AK SAÇLI ERGENLERİN PERİŞAN AİLELERİ

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com 07.12.2021

Toplumda bazı yetişkinler görürsünüz, ergenlikten bir tık yukarıdadırlar. Tavırlar, davranışlar, eleştiriler… Arkanızı dönmüş olarak bu kişileri dinleseniz yüzde yüz sorunlu bir ergenin konuştuğunu düşünürsünüz. Ancak merak edip yüzünüzü dönerseniz konuşanın yaşını görerek şaşırmanız mümkün olur. Gördüğünüz durum, sizi şaşırtmaktan öte: ‘Acaba insanların bu türlü özellikleri, sözleri, tavırları, yaşları ilerlese de olduğu gibi kalıyor da insanın bedeni mi yaşlanıyor?’ düşüncesine götürebilir.

Bir ergen için mutluluklar ve sorunlar, bunların nedenleri yetişkinlerden farklıdır. Avuç içi kadar toplumsal çevre, yaşıt grubun ve sınırsız teknoloji dünyasının etkileri, ailenin sahip olduğu nitelik ve imkânlar ya da imkânsızlıklar. Denilebilir ki: ‘Bunların hepsi yetişkinler üzerinde de etkilidir.’ Doğrudur. Ancak şöyle bir farkla: Ergen, tüm bu etkilere karşı ökseye tutulmuş gibi beklerken olgunlaşmaya başlayan kişi bunların hepsini aşabilmeye çalışır. Yani ergende duruma boyun eğme daha ağır basar. Şu sorulabilir: ‘Peki, o zaman ‘ergen isyanları’ denilen durum nedir, böyle boyun eğme olur mu? Gerçekte o da bir çırpınışın içinde değil midir?’ Evet, doğrudur; ancak ergen, kurtulmak için bir çırpınıştan çok bir reddiye içerisindedir. Neyi reddettiğini az-çok bilir ancak neyi istediği konusunda netleşmiş değildir. O, zaten bu yüzden ergendir. Yetişkini ergenden ayıran da bu olmalıdır. Yetişkin, itiraz ve reddiyeler yanında bunların nedenlerini ve sonuçlarını inceler; anlamaya çalışır; ulaşılabilecek amaçlarını da belirler.

Bu bilgi, her birimize hem kendimizi hem de karşımızdakileri anlayabilme, değerlendirebilme, konumlandırabilme konusunda yardımcı olabilir. Ancak kendisini olması gerektiği gibi hatta olması gerekenin en iyisi gibi gören kişilerdeki en kötü sorun ‘ergenlikten’ çıkamamalarıdır. Çünkü bunlar en yakınları olan anne-babaları, kardeşleri, eşleri, çocukları için pek çok sorunun sürekli kaynağı olurlar. Ancak çoğu kere kendileri bunun hiç farkında değildirler. Çünkü bu sürekli ergenliğin, kendilerinin huyları/yaratılışları/fıtratları olduğunu düşünürler. Bunu anlayabilmenin en kolay yolu, bir sorun karşısında hemen ergen davranışları göstermeleridir. Bunları sıkışmış trafikte, olumsuz bir durum karşısında kolayca tespit edebilmek mümkündür.

Ergenlikten çıkamayan kişileri ayırt edebilmenin bir diğer kolay yolu ise yaşamlarının her ayrıntısını bir gösteriye dönüştürmek istemeleridir. Sanırlar ki herkes için en önemli konu kendisidir, herkes onun ne yaptığını bilmek için can atmaktadır; kendisi bir tiyatroda başkahraman olarak oynamakta, geri kalan herkes de merakla ona bakan seyircidir. Teşhir/gösterme hastalığı bunlarda, en üst düzeyde yaşanır. Evleri, arabaları, giyecekleri, yiyecekleri bile ihtiyaçlarını gidermek, rahatlarını sağlamak için kullanılmak üzere değil gösterilmek üzere hazırlanmıştır. Bu kişileri, akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte her yaptıklarını görüntüleyip herkese göstermeye çalışmalarıyla belirlemek daha kolay mümkün olmaktadır. Nasreddin Hoca’mızın ‘Bana ne -Sana ne’ sözüyle sona erdirdiği ‘baklava’ fıkrasını bu bağlamda gündeme getirmek, onlardaki bu alışkanlığı değiştiremez. Çünkü nasılsa kendileriyle benzer alışkanlıkları olan birkaç kişi onlara ilgi gösterecektir. Esasında bu kişilerdeki tüm açlık, ‘beğenilme ve ilgi görme’ eksikliği nedeniyledir. Bu yüzden bu kişiler çok kolay yönlendirilebilir ve kullanılabilirler. İşte bu yüzden gerçekte kendilerine acınmasını da hak ederler. Ancak yaşları ilerleyip aile içinde sorumluluk gerektiren bir yere, ceplerinde kazandıkları paraya, toplum içinde bir konuma sahip olduklarında, çevrelerindeki kişilerin duyguları acıma yerine kolayca kızgınlığa dönüşebilmektedir. Çünkü tüm sayılan bu konumlar, bir ergen gibi değil, yetişmiş ve olgunlaşmış bir kişinin sorumluluk bilinciyle davranması gereken konumlardır.

Bu gelişim, kişinin yıllardır uzayan ergenliğinden çıkamaması durumunda söz konusu olamamaktadır. Esasında ailelerde görülen sorunların çok büyük bir bölümü, işte bu nedenden kaynaklanmaktadır. Ergenlikten çıkamayan anne veya babaların kurdukları ailelerde, eş ve çocuklar başta olmak üzere o kişinin yakınındaki herkes, sürekli sorun yaşarlar. Ancak bunlara anlamlı ve geçerli bir neden bulamazlar. Çünkü ‘Güç bende artık!’ diyen yaşı ilerlemiş bir ergeni kim zapt edebilir ki!

Aile içi çatışmalardaki nedeni tam anlaşılamayan sorunların çoğunda, uzayan ergenliğinden çıkamayan kişilerin var olup olmadığına da bakılmalıdır. Çünkü çoğu kere orada en az bir kişinin sakalındaki/saçındaki aklara ve ilerleyen yaşına rağmen hala 11-15 yaşında kendini gösterip ‘aferin’ almaya çalışan, ne yapacağını tam olarak bilemediği için hırçınlaşan bir kişi görmek mümkündür.

Bunların en belirgin özelliğiyse hangi yaşa gelirlerse gelsinler, geçmişte yaşadıkları bazı olay, durum ve koşullanmaya takılıp kalmalarıdır. Oysa yetişkin bir insan kendisini geçmişin tuzağında bırakmaz; oradan kurtarır, hayatı içinde yeni ufuklara, yeni iklimlere kanat çırpmaya çalışır. Geçmişinde zor olaylar ve durumları yaşamışsa bile, bunları orada bırakmaya, geçmişin acılarının bugünü de acılara boğmamasına çalışır; yaşananların kendisine öğrettiklerini ve kazandırdıklarını daha değerli bulur. Bu duruma ulaşmak için de önce kişinin kendisini doğru tanıyarak yaşadığı sarmaldan kurtarması gereklidir.

Kişi Geliştirmek ve Onarmak İçin Kendisini Nasıl Doğru Tanıyabilir?

Bir kişiyi en yanlış bilen ve anlatan çoğu kere kişinin yine kendisidir. Bu yanlış kişinin kendisini bilmediğinden değil, tersine çok iyi bildiği halde ruhunun ve gönlünün, kendisini tam da anlattığı gibi bilmesine ihtiyacı olduğundandır. Çünkü kimse kendisine kolay kolay ‘Ben kişilik bozukluğu olan biriyim.’, ‘Ben dengesiz biriyim.’, ‘Ben ahlâksız biriyim.’, ‘Ben kötü, çıkarcı, yalancı, bencil, sorumsuz, uyuşuk, terbiyesiz, edepsiz, asosyal, arsız, içekapanık… biriyim.’ diyemez. Oysa tüm bu sözler, başkaları söz konusu olduğunda herkes tarafından kolaylıkla kullanılmaktadır çünkü bunların hepsi insana ait niteliklerdir. Öyleyse bu durumda önemli olan, kişinin kendi gerçeğini bilmesidir. Bu zor cevabı, kimse kendi kendisine kolaylıkla verememektedir; çünkü insan ruhu ve kalbi bu konudaki doğru cevapların çoğunu kaldıramaz. Bununla birlikte kişinin kendi gerçeğini bilmesi, kişilik gelişimi ve onarımı açısından çok önemlidir. ‘Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.’(Talibi) sözü, ‘irfan’ denilen o çok değerli durumun ne olduğu konusunda ipucu verebilir. İşte kişinin kendisi hakkında bu bilgiye ulaşması için her insanın en yakınında olan ‘anne, baba, eş, çocuklar, gelinler, damatlar’ gibi daha iç içe olduğu kendisini daha yakından tanıyan kişilerin kendisiyle ilgili ‘ortak’ sözlerine önem verip değerlendirmesi gereklidir. Kişiliğini ve ilişkilerini onararak daha iyiye doğru geliştirmek isteyen kişi için bu yöntem kendisinin ruhunun ve gönlünün gerçekle yüzleşip doğru reçeteyle sağalması için en doğru yöntemdir.

VİDEOLAR


Kadın Çıkmazları (20.06.2021)
Kadın Çıkmazları (20.06.2021)
Ailevi Mutluluğun Temel İlkeleri  (23.04.2019)
Ailevi Mutluluğun Temel İlkeleri (23.04.2019)

Kadınlarla İlgili Gelenek Nasıl Oluştu? / Geleneğin Takma Bacakları (21.02.2021)
Kadınlarla İlgili Gelenek Nasıl Oluştu? / Geleneğin Takma Bacakları (21.02.2021)
Kur’an’a Göre Şirk (12.11.2020)
Kur'an'a Göre Şirk (12.11.2020)

Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-1 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-1 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-2 (29.10.2020)
Hz. Meryem Örneğinde Kadın Hakları-2 (29.10.2020)

Şeytan ve Şeytanlaşmak-1 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-1 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-2 (22.10.2020)
Şeytan ve Şeytanlaşmak-2 (22.10.2020)

Cahil Kimdir? Cehalet Nedir? (15.10.2020)
Cahil Kimdir? Cehalet Nedir? (15.10.2020)
İlim Nedir? İlmi Ledün Nedir? (01.10.2020)
İlim Nedir? İlmi Ledün Nedir? (01.10.2020)

Erdemli İnsanın Özellikleri (24.09.2020)
Erdemli İnsanın Özellikleri (24.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)
İnsan ve Seküler İnsan (17.09.2020)

Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Karşı Cinsle Sınav Bağlamında Yusuf Suresi-2 (23-35 Ayetler) (20.06.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 3- Tebliğ Yöntemleri (16.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma’ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 4 - Emri Bil Ma'ruf Vennehyi Anil Münker (23.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)

Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 2-Tebliğcinin Özellikleri (16.05.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)
Kardeşlik Bağlamında Yusuf Suresi-1 (1-22. Ayetler) (13.06.2020)

Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Kardeşlik Ayetleri (06.06.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)
Toprak Ayetleri (30.05.2020)

Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Darabehunne Bağlamında Hz. Eyyub’un Sapları (25.04.2020)
Darabehunne Bağlamında Hz. Eyyub'un Sapları (25.04.2020)

Darabehunne/onları dövün Bağlamında Nisa 34 - (04.04.2020)
Darabehunne/onları dövün Bağlamında Nisa 34 - (04.04.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)

Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)

Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Joomla templates by Joomlashine