HERKES BENİM İÇİN YARATILMIŞ OLMALI!

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 12.03.2022

Bu yazıda gençliğin eğitim-öğretimindeki eksiklik ve sorunlar üzerinde durmak istiyoruz. Bilindiği gibi tarihin her döneminde çok ilginç bir biçimde, her kuşak, yeni yetişen kuşaktan şikâyetçi olmuştur. Oysa onlardan da kendilerinden önceki kuşak şikâyetçi olmuştu. Bu durum, kuşak farklılığındandır. İstense ve beklense bile hiçbir kuşak kendisinden öncekiler gibi olmayacaktır. Çünkü her kuşak kendisinden öncekilerden devraldığı ne varsa bunları kendi dönemlerinin özellikleri ve birikimiyle harmanlayarak yeniden oluşturacaktır.

Bu konuda, yeni kuşağı suçlamak yerine, onların eğitim-öğretim süreçlerini olumsuz etkileyen bazı hususlar üzerinde durmak, yaşanan durumları anlamak ve sorunlara çözüm bulabilmek açısından daha anlamlı ve yararlı olacaktır. Eğitimde tespit ettiğimiz önemli eksiklik ve sorunlardan bazıları şunlardır:

AİLE VE OKULDA GERÇEKÇİ BİR EĞİTİM VERİLMEMEKTEDİR: Genç kuşağa, ilerleyen yıllarda kullanabilecekleri anlamlı, gerekli ve yeterli eğitim-öğretim verilmemektedir. Yeni kuşak eğitim yıllarında, çoğu soyut olan ve genç zihinler tarafından anlamsız bulunan bir eğitimden geçirilmektedir. Verilen eğitimin çoğu unsurları, onun ilerleyen hayatında bir kez bile kullanılmamakta, gündeme gelmemekte; bu eğitimin somut-soyut kazanım ve amaçları onun yaşamında bulunmamaktadır. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

DEĞER AKTARIMI YAPILMAMAKTADIR: Mevcut eğitim, yeni kuşağın ‘ruh ve gönül’ dünyasını dolduracak birikimi aktaramamakta; gençliğe, hayatını anlamlı kılmak için yol gösterecek değerli amaçlar verememektedir. Gösterilen tek amaç, iyi bir üniversiteye girmek… Sonra yüksek geliri olan bir işle keseyi doldurmak… Bu sürecin sonucu olarak ruh ve gönül dünyasının doldurulması gerektiğini dahi öğrenememiş ‘paraperest, makamperest, şöhretperest, hazperest’ bir kuşak ortaya çıkmaktadır. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

DEĞERLİ OLMANIN İLKELERİ ÖĞRETİLMEMEKTEDİR: Genç kuşağa insanın ve dolayısıyla kendisinin nasıl ve ne ile değerli olacağı öğretilmemektedir. Bu nedenle bu kuşak, iyi, üstün, değerli bir insan olmak; anlamlı, güzel bir hayat yaşamak konusunda kendilerine öğretilen bir ilke ve yol olmadığı için ‘iyi, üstün, değerli’ olmayı, sahip olabileceği zenginlikte ve yaşayabileceği hazlarda aramaya başlamaktadır. Bu konuda, adı konulmamış ilkesiz bir yarış söz konusu olduğu için haz ve isteklerini gerçekleştirmek için hiçbir sınır tanımadan yapabilecekleri ne varsa yapmaktadır. Bu uğurda pek çok kişi çoğu kere kazandığından daha çok para gerektiren bir hayat yaşamak istediğinden, doğru olmayan kazanç yollarına yönelebilmekte, daha çok zengin olmak için her türlü yanlışı yapmaktadır. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

FITRATA SAYGI GÖSTERİLMEMEKTEDİR: Yetişen çocuklara, daha akılları bile ermeden başlayan okullaşma süreciyle birlikte sınavlara ve notlara odaklanmış bir çocukluk ve ergenlik dönemi yaşatılmaktadır. Pek çok farklı zekâ türlerinin bulunduğunun artık kabul edildiği günümüzde, bir öğrencinin Türkçe, matematik, yabancı dil gibi birkaç dersten aldığı notlara göre yetiştirilip bu birkaç dersten aldığı notla değerlendirilmesi ciddi bir eksikliktir. Bu süreci yaşamak sorunlu olduğu gibi, daha sonraki dönem daha da sorunlu olmaktadır. Çünkü çoğu kere kendisine dayatılan istek ve yöntemler sonucunda pek çok kişi gerçek yeteneklerini ortaya çıkaramamaktadır. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

MESLEKİ EĞİTİM İHMAL EDİLMEKTEDİR: Genç kuşak, kendilerini bekleyen hayatın gereksinimlerine göre meslek edinecek şekilde yetiştirilmemektedir. Bu yanlış onları hem eğitimli işsizler hem de diplomalı sorumsuz ve görgüsüzler ordusuna katmaktadır. Bu yanlış sonucunda, yaşamın yükü ve sorumlulukları karşısında ezilen ve bunu yaşamamak için bireyselleşen; bireyselleştikçe yalnızlaşıp mutsuzlaşan kişiler ortaya çıkmaktadır. Böyle kişiler üreten bir eğitim sisteminin yanlışlığı tartışılacak bir durum değildir. Çünkü sonuç ortada ve yaşanmaktadır. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

BİREYSEL VE AİLEVİ SORUMLULUK VERİLMEMEKTEDİR: Yeni kuşaktaki sorunların sorumluları, başta anne-baba olmak üzere aile ve yakın çevrede onları büyütüp yetiştiren kimselerdir. Muhtemeldir ki vaktinden önce hayatın yükü altına girip ezilen bu anne-babalar, çocuklarının kendilerinden daha iyi yaşayacakları bir ev ortamı hazırlamaya çalışmaktadırlar. Bu elbette anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bunu yaparken yetişen çocuğa yaşı ilerledikçe uygun sorumluluklar yüklememek önemli bir yanlıştır. Böyle ailelerdeki çocukların yaşı ilerlediği halde bireysel sorumluluklarını anne-baba üstlenmekte, ona evleninceye kadar hiçbir sorumluluk verilmemektedir. Bu yanlış, nankör ve sorumsuz çocukların yetişmesinin ilk nedenidir. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

GELECEKTEKİ SORUMLULUKLARI ÖĞRETİLMEMEKTEDİR: Pek çok ailede sorumsuzca yetişen çocuklar, bu yanlış sonucunda hep hizmet alan olmaya alıştırılmaktadırlar. Bu şekilde yetişen kişiler, çevrelerindeki herkesin tıpkı anne-babaları gibi kendilerinden hiçbir karşılık beklemeden kendileri için fedakârlık etmesini beklerler. Oysa bu, mümkün değildir. Bu yanlışın en sert sonucu, bu kişilerin evliliklerinde, diğer eşten kendilerine anne veya baba olmalarını beklemeleridir. Oysa annelik-babalık, eşlerin birbirine karşı görev ve sorumlulukları arasında bulunmamaktadır. Çünkü böyle bir durumda, ‘O aile içinde dünyaya gelen çocuklara kim annelik-babalık edecek?’ gibi yeni bir sorun daha ortaya çıkmaktadır. Bazı kişilerin: ‘Benim üç çocuğum var, bir de eşim dört’ demeleri, bu yanlışı ifade eden bir cümledir. Bu durumundan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

EVLİLİĞE HAZIRLANARAK YETİŞTİRİLMEMEKTEDİR: Genç kuşaktan beklenti; öğrenciyken iyi notlar alıp, iyi bir okula gidip iyi bir meslek edinmesidir. Kız ve erkek çocuklardan bundan ibaret olan beklenti, onların zihninde sonrasıyla ilgili bir düşünce olmamasına neden olmaktadır. Bu şekilde yetişen kız-erkekler, ya sorumluluk alacakları bir evlilik hayatını bilinçli-bilinçsiz istememekte ya evlendiklerinde gereken sorumluluğu üstlenmemekte ya da en küçük sorunlar karşısında boğulmaktadırlar. Çoğu kere kendilerinin sebep olduğu sorunlar içinde bunaldıkları halde çözüm aramaya yönelmek yerine de en kısa süre içinde boşanmayı düşünmektedirler. Bu kişiler, evliliği, Allah adıyla yapılan bir sözleşme görmediklerinden, boşanmanın sorumluluğunu ciddiye almamaktadırlar. Ülkemizde sürekli artan boşanmaların sebepleri incelenirken konunun bu açıdan da ele alınması yararlı olacaktır. Evliliğe hazırlanarak yetiştirilmeyen kız-erkek gençler, boşanmış eşlerden biri yanında ‘tek ebeveynli’ veya boşanmış karı-kocadan birinin aile büyükleri yanında annesi-babası olduğu halde annesiz-babasız yetişen bir kuşağı da ortaya çıkarmaktadır. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

ZORLUKLARA ALIŞTIRILMAMAKTADIR: Anne-babanın zararlı düzeydeki fedakârlığı ve cefakârlığı sonucu, yıllarca hiçbir sıkıntı, sorun, zorluk görmeden, bilmeden, yaşamadan yetişen gençlerin çoğu -ne yazık ki- ‘Herkes benim için yaratılmış olmalı!’ algısına sahip olmaktadır. Bu algıyla yetişenlerin çoğu, kendi ailelerinden ayrıldıklarında, yeni aile kurduklarında, iş ve iş dışı yeni bir sosyal çevreye girdiklerinde, gerçek hayatın bekârken aileleriyle birlikte yaşadıkları ve sandıkları gibi olmadığını, hayatın pek çok zorluğu içinde barındırdığını yaşayarak anladıkça hayatın zorluklarına katlanamamaktadırlar. Bu dayanıksızlık da onları yanlış yol ve çözüm arayışlarına itmektedir. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

ÜST KUŞAĞA KARŞI SORUMLULUKLARI ÖĞRETİLMEMEKTEDİR: Genç kuşağa aşılanan yanlış özgürlük düşüncesi onları sorumsuzluğa itmektedir. Yanlış özgürlük düşüncesinin sonucu olarak yeni kuşak, kendilerini yetiştiren aileye karşı sorumlulukları olduğunu ve bunları yerine getirmeleri gerektiğini kabul etmek istememektedir. Hatta kendilerini yetiştirenler, günün birinde bu kuşağın bakım ve ilgisine muhtaç olduğunda, (bu durumu bir gün kendilerinin de yaşayabileceği bir dönem olarak görmek yerine) aile büyüklerini, özgürlüklerini kısıtlayan, sorumlu olmak istemedikleri, bir an önce ölmesi gereken kişiler olarak görmektedirler. Bu durumun çoğalması huzurevi ve yaşlı bakım yurdu gibi yerlerin artmasına neden olmaktadır. Çünkü yaşlı ve bakıma muhtaç kişilerin çoğu, yetiştirmek için ömür ve imkân olarak neleri varsa harcadıkları çocuklarının yanında kendilerine yer bulamamaktadır. Bu durumu gören yeni kuşak ‘Madem verilen emeğin karşılığı böyle nankörlük olmakta, ben neden ömrümü, imkânlarımı bana karşı nankör olacak çocuklar yetiştirmek için harcayayım ki!’ diyerek çocuğunun olmasını istememektedir. Bu algının sonucunda ortaya çıkan durum, gençlerin bekâr kalmasına, ileriki yaşlarda yalnızlaşıp güvensizleşmesine ve sonuçta nüfusun yaşlanmasına neden olmaktadır. Bu durumun yaygınlaşması, bir milletin güçsüzleşip yok olmasına neden olacak ciddi bir tehlikedir. Bu durumdan aile ve eğitim sistemi sorumludur.

Genç kuşak doğru-yanlış eylemleriyle herkesin gözünün önündedir. Hiç kimse eğitimi verilmemiş hususlarda genç kuşağı suçlamak hakkına sahip değildir. Tersine, bir milletin genç kuşağında ortaya çıkan her sorun, onları eğitip yetiştirmekle sorumlu olanların yanlış ve eksikliklerini ortaya koymaktadır. Gençlik ayna gibidir, aynada görülen hoşa gitmiyorsa aynanın suçu yoktur. Ancak ne yazık ki yetişkinler kendilerini sorgulayarak doğru eylemleri ortaya koymak yerine, genç kuşağı sorgulamayı ve suçlamayı daha kolay bir yöntem olarak kullanmaktadırlar.

Genç kuşağa verilecek eğitim; onları yaşayacakları hayat için becerikli, dayanıklı, güçlü, huzurlu, kendine ve ailesine yeterli, aile büyüklerine ve milletine karşı sorumlu kılma amacına sahip olmalıdır. Onlara gösterilen her hedef, bu amaçlara hizmet etmelidir. Aile ve eğitim sistemi, hiç olmazsa bundan sonra yaşanmakta olan sorunları azaltabilmek için genç kuşağı hayatın gerçeklerine ve bu amaçlara göre yetiştirmeye çalışmalıdır. Çünkü hayatın gerçek yüzünü bilerek yetişen kişilerin içinden günü gelince -sorunlu kişilik yerine- ‘sorumlu kişilik’ ortaya çıktığı görülecektir.

Yeni kuşağa öneri: Dünyanın en kolay işi her konuda başkalarını eleştirmek; en zor işi ise kişinin kendisini doğru bir biçimde eleştirmesi ve düzeltmesidir. Pek çok kimsenin -bilinçsizlikle de yapılsa- hayatındaki yanlışlardan ‘aile ve eğitim sistemi’ sorumlu olmakla birlikte, her kişide kendi hayatına yön verebileceği ‘irade’ adlı, bir seçim gücü bulunmaktadır. İşte bu güçle her kişi, hayatının herhangi bir döneminde, kendisi için yeni oluşumlara kapı aralayabilir. Bunu bilmek gençleri ve her yaştaki kişileri, mevcut koşulların tutsağı olmak duygusundan da kurtarabilir.

VİDEOLAR


Kadın Çıkmazları (20.06.2021)
Kadın Çıkmazları (20.06.2021)
Ailevi Mutluluğun Temel İlkeleri  (23.04.2019)
Ailevi Mutluluğun Temel İlkeleri (23.04.2019)

Kadınlarla İlgili Gelenek Nasıl Oluştu? / Geleneğin Takma Bacakları (21.02.2021)
Kadınlarla İlgili Gelenek Nasıl Oluştu? / Geleneğin Takma Bacakları (21.02.2021)
Kur’an’a Göre Şirk (12.11.2020)
Kur'an'a Göre Şirk (12.11.2020)

Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-1 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-1 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-2 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-2 (29.10.2020)

Şeytan ve Şeytanlaşmak-1 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-1 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-2 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-2 (22.10.2020)

Cahil Kimdir? Cehalet Nedir? (15.10.2020)
Cahil Kimdir? Cehalet Nedir? (15.10.2020)
İlim Nedir? İlmi Ledün Nedir? (01.10.2020)
İlim Nedir? İlmi Ledün Nedir? (01.10.2020)

Erdemli İnsanın Özellikleri (24.09.2020)
Erdemli İnsanın Özellikleri (24.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)

Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma’ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma'ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)

Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)

Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Darabehunne Bağlamında Hz. Eyyub’un Sapları (25.04.2020)
Darabehunne Bağlamında Hz. Eyyub'un Sapları (25.04.2020)

Darabehunne/onları dövün Bağlamında Nisa 34 - (04.04.2020)
Darabehunne/onları dövün Bağlamında Nisa 34 - (04.04.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)

Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)

Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Joomla templates by Joomlashine