştir.

Şirke düşenler, Allah’ı gerçekten en yüce bir ilah kabul ederken, ancak Allah’ın sevdiği ve dostu/evliyası olduğunu düşündükleri kişilere, şefaatçi olabileceğine inandıkları kişilere, meleklere ve melek sembolleri olduğuna inandıkları varlıklara, dinî lider kabul edilen kişilere saygı, sevgi, bağlılık göstererek Allah’a daha yakın olacaklarına inanırlar.

Şirk içeren tüm bu yönelişler, şu üç başlık altında ele alınabilir:

1-) Allah’a daha yakın olduğu düşünülen ölmüş veya hayattaki insanlara yönelme

2-) Melekler ve cinler gibi soyut varlıklara yönelme

3-) Putlar/Heykeller ve semboller gibi cansız varlıklara yönelme

Şirkin/Allah’tan başka şeyleri tanrı edinmenin üç alameti vardır:

1-) Allah dışında başka şeylere dua ve ibadet etme

2-) Allah dışında başka şeyleri şefaatçi edinme

3-) Allah dışında başka şeyleri evliya edinme

Tüm bu değerlendirmeler genellenirse, şirk, kişinin manevi yönünü, Allah’tan başka tarafa çevirmesidir; ne yana ve kime çevirdiğinin hiçbir önemi yoktur.

2-) ŞİRKİN SEBEPLERİ

*Uzak ve yüce tanrı inancı: İnsan düşüncesinde, kişiye çok uzak ve çok yüce olan bir tanrı inancı, onu vesileler aramaya itmiştir. Bu düşüncede, tanrı öyle uzaktır ki herkes ona seslenemeyeceği gibi, o da her sesleneni muhatap kabul etmez. Bu ulaşılamaz ve seslenilemez tanrı inancını reddeden;  ‘Kullarım sana beni sorarlarsa,Ben onlara çok yakınım.’(2/Bakara: 186); ‘Biz ona şah damarından daha yakınız.’(Kaf:16) gibi ayetler bile insanları ‘uzak Allah’ telakkisi sonucu ortaya çıkan torpil arama alışkanlığından kurtaramamıştır.

* Suçluluk ve utanç duygusu: Bu duyguyla oluşan şirk, kişinin Allah karşısına çıkamayacak kadar suçlu olduğunu düşünmesinin bir sonucudur. İnsan, kendisi gibi çok günahkâr birinin Allah karşısına çıkmaya, ona dua etmeye yüzü olmadığını düşünür. Bunun için günahsız(!), tertemiz kişilerden ‘aracılar/vesileler’ edinmek gerektiğine inanır ve birisini bulur. Çünkü zaten bunu telkin edenler de tarih boyunca olmuştur. En ağır suçları işleyen insanlar bile eğer ‘Benim gerçekten çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu kullarıma haber ver.’(15/Hicr:49) ayetini bilse ve idrak etselerdi, aracı aramaya gerek duymayacaklardı. Çünkü ‘Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları affeder.’( Zümer: 53) müjdesini Allah, kendisine yönelerek tövbe eden tüm günahkâr insanlara vermektedir.

*İnsanlarla ilgilenmeyen, yasası olmayan bir tanrı telakkisi: Dünya üzerindeki inanç sahibi herkes, dünya dâhil tüm kâinatın Allah tarafından yaratıldığını ve ona ait olduğunu kabul eder, yaratıcılıkta ve mülkünde ortağı olmadığını bilirler. Yerleri, gökleri, arasındakileri Allah’ın yarattığını, idare ettiğini bilir ve söylerler. (Zuhruf: 9, 87) Güneşi ve ayı yörüngesinde tutanın, mevsimleri oluşturanın, günleri-geceleri sürdürenin, her canlıyı yaratanın Allah olduğunu kabul ederler. Fakat her nasılsa insandaki bu doğru telakki, kendisine gelince değişmiş, şirkin ne olduğunu bilmeyen kişilerin hayatları ve uygulamaları, bu bilgilere göre olmamıştır. İnsan, her şeyle yakından ilgili olan Yaratanın, kendisiyle –yaratma dışında- o kadar da yakından ilgilenmediğini düşünmüş ve hayatını yönlendireceği kurallar oluşturmaya çalışmıştır. Bunu yaparken aklın ve ilminin yetersiz gelebileceği hususları göz önüne almadan kendi telakkilerini öne çıkarmış, vahiy yokmuş gibi davranmıştır. ‘Kavmim bu Kur'an'ı terk edilmiş bir kitap olarak bıraktı.’ (25/Furkan:30) ayeti bu durumu ifade eder.

Sayfa 10 / 22

VİDEOLAR


İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)
Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)

Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma’ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma'ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)

Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)
Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)

Toprak Ayetleri (30.05.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)
Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)

Tevrat, Meal ve Tefsirlerdeki Hz. Eyyub Yorumlarının Kur’an’la Karşılaştırılması - (Sad 38/41-44- Enbiya 21/83-84) (25.04.2020)
Tevrat, Meal ve Tefsirlerdeki Hz. Eyyub Yorumlarının Kur'an'la Karşılaştırılması - (Sad 38/41-44- Enbiya 21/83-84) (25.04.2020)
Nisa Suresi 19-36. Ayetler Bağlamında Cahili Arap Geleneğinin ve İsrailiyatın Kur’an-ı Kerimi/İslamı Boğması - (04.04.2020)
Nisa Suresi 19-36. Ayetler Bağlamında Cahili Arap Geleneğinin ve İsrailiyatın Kur'an-ı Kerimi/İslamı Boğması - (04.04.2020)

Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)
Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)

İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)

Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)

Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)

Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)

Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Joomla templates by Joomlashine