Alman Koca

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 02.09.2022

Yakın tarihte bir süre Almanya’da bulundum. Gidebildiğimiz şehirlerde, mümkün olduğu kadar çok kişiyle görüşmeye, konuşmaya çalıştım. Gündeme gelen konulardan biri de Almanya’da yetişen gençlerin ve özellikle de genç kızların evlilik sorunuydu. Özetle şunları söylediler:

• Almanya’da yetişen ve eğitim gören kızlar, evlenecek uygun erkek olmaması nedeniyle evlenemiyorlarmış. 

• Bu kızlar, Türkiye’de yetişen gençlerle evlendiklerinde, yetişme farkı nedeniyle görev, sorumluluk, beklenti gibi konularda anlaşamıyorlarmış. Bu evlilikler çoğu kere boşanmayla sonuçlanıyormuş.

• Almanya’da yetişen Türk gençlerle evliliklerde, bu gençlerin büyük kısmı evlilikle ilgili sorumluluklarını yerine getirmiyorlarmış. Ancak bu gençlerin çoğunun Türkiye’den genellikle kırsal kesimde çoğu eğitimsiz olarak yetişip evlilik vb. gibi bir nedenle Almanya’ya gelip orada yaşayan anneleri gibi herkesin arkasını toplayan, herkesin her işini gören, herkes için sınırsız fedakârlık yapan anneleri gibi bir eş beklentisi varmış. Bu nedenle geçinemiyorlarmış.

• Türk kızlardan bazıları, yetiştikleri ortamlardaki Almanlar başta olmak üzere bazı yabancılarla ‘daha iyi anlaştıklarını’ söyleyerek evlenmek istediklerinde, aile ve oradaki sosyal çevre ‘din farkı’ nedeniyle şiddetle karşı çıkıyormuş.

• Aileler ve evlenmek isteyen genç hanımlar, bu konuyu oradaki din görevlilerine götürdüklerinde, onlar da Kur’an’daki ‘ehli kitapla’ evlilik izninin, Müslüman erkeğin ‘ehli kitap’ hanımlarla evliliğinde söz konusu olduğunu söyleyerek önceki âlimlerin ‘Müslüman hanımların ehli kitap erkekle evliliğine cevaz vermediklerini’ söylüyorlarmış.

• Bunlardan konuyu kendi evlikleri için derinlemesine araştıran birkaç genç hanım, bu konuda görüş sordukları din görevlilerine, Kur’an’da tüm topluma yöneltilen hitapların Arapçanın bir özelliği olarak ‘eril’ formda olduğunu, dolayısıyla ‘helal-haram’ ayetlerinin de böyle olduğunu söylemişler. Buradan hareketle demişler ki: ‘Namaz, oruç, zekât gibi bir sürü emir de eril formdadır ancak kimse bu emirler için ‘Bu ayetler eril formdadır, bu nedenle yalnız erkekleri ilgilendirir, kadınlar hariçtir’, dememiştir. Dolayısıyla ehli kitapla evliliğe izin veren ayetin de iki cinse hitap etmesi gerekir.’ Ancak bu genç hanımların bireysel araştırma sonucu ulaştıkları bu görüş, görüşü sorulan din görevlilerinin yaptıkları açıklamaları değiştirmemiş.

Görüştüklerim arasında, biri Pakistanlı diğeri bir Türk’le evli iki Alman hanım ve Alman bir erkekle evli, orada yetişip eğitim gören Ayla adlı bir doktor hanım da vardı. Almanya’da yaşayan bu hanımlardan bazılarının evlilik hakkındaki görüşleri şöyle:

Selma Hanım: - Ben kendi evliliğim dışında iki oğlumun (35, 33 yaşındalar) evliliklerine bakıyorum. Hem kocam için hem de kendim yetiştirdiğim halde oğullarım için şunu söyleyebilirim: Bizim erkekleri mutlu etmek mümkün değil. Çünkü isteklerinin sonu, sınırı yok. Kendileri için neyi yaparsan yap, onların senden bekleyip senin yerine getirmediğin ‘şeyler(!)’ sürekli hissettirilir. Sürekli ‘eş, anne, gelin’ olarak seni bir yetersizlik duygusu içinde bırakarak kendi eksiklik ve yetersizliklerini örterler. (Herkes güldü, o konuşmasını sürdürdü.) Yani ‘Ben şöyle şöyleysem sen de böyle böylesin. Sen de çok iyi bir eş, anne, gelin değilsin. Eksikliklerinin farkındayım, sen de kendi eksikliklerinin farkına var da beni suçlama’ gibi.

Zehra Hanım: - Esasında bizim erkekleri özellikle ‘eşleri’ açısından ‘hoşnut, mutlu’ etmenin gerçekten imkânı yoktur. Bu konuda, mutlu olmamaya karar vermişlerdir. Ailemdeki diğer evliliklere baktığımda şöyle düşünüyorum: Sanki eğer biri kazara: ‘Ben eşimden memnunum, iyi bir evliliğin var’ dese, tüm dünya onlara ‘Ey kılıbık sen de mi yuları karıya kaptırdın?’ diye haykırmaya başlayacak sanıyorlar. (Yine herkes güldü)

Yıldız Hanım: - Benimkiler de öyle. Hadi eşimi anladım, daha önceki nesil, o nesil de böyle marazlar vardı ancak ben oğullarımı anlamakta zorlanıyorum. Burada yetiştiler, burada eğitim gördüler, burada evlendiler, burada yaşıyorlar. Ama benim çabalarım onları değiştirmeye yetmedi, tıpkı babaları gibi oldular. Kölelik etsen az geliyor, kulluk istiyorlar. Allah’tan gelinlerim akıllı da idare ediyorlar benim oğlanları.

Fatma Hanım: - Bir de bizim erkeklerimiz, hayatın merkezi olarak kendilerini görüyorlar, her şey onlara göre olmalıdır. Eşlerinin kendileriyle mutlu, huzurlu olup olmadığı, onların gündemlerine alınmaya değecek bir konu değildir. Bu beyler, eşleriyle evlenmiş, onları evde kalmaktan kurtarmışlardır, daha ne yapsınlar? (Yeni herkes güldü)’

Herkesin asıl merak ettiği Ayla Hanım’ın evliliğiydi. Ben de onun evliliğini dinlemek istiyordum. Annesi Ülker Hanım, kızına gülümseyerek bakıp dedi ki:

- Doğrusu ben de başlangıçta onun bu isteğine karşı çıktım. ‘Bir Almanla mı evleneceksin, kesinlikle olmaz!’ dedim, o süreçte kızımı çok üzdüm. Ama şimdi çevremdeki evliliklerle kızımın evliliğini kıyaslayınca kızımın çok doğru bir karar verdiğine ben de inanıyorum.

Ayla Hanım, 30 yaşında, 5 yıllık evliymiş. Almanya’da tıp eğitimi görmüş, aynı sınıfta okudukları bir Alman’la da beş yıl önce evlenmiş. Dedi ki:

- Burada yabancılarla evlenen kızlar, bizden biriyle evlenenlerden daha huzurlu ve mutlu.

İlk soru olarak Ayla Hanım’a sebep soruldu, o da şu cevabı verdi:

- Yabancıların beklentileri daha sınırlı, bu nedenle huzur olabiliyor.

- Ayla Hanım, eşinizle nasıl tanışıp nasıl evlendiniz?

- Biz eşimle aynı okulda, aynı sınıfta okuduk. Öğrencilik yıllarımda onu yakından tanıma imkânım oldu. Onu insan olarak beğeniyordum, güzel huylu, temiz bir insandı ancak evliliği hiçbir zaman aklıma getirmedim. Ben Müslüman olduğum için sınıfımdan İslam’ı merak eden bazı kişiler bana İslam’la ilgili sorular sorarlardı. Mesela: ‘Siz Muhammed’e mi tapıyorsunuz?’ en çok sorulan sorudur. ‘İsa ve Meryem hakkında Müslümanlar ne biliyor, ne düşünüyor?’ gibi. Ernest de yani şimdiki eşim de bana böyle sorular sorardı. Esasında ben de pek bilmiyordum ama onlar sordukça araştırmak, öğrenmek zorunda kaldım. Bildiğim kadarıyla da cevap vermeye çalıştım. Dinimi, yabancılar bana soru sordukça öğrenmek zorunda kaldım desem doğrudur. Son sınıftayken Ernest bir gün bana: ‘Sizin dininizde kızlar, başka dinden bir erkekle evlenebilirler mi?’ dedi. Almanya’da zaman zaman Müslüman kızların Alman delikanlılarla evliliği söz konusu olduğunda, buradaki hocaların söylediğinden kulağımda kaldığı kadarıyla cevapladım. Bu kızlar için mümkün değildi.

Son sınav dönemindeydik, mezun olmamıza çok az bir süre kalmıştı. Okulun yakınındaki bir kafede ders notlarıma bakıyordum. Ernest, geldi, izin isteyip masaya oturdu. Biraz derslerden, sonra ne yapmak istediğimizden söz ettik. Bir süre sonra ‘Sana bir şey sormak istiyorum’ dedi, durdu, ben de İslam’la ilgili bir soru sormasını bekliyordum. ‘Biraz heyecanlıyım… Biz evlenebilir miyiz? Benimle evliliği düşünür müsün?’ dedi. O anda ne diyeceğimi bilemedim. Çünkü şimdiki eşim, evet iyi bir insandı ama o ama o bir Türk değildi, neticede bir Alman’dı ve bizim ailede Türk olmak çok önemliydi. Bunu söyledim ilk olarak yani ırk farkımızı. ‘Bu çok mu önemli?’ dedi. Ne diyeceğimi bilemedim. Esasında Ernest’i insan olarak beğeniyordum ama evlilik hiç aklıma gelmemişti. Bana ‘Biraz düşün’ dedi.

Epece düşündükten sonra ona, benimle evlenmek için din değiştirmesi gerektiğini söylemenin doğru olmadığını düşündüğümü söyledim. O da kendisinin Hıristiyan olmadığını, dinleri araştırdığını hatta bazı Türk arkadaşlarının ona İslam’ı öğrenmesinde yardımcı olduklarını söyledi. Benimle ilgili kararının ise İslam’ı öğrenme kararından bağımsız olduğunu ve uzun süredir kendisinin benimle evliliği düşündüğünü söyledi.

Etkilendim tabi. Bunu anneme söylediğimde çok kızdı. Babam ve ağabeylerim de kızdılar. ‘Hiç mi kimse kalmadı da elin Alman’ıyla evleneceksin, olmaz!’ dediler; görüşmek, tanışmak bile istemediler. Ben de ne yapacağımı bilemeden Ernest’e ailemin onu tanımak istemediklerini, onların onayı olmadan bu konuda karar alamayacağımı söyledim. Ernest bekleyeceğini söyledi. Ben de bu arada İslam’ın yabancıyla evlilik konusundaki hükmünün dayanaklarını araştırmaya başladım.

Bir süre sonra bir bayram sabahı Ernest, Türk arkadaşlarıyla birlikte babamın ve ağabeylerimin de gittiği camiye gelmiş. Arkadaşlarından bir kısmı, ağabeylerimin de tanıdığı Türk gençlermiş. Babam bu gençleri bize kahvaltıya çağırmış, aralarında Ernest de varmış ama onun bir Alman olduğunu bilmiyormuş. Bize geldiler görünce şaşırdım ama bir şey demedim. Kahvaltıda babam Ernest’in bir Alman olduğunu öğrenince çok mutlu oldu. Ağabeylerim de Ernest’e herkese gösterdikleri ilgiden daha fazlasını gösterdiler. Hatta ne zaman isterse bize gelebileceğini söyleyecek kadar ona yakınlık duydular. Ben o gün akşam, anneme Ernest’in kendilerine söz ettiğim sınıf arkadaşım olan Alman olduğunu ama onun bugün bize geleceğini bilmediğimi söyledim. Bu durumu babamla ağabeylerim de öğrendiler. Ama onu yakından tanıdıktan sonra evliliğimize karşı çıkmadılar.

- Ayla Hanım, siz de Gülay Hanımla Yıldız Hanım’ın görüşüne katılıyor musunuz? Yani Alman bir erkekle evlenenlerin daha huzurlu olduğunu söyleyebilir misiniz?

- Bunu genelleyemem ancak kendi evliliğim adına konuşabilirim. Evet, bizim evliliğimiz huzurlu çünkü onun ailesi bize karışmıyor. Benim ailemin de bizim geleneklerimizi bilmeyen Ernest’ten herhangi bir beklentileri yok. Ayrıca aynı mesleğe sahip olduğumuzdan birbirimizi anlayabiliyoruz, dışarıda veya evde her işi birlikte yapıyoruz. Mesela ağabeylerimin yengelerimden beklediği hiçbir şeyi, Ernest benden beklemez. ‘Sen kadınsın, evdeki şu işleri sen yapmalısın’ şeklinde, evde kendisinin yapmaması, yalnızca benim yapmam gereken işler olduğu şeklinde bir anlayışa sahip değil. Bu da benim için evliliği kolaylaştırıyor. Hayatı gerçekten paylaşarak yaşıyoruz. Yani ben Ernest için Rabbime şükrediyorum.

- Almanlarda ailevi sorunlar yok mu?

- Var elbette Almanlarda da aile içi sorun çok fazla. Tabi bunun da bir sürü nedeni var. Ben kendi evliliğimdeki huzuru, Ernest’in Alman olmasına bağlamıyorum, insan olarak niteliklerine bağlıyorum.

Dinleyenlerden biri tane tane dedi ki:

- Ayla Hanım, bir an düşünün, babanız ya da ağabeyleriniz gibi kocanız olsaydı ne yapardınız?

- Evet, bu da zor bir soru ama geçinemeyeceğimiz ortada. Huzursuzluk kesinlikle olurdu, sonraki süreç nasıl olurdu bilmiyorum ama ben ağabeylerim gibi biriyle evlenseydim büyük ihtimalle sonuç er ya da geç boşanma olurdu. Bunu kendilerine de söyledim ama değişen bir şey olmadı. Ernest, benim ailemi seviyor, ben de onun ailesine saygı gösteriyorum. Bizim bayramlarımızda kesinlikle buraya gelir bayramı birlikte geçiririz. Onun ailesiyle de zaten aynı şehirde yaşıyor ve daha sık görüşüyoruz. Biz evliliğimizde iki ayrı milletten olmamızın olumsuz etkisini görmedik. Ben Ernest’le evleneli 5 yıl oldu, bir gün bile pişman olmuş, acaba yanlış bir karar mı verdim, demiş değilim. Ailesi, onun din arayışını biliyormuş, beklentileri Budizm falanmış çünkü Avrupa’da ciddi bir İslamofobi var. Ama bence daha önemlisi o, İSLAM AHLÂKINA SAHİP TERTEMİZ BİR İNSANDIR. Biliyorsunuz Müslümanların çoğunda İslam ahlâkı yok, sorunlarımızın çoğu bu yüzden.

- Neden babanız veya ağabeyleriniz gibi eşiniz olsa boşanacağınızı söylüyorsunuz?

- Esasında boşanmaya neden olan sorun şuradan ortaya çıkıyor: Dünya değişti, koşullar değişti, yaşam tarzı değişti, kadınlar da değişti. Erkekler de bu değişimi her alanda yaşıyor ama evliliklerinde ve kadınlarda bu değişimi görmek istemiyorlar. Tabi bu da mümkün olmuyor. Bunlar, burada yetişmiş insanlar. Dinle ilgili alt yapıları ya çok zayıf ya da çoğu kere Kur’an’a göre değil, kendilerine dini öğreten kişi veya grupların yönlendirmelerine göre şekil almaktalar. Bunlar da -çoğu kere- Kur’an’ın dengeli ekseni yerine, aile ve toplum yaşamıyla uyumsuz, farklı açılardan aşırılıklar barındıran, geçmişin şartlarına göre önerileri olan görüşler. Boşanmaların çoğu bu yüzden bence. Gerçekte bizim erkeklerimiz kendine eş alırken esasında köle istiyor.

- Hizmetçi anlamı da mı?

- Hayır, hizmetçi anlamında değil çünkü hizmetçinin emeğinin bir karşılığı var, işinin sınırları ve iş dışında kendine ait zamanları var. Fakat bizdeki evliliklerde, kadınların bir hizmetçi kadar bile hakları yoktur. Annemle yengelerim mesela. Kadın evlenmiştir ya bir kere, artık adı konulmamış bir köleliği kabul etmek zorundadır.

- Bu ağır bir ifade değil mi, bizdeki evliliği neden kölelik olarak tanımlıyorsunuz?

- Neden kölelik dedim çünkü köle durumuna getirilen bir kişinin tüm hayatı, bir başkasının iki dudağı arasındadır. O, onun tanrısı gibidir. Bizdeki erkekler de tam böyle bir evlilik, tam böyle bir kadın istiyor ya da evliliklerini bu hale getiriyorlar. Olmazsa da geçimsizlik çıkarıyorlar.

- Çok sert değil mi bu sözleriniz?

- Hayır, niye sert olsun? Bakın yaşanmakta olan hayata… Eski dönemlerde yeri gelince köle dahi kendisi için bir bedel ödeyerek özgürlük talep edebiliyormuş. Ama bizim toplumda kadın bir kez evlendi mi bir daha kendi adına karar alamaz. Hatta kadınlar adına durum o kadar kötüdür ki kadını formatlamak isteyenler, ‘onun boşanma hakkının olmadığını ancak kocasının sebep bile göstermeden onu boşayabileceğini’ söylemişler. Yani onlara göre kadın kim ki ‘erkek’ gibi kutsal(!) bir varlığı boşamak isteyebilsin? (Hafif bir gülüşme oldu) Tabi kadının kendi adına boşanma kararı alamayacağını söyleyenler: ‘Kadın duygusaldır, doğru karar alamaz, bu nedenle boşanma gibi önemli bir konuda karar verme yetkisini Allah ona vermemiştir.’ gibi doğru başlayıp yanlış sonuca ulaşan yargılarını da din adına söylememişler. Ben onların bu görüşlerini, şeytanın ‘beni ateşten onu topraktan yarattın’ diye doğruyla başladığı cümleyi, ‘bu yüzden ben üstünüm’ demesi şeklindeki yanlış sona erdirmesine benzetiyorum. Erkekler de ‘Biz erkek olduğumuz için, kadın gibi zaaflarımız olmadığı için Allah bu konudaki hem de tam yetkiyi hatta hiç kimseye hiçbir neden söylemeden kadını boşama yetkisini bize vermiştir’ sonucuna ulaşıyorlar.

- E bugün böyle değil biliyorsunuz, isteyen kadınlar da boşanabiliyor.

- Bir de bizim toplumumuzda, dul kadınların sorunları var tabi. O da ayrı bir rezalet... Sizin söz ettiğiniz boşanma konusunda din ne diyor, onaylıyor mu? Hayır. Yani bana göre, -tabi kimse benim görüşüme katılmak zorunda değil- ama kadınlar için böyle düşünen bir tanrı ancak bir ‘erkek tanrısıymış’ ve yalnız onları düşünmüş; ‘Geri kalan yaratıkların ne önemi var?’ gibi bir anlayışa sahip kimselerin anlayışıdır, Allah’ın değil. Çünkü Allah; kölenin, tutsağın, borçlunun, dulun, öksüzün, yetimin, kimsesizin, güçsüzün, yenilenin, cahilin ve tabi kadınların da Rabbidir ve onları da koruyucu hükümler indirmiş olmalıdır. Ancak ne hikmetse tüm bu kişilerle ilgili ne kadar hüküm varsa ya mealle ya da yorumla değiştirilmiş. Değiştirme işini bunlarla yapamazlarsa ‘nasih-mensuh’ da istedikleri her hükmü koymalarına kapı aralayan bir yöntem olarak kenarda beklemektedir. Kusura bakmayın, belki buna da ‘Çok sert olmadı mı?’ diyeceksiniz ama ben İslam dünyasında, erkekler tarafından bir ‘Erkek tanrısı’ yaratıldığı düşüncesindeyim.

-  Ben, sizin din konusunda bu kadar bilgili olabileceğinizi düşünmemiştim. Tabi bir de yurt dışında yaşamanın ve yabancı biriyle evli olmanın açtığı alanda çok rahat konuşuyorsunuz.

- Kim bilir belki de öyle. Ben ilkokuldan sonra buraya geldim. Belki de sizin koşullarınızda yetişsem ve yaşasaydım böyle düşünemez, bunları bilemez ve söyleyemezdim.

- Hayır, Ayla Hanım, tam tersine bunları elbette bilebilirdiniz ama kolay kolay SÖYLEYEMEZDİNİZ!  Belki de hiçbir zaman söyleyemezdiniz.

- Ayla Hanım, izniniz olursa ben de size bir soru sormak istiyorum.

- Buyurun, tabi bildiğim bir şeyse

- Evet, bildiğiniz bir şeydir ancak biraz özel bir soru, isterseniz cevap vermeyebilirsiniz. Eşinizle her zaman aynı görüşe sahip olamazsınız, herhangi bir konuda görüş farklılıklarınız olduğunda ne yapıyorsunuz? Bunu şunun için soruyorum. Ben de eşim de Müslüman olduğumuzu söylüyoruz ama neredeyse hiçbir konuda aynı veya yakın görüşlere sahip değiliz ve bu yüzden çok sorun yaşıyoruz. O, her konuda benim kendisi gibi düşünmem, kendisinin istediği gibi davranmam gerektiğini din adına bana dayatıyor. Ben de sizin yönteminizi öğrenerek ne yapacağıma dair bir çözüm bulabileceğimi düşünüyorum.

Doktor Ayla Hanım gülümseyerek: - Ben bu sorunuza bir cevap veririm ama benim cevabım sizin şartlarınıza uymaz, diye düşünüyorum, dedi.

-           Ayla Hanım, eşiniz Müslüman oldu değil mi?

-           …

VİDEOLAR


Kadın Çıkmazları (20.06.2021)
Kadın Çıkmazları (20.06.2021)
Ailevi Mutluluğun Temel İlkeleri  (23.04.2019)
Ailevi Mutluluğun Temel İlkeleri (23.04.2019)

Kadınlarla İlgili Gelenek Nasıl Oluştu? / Geleneğin Takma Bacakları (21.02.2021)
Kadınlarla İlgili Gelenek Nasıl Oluştu? / Geleneğin Takma Bacakları (21.02.2021)
Kur’an’a Göre Şirk (12.11.2020)
Kur'an'a Göre Şirk (12.11.2020)

Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-1 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-1 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-2 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-2 (29.10.2020)

Şeytan ve Şeytanlaşmak-1 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-1 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-2 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-2 (22.10.2020)

Cahil Kimdir? Cehalet Nedir? (15.10.2020)
Cahil Kimdir? Cehalet Nedir? (15.10.2020)
İlim Nedir? İlmi Ledün Nedir? (01.10.2020)
İlim Nedir? İlmi Ledün Nedir? (01.10.2020)

Erdemli İnsanın Özellikleri (24.09.2020)
Erdemli İnsanın Özellikleri (24.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)

Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma’ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma'ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)

Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)

Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Darabehunne Bağlamında Hz. Eyyub’un Sapları (25.04.2020)
Darabehunne Bağlamında Hz. Eyyub'un Sapları (25.04.2020)

Darabehunne/onları dövün Bağlamında Nisa 34 - (04.04.2020)
Darabehunne/onları dövün Bağlamında Nisa 34 - (04.04.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)

Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)

Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Joomla templates by Joomlashine