(Ayten DURMUŞ, Özgürlük Mesnevisi)
Anamın oğulları vefasız çıktı oğlum
Yalnızlık türküsünden incindi narin ruhum
Hayat uykusundalar ölümden daha derin
Ne korkunç sabah oldu, gün doğdu haber verin
Nihavent makamında şarkı söylüyor zaman
Bu dünyaya ne oldu, etrafı sarmış duman
Katliam ve kan gölü, insanlar neden sus-pus
Böyle bir şey olamaz inanmam bu bir kâbus
Ruhumun vadisinden yükselip gelir çığlık
Katrana Kevser diyor, sihirli kızıl ışık
Arkasına gizlenmiş çirkin gözlü bir pusu
Kanla yoğrulmuş ekmek, gözyaşı katılmış su
Karanlığın başında hissizleşmiş suratlar
Karanlığın gözünde açılmamış kanatlar
Taşlaşmış gönüllerin can alıyor sevgisi
Ölümün dudağından öpüyordu birisi
Kimi yaşça büyümüş, oturur kumda oynar
Kimisi doğduğunda annesinden ihtiyar
Yine efkâr basıyor, sağım solum bataklık
Sarhoş dev tam karşımda, bütün yüzler yılışık
Homurtu yankılanır, vadilerde ses gibi
Ufkum kızılboyandı, alevden nefes gibi
Din adamı olmuşken hurafenin dindarı
Ne Maide çözümdür ne Kevser’in pınarı
Simli sözler dilinde, parlaktır, yumuşaktır
Beş kuruşu çok bulur, üç kuruşa uşaktır
Ne yana istersen çek, sözleri hep karışık
Nesline, hayatına kastedenle barışık
Sol eliyle aldı hep sağ elin verdiğini
Ve düşündü ilminin ecrine erdiğini
Görevsizlik kararı almış bizde ulema
Kitap yüklü merkebe duvar süsler diploma
Kendi çok cesur lakin korkup durur gölgesi
En çıplak hakikati gizlemek göstergesi
Tutarsız fikirleri aylaklık bildirisi
Ömürsüz davaları süslü laf çevirisi
Mevsimlik kitapların hormonlu görüşleri
Sabrımızı çürüttü kayıkçı dövüşleri
İslami Hayat Dergisi (sayı 2013/17)
İnsanın, yanlışını fark ettikten sonra onu düzelterek kendini bağışlaması, kendisiyle barışık yaşamasını sağlar.Sözler ahlâk haline gelmelidir:
Müslümanlar, ‘güzel ahlâk ve erdemin kemal noktası’ olan İslam’dan konuşmayı seviyor ve konuşuyorlar. Elbette bu, insan eğitiminin önemli bir parçasıdır. Sahabeye uygulanan eğitim yöntemi de buydu. Bu sebeple haftalık sohbetler, aylık istişareler, yıllık değerlendirmeler elbette önemlidir ve olmalıdır. Hatta insanlar bunları; kendileri, aileleri, toplumları, İslam milleti ve dünya adına da yapmalıdırlar.
Ancak iş artık öyle bir boyuta geldi ki konuşa konuşa sözleri de yoran insanlar ‘İşte hepsi bu.’demeye başladılar.
Bu hale gelmek sorunlu bir durumdur. Kadın ve erkek olarak tüm Müslümanların, konuşmayı dengeli bir noktada bırakıp asıl gayelerinin, konuşulan, önerilen, öğrenilen ne varsa ‘ahlâk’ haline getirmeleri yani yaşanmaları gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.
Yaramıza neşteri kendimiz vurmak zorundayız:
Ülke ve İslam Dünyası olarak Müslümanların en önemli sorununun ‘Müslüman olmak’ yani ‘İslam’ı temsil etmek’ olduğu herkesin malumudur. Tabi ki bunun için Müslümanlar, öncelikle İslam’ın ne olduğunu doğru bir şekilde bilmek zorundadırlar.
Kur'anî Hayat Dergisi (sayı 2013/29)
Duyduğun tek ses vardı, bu zıtlar korosunda Işığın tek rengini arayan kör olmadan ‘Ezelî hakikati’, gönlünün kaosunda Çok aradın, bul artık saçlarını yolmadan.İnsanın, hayatı ve olayları doğru değerlendirebilmesi için doğru ve dengeli bir ölçüler bütününe ihtiyacı vardır. Bu olmadığı zaman;
‘Bir’e ‘Bir’ diyemiyor, ‘Tek’i çift gören şaşı’ mısraında ifadesini bulduğu ve ‘… gözlerini ters çeviririz’ (Enam 6/110) ayetinde somutlaştırıldığı şekliyle; bakışın/görüşün açısı bozulmuşsa görülenin düzgün ve dengede olması, doğru değerlendirme için kâfi değildir.
Bu yanlış, sıfır noktasındayken gideceği yönü milimlik bir sapmayla da olsa yanlış tespit eden kişinin o milimlik sapmasının, zaman içerisinde sıratı müstakimden kilometrelerce uzaklaşmasına sebep olur.
İnsanoğlu ‘Neden ben?’ ya da ‘Neden ben değilim?’ sorusunu sormaya başladığı zaman, duracağı bir yer yoktur. Her durum, nesne ve istek için bu soruyu sorabilir. Fakat bu soruyu belirli bir şekilde sormak kişiyi ‘isyana ve şikâyetlere’ yöneltirken; diğer şekilde sormak ‘sabra, sekînete ve rızaya’ sevk eder.