BUNLARA KİM ‘DUR!’ DİYECEK!

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com-29.10.2018

(Rızayı ilahiden başka bir karşılık istemeyen, adanmış bir avuç samimi insanı hariç tutarak.)

Müslüman olduğunu düşündüğümüz hocaların veya âlim olduğu söylenen erkeklerin bazıları, nedense her konuşmada, sözü döndürüp dolaştırıp kadınlara getiriyor; kadınlarla başlayıp bitiriyor ve konu hep kadınların giyimi-kuşamı, kadınlara haram olan hususlar veya karı-koca arasındaki özel hayatın en mahrem kısmı…

Neden böyle? Bu konuyu dillerinden düşürmeyenlerin, bu konuda sorunları var da ‘yastık yoldaşlarına’, ‘kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!’ demeye mi getiriyorlar acaba? Ya da Türkiye’deki ve halkında Müslüman bulunan (nedense çoğu ciddi anlamda geri kalmış, çoğu sömürge ve doğrudan işgal edilmiş) diğer ülkelerdeki, kendilerine ‘Ben Müslüman’ım’ diyen erkeklerin hepsi, hakikaten 4/4’lük Müslüman erkekler idiler de ya da şimdilerde 4/4’lük Müslüman haline geldiler de şimdi sıra kadınlara geldi, bundan bizim mi haberimiz olmadı? Yoksa kendileri gündemden düştükleri anda, günümüzde gündem olamayacak bir konuyu, herkesi şok edecek şekilde, yeniden ilgi odağı olmak için mi gündeme getiriyorlar, yolda dilini çıkararak yürüyen yetişkin gibi?

Ülkemizdeki çoğunlukça adı bilinen belli bazı kimselerin; İslam adına söyledikleri bir sürü sapır saçma, akkal bakkal almayacak, çoğu geçmişte yaşamış birilerinin bireysel veya grupsal görüşü olmaktan öte bir değer taşımayan sözlerinin, Müslüman kadınları nasıl etkilediği, acaba hiç akıllarına gelmiyor mu? Bir ucu her zaman kadını aşağılayan, değersizleştiren, inciten ve küçülten bu sözlerinin, İslam’a saldırmak için fırsat kollayan, iştahla yeni malzeme bekleyen kitleyi nasıl da sevindirdiğini hiç düşündüler mi?

Geçen cuma büyük bir camide, hutbeden önce konuşmacı ‘sıkma başlar’ diyerek aşağılamaya başladı ta ki vakit girene kadar. Bu kişiler, cam bir fanus içinde mi yaşıyorlar acaba? Eleştirerek ad taktıkları her tipin hepsinden her ailede var. O gün, cuma için camiye gelen kadınlar arasında da vardı. Namazdan sonra camiden kaçar gibi çıkıp gittiler. Allah’ın evleri olan camileri, Allah’ın kullarına dar etmeye kimin ne hakkı var? Tabi şöyle diyebilirsiniz: ‘Ne işleri varmış camide, evlerinin en arka odalarında kılsınlar namazlarını, hem de cuma da ha?’ Ama bu ülkenin bazı kadınları, tüm müminlere farz kılınan cuma namazının kendilerine de farz olduğuna inanarak cuma namazını camilerde cemaatle eda etmek istiyorlar. Allah önünde olmanın hazzını ve huzurunu yaşamak istiyorlar, tüm Müslümanlarla birlikte ve yine tüm Müslümanlarla birlikte dua etmek istiyorlar. Tabi eleştirilmeden…

Nereden biliyorsunuz, eleştirdiğiniz kişilerin hangi merhalelerden geçip o duruma geldiklerini? Nedir bu yapılan? En azından ayıp değil mi? Tanımladığınız görüntüye ‘haram’ diyemediğinize göre nedir sizin derdiniz? Herkes sizin zevkinize göre giyinmek zorunda mı? Çoğu zaman nefsine söz geçirmekte zorlanan insanın, başkalarına bu kadar saldırması reva mı? Din denilen husus, önüne gelenin yanlış ve eksiklerini saymak, önüne geleni eleştirmek midir? Bu eleştirilerin konusu ve yönü ne zaman değişecek?

Evet, çünkü bitmeyen ve sürekli şiddetlenen eleştiriler; çorapla örtülmüş nasırlar gibi saklanmış komplekslerin alametidir. Bu tip eleştiriler, kişiye kendini iyi hissettirmenin hastalıklı bir yoludur. Hep başkalarını gündemde tutarak kendini atış alanından çekmenin de iyi bir yoludur. Fakat sağlıklı ve doğru bir yol değildir.

(İn)Sana demezler mi; ‘Yahu, bir kere de anlamlı, doğru, gerçekçi şekilde kendini ve hemcinslerini eleştir, lütfen!’

Herkes Türkiye’de ‘deizmin’ arttığından dem vuruyor. Buna ben de şahidim. En son bir hafız genç kızın, kendisini artık ‘deist’ olarak tanımladığını öğrendim. Bu tehlikeyi, on yıllar önce söylemiş, yazmış, gündemde tutmaya çalışmıştım; bu gidiş doğru bir gidiş değil diye. Bugünse artık sizin, ‘yatak ve mutfak’ arasından başka her yeri ve her şeyi, kendilerine haramlaştırmaya çalıştığınız bu genç kızlar; sosyal medya aracılığıyla dünyanın her tarafıyla irtibat kuruyorlar. Bunların çoğunun eğitim seviyesi, istediği her şeyi araştıracak, okuyacak, anlayacak ve değerlendirecek imkânı kendilerine veriyor. Bunun sonucu olarak, önce sizin işaret edip caiz gördüğünüz hayata bakıyor, sonra da tüm dünyaya göz gezdiriyorlar. Mesela; mevcut marazlı birikiminizle muhatap olduktan sonra, bir de kafalarını kaldırıp -an itibariyle (maalesef)- sadece İngiltere’yi değil, dünyanın çoğu yerini yöneten Teresa May’e bakıyorlar. Sonra meselâ, Avrupa’nın lokomotifi Almanya’nın lideri Angela Merkel’e bakıyorlar ve:

-           Neden? Onlar mı çok akıllı; biz mi çok ahmağız. Bir yerde bir yanlışlık var, diyorlar. Bu sürecin sonucunda, kültürel kodlar gereği, her şeye rağmen ateist olamadıkları için deist oluyorlar. Bu durumun sorumlusu, suçlusu kim? Bir dernek veya vakıf kurup, etrafına, hazır olan veya kendi derledikleri bir miktar insanı toplayarak varlık göstermeye çalışan bu

‘Yumuşak minder’

‘Rahat koltuk’

‘Hayız-nifas alimlerinden’

Kadın-erkek tüm Müslümanları kim kurtaracak?

Bunlara kim ‘Dur!’ diyecek?

Yıllar önce bir konferansta, burada dile getirdiğimiz türden bir sürü eleştiri karşısında ezildikçe ezilen genç kızlardan birisi, konferansın bitiminde, kendisine gösterilebilecek tüm tepkileri göğüslemeye karar vererek ve tüm cesaretini toplayarak söz aldı. Önce İslam coğrafyasının o günkü durumunu kısaca özetledi. Belli ki bu coğrafyada ne yaşanıyorsa iyi takip ediyordu. Sonra sorusunu yöneltti:

-           Muhterem hocam, mevcut durum bu iken siz kendinizin, başka İslam âlimlerinin ve bu ülkede kendilerine ‘Ben Müslüman’ım’ diyen erkeklerin, kendilerine dinin ‘vacip veya farz’ olarak yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirdiğinizi düşünüyor musunuz? Bu anlamda yerine getirilen sorumluluklar var mı? Varsa bir örnek verir misiniz?

Sanki salonda, dinledikleri eleştiriler sebebiyle her birinin üstüne birer tonluk kaya bindirilmiş gibi hisseden hanımlar, birden bu kayanın altından doğrulup bu kayaları, üzerlerinden yuvarlamışlar gibi nefes(!) aldılar. Hoca biraz durdu, anlaşılan cevabını hesaplamaya veya toparlamaya çalıştı ve dedi ki:

-           Hayır, ben kendimin, başka İslam âlimlerinin ve kendilerine Müslüman’ın diyen erkeklerin, Ümmet-i Muhammed’in mevcut durumu karşısında üstümüze düşeni yaptığımızı düşünmüyorum.

- …

Şu anda aynı soruyu ben bir kere daha soruyorum: ‘Ne dersiniz, Müslüman dünyanın mevcut durumu karşısında, kendisine ‘Ben âlimim’ ve/veya ‘Ben Müslüman’ım’ diyen erkekler (vacip/farz olarak) üstlerine düşenleri yapıyorlar mı acaba?

Lütfen, lütfen bırakın artık kadınlarla uğraşıp durmayı. Kadınlar üzerinden ‘Müslümanlık taslama lafazanlığını. Biz bu konudaki lafazanlığı, 28 Şubat sürecinde ‘Başörtüsü namusumuzdur.’ diyerek ortalarda serseri mayın gibi dolaşanlarda çok gördük. Ve sonra gördük, başörtüsü bunların ne kadar namusu imiş. Ve yine gördük, bu lafazanlığın, mide bulandıran ve şahsiyeti sıfırlayan noktalara doğru nasıl evirildiğini…

Öyle ya da böyle… Yeter artık. Nedir bu, size farz veya vacip olmayan hususları gündeminizde tutup durmanızın sebebi? Dikkatleri başka noktaya çeken sünnetçi yardımcısı gibi çalıştığınızı, an itibariyle düşünmeye başlıyoruz. Nedir gayeniz?

Allah’ın sizi hesaba çekeceği, size farz kıldığı görev ve sorumluluklarınızı gündeme alma vaktiniz hala gelmedi mi?

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine