Eğitim Üzerine Bazı Mülahazalar

İslami Hayat Dergisi (Sayı:15)

Devletin Değer Sistemi Tercihi:

Kendisini mevcut tezlere antitez olarak sunan görüşlerin hayat hakkı kısadır. Hak ve hakikat adına olması gereken, batıl hiçbir tezle uğraşmadan doğru tezi ortaya koymaktır. Çünkü doğrunun/hakikatin kaderinde illa ki üstün gelmek vardır. Ancak bu üstünlük ne silahlı ne bürokratik güçledir. Hakikat, gücünü, insanların gönüllerinde oluşturduğu itminandan alır.

Bizim coğrafyamız bu anlamda klasik değerlendirmelerle anlaşılabilecek bir coğrafya değildir. Devletin kendini, Batı kültür ve medeniyetinin kodlarına göre konumlaması, yaşanan tüm sorunların mihveridir. Bu sorunun aşılması, varlığın esası olan millete, devletin uyumu ile mümkündür. Devlet, tıpkı Gandi gibi: ‘Halkım gidiyor; önderleri olduğum için onları takip etmeliyim.’ diyerek milletinin takipçisi olmalıdır. Başka türlüsünde yalnızca çatışma, karmaşa, kaos olacak, başka da bir şey olmayacaktır. Devletin bu anlamda uzun yıllardır devam eden, milletin kültür kodlarıyla uyuşmayan yaklaşımları, milletin akidevî hayatını olduğu gibi, sosyal ve ailevî hayatını da derinden etkilemiştir.

Ailenin Eğitimci Konumu:

Bizim toplumumuzda asırlardır aile telakkisi şöyleydi: Aile ortamı; fizyolojik ihtiyaçların giderildiği en önemli yer olmanın yanında, psikolojik tatmin, kültür aktarımı, koruyuculuk, toplumsallaştırma/sosyalleşme, ekonomik dayanışma ve eğitim hususlarının hepsinin birden doğal bir süreçte yaşandığı yerdir. Yani aile her insanın yetiştiği ilk ve en önemli okuldur.

            20. yy.a geldiğimizde ise toplumun pek çok telakkisi gibi, aile ile ilgili kabulleri de değişti. Mevcut sosyal yöneliş, bir yandan ‘bireyin özgürleşmesi’ diyerek insanları tek başına yaşamaya yönlendirirken, diğer yandan yaşlıları ve çocukları yalnızlaştırıyor. Toplumun tüm fertlerinin en önemli sorunu olan yalnızlığın en önemli telafi noktası olan aileler, küçültülüp parçalanırken, yalnızlaşan kişilerin ihtiyaçlarını gidermek için aile dışında ‘Huzurevi, Bakımevi, Kimsesiz Çocuklar Yurdu, Kreş, Anaokulu vs’ gibi yerler oluşturuluyor. Bu şartlar altında nesil yetiştirmek, insanlar için ciddi bir sorun telakki edilir oldu. Kendisine nesil istemeyen kişiler ve aileler marifetiyle, Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2012 yılında ülkemizde resmi olarak 130 bin kürtaj yapılmış. (15 Şubat 2013 Hilal tv haberler) Bunun gayrı resmî rakamlarla epeyce yükseldiği herkesin tahmin edebileceği bir durumdur. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın, 23 Şubat 2013 itibariyle verdiği bilgiye göre ordu içerisinde on yılda 601 şehit, 965 intihar vakası olmuş. Mevcut eğitim sistemi içerisinde en iyi şartlarda yetişen insanlardan bazılarının, ekonomik durumları da iyi olmasına rağmen neden intiharı bir kurtuluş olarak gördükleri üzerinde de durulması gerekir. Burada sorulması gereken sorular şunlar:

‘Ailelerin, yetiştirdikleri çocuklara, hak ve hakikati öğretme görevine ne oldu?’

‘Aile, kuşatıcı, koruyucu, iyileştirici, paylaşımcı, ıslah edici rolünü kayıp mı etti?’

‘İnsan hayatının kutsiyetine ilişkin, milletimizde, dinimiz sebebiyle bulunması gerekli inanca ne oldu?

Anne ve İşgücü Olarak Kadının Konumu:

Gelenek içerisinde kadının konumu, uzun yıllar boyu –biraz da- haklı olarak şöyle eleştiriliyordu: ‘Toplumumuz her zaman zaten zirvede olan ‘kadın fedakârlığını ve cefakârlığını’ az bularak onu illa da ‘vakıf insan’ olmaya zorluyor. Bu şekilde olmaya zorlanan kadının, kendi adına hayalleri, arzuları, hedefleri olmasına izin vermiyor. Hâlbuki bunlar, hayatın dengeli yaşanması adına, her insan gibi kadınlar için de önemlidir. Çünkü insan bunlarsız, yaşama arzusunu ve enerjisini kaybeder. Yaşama enerjisi olmayan bir insansa elbette huzursuz ve mutsuz olur.’

Tüm bunlar belli oranda doğru. Ancak şikâyet edilen sorunlar giderilirken dengeye dikkat edilmeli ve özellikle aile bütünlüğü tahrip edilmemeliydi. Mevcut duruma bakıldığında ise sorun olarak tespit edilen hususların, şartlara göre esnek çözümleri üretilmiş değil. Bunun yerine Aristo’nun bebek, çocuk ve yaşlıyı devletin korumasına terk eden, kadını yalnızca işgücü olarak gören ve onun iş gücü kaybını önlemek için tedbir alan sosyal hayat önerisi, devlet tarafından kabul edilmiş görünüyor.

İnsanlığın asırlar içerisindeki birikimi elbette çok önemlidir. Ancak geçmişten bugüne ne gelmişse hepsinin mevcut şartlar içerisinde evrensel değerlere/doğrulara vurularak değerlendirilmesinin yapılması gereklidir. Fıtrata aykırı olan tespitleri kim yapmış olursa olsun yanlıştır ve kabul edilmemesi gerekir. Önemli görülen/sanılan insanların da önemli hatalar yapabilecekleri, izaha ihtiyaç duyurmayan bir gerçektir. Kadının anne olduğu anda yapmaya başlayacağı eğitimciliği, onun için diğer her meşgaleden daha önemli görülmeliydi. Fakat gelinen durum itibariyle, anne-babaların evlatlarından gördüğü vefasızlıkların bir sonucu olarak kadınlar artık anneliği kutsal bir konum olarak görmemektedirler. Çünkü tüm toplum bu anlamda bir bilgi kirliliğine maruz kaldı. Genel itibariyle toplumun ve erkeğin değerli ve kutsal görmediği bir konumu, kadınların tek başlarına kutsayıp durmaları, onların sıkıntılı zamanlarında bir anlama sahip olamadı. Bu durumun ortaya çıkmasında, elbette beklentilerin hepsinin bu dünya hayatına indirgenmesinin de önemli etkisi oldu. Hâlbuki inanan insan, tüp hesapların burada bitmediğini herkesten çok bilmeliydi. “Hiçbir Müslüman yoktur ki bir ağaç diksin ve onun meyvesinden bir insan veya bir hayvan yahut bir kuş yesin de ona (bundan dolayı) sadaka (sevabı verilmiş) olmasın.” (Sünen-i Darimî, 2613) Burada sözü edilen varlıksa bir ağaç değil, insanın kendi nesli, belki bir sadaka-i cariye…

İlim, Eğitim, Öğretim, Eğitimci:

Doğru davranışlar için önce doğru düşünceler gereklidir. Doğru düşünce ancak sağlam ilim yoluyla elde edilebilir. Buradan hareketle doğru davranışların kaynağının, sağlam bir ilim olması gerektiği sonucuna ulaşılabilir.

Bu hususta peygamberler için Allah’tan gelen vahiy ve diğer insanlar için güçleri nispetinde beyin teri sayılabilecek olan ilim, ‘verilen ve edinilen’(vehbî ve kesbî) olarak ele alınabilir.

İlmin kesbîsine talip olmaya niyetli olan kişiler, bu hususta muhakkak bir ölçüye sahip olmalıdırlar. Bu ölçünün şu bilinçle kuşatılması faydalı olur:

“Abdullah ibn Mesud dedi ki: ‘İlmi şu üç şey için öğrenmeyiniz.

1- Cahillerle çekişmeniz için

2- Âlimlerle mücadele ve münakaşa etmeniz için

3- İnsanların alakalarını kendinize çekmeniz için. Sözünüzle Allah katında olanı isteyiniz. Çünkü o devam eder, baki kalır. Onun dışındakiler ise geçip gider.”  (Sünen-i Darimî, H No: 261, Madve Y, I. Baskı, 1994, İst, Tercüme: Doç. Dr. Abdullah Aydınlı)

İnsanın yetiştiği en önemli kurum asırlar boyu aile idi. Günümüzdeyse ailenin küçülmesi, dışarıdaki meşgalelerinin yoğunlaşması, eve ve aileye ayrılan zamanın neredeyse yalnızca yorgun ve dinlenilmek istenen vakitler haline gelmesi sorununu ortaya çıkardı. Bu sürecin sonucu olarak çoğunluk itibariyle aileler, bedenen sağlam ve sağlıklı, zahiren bakımlı fakat ruhen sorunlu ve sakat insan üretir hale geldi. Çünkü aileler; sanki çocukların bakım işlerini kendileri üstlenmeli, yetiştirme işini eğitim kurumlarına havale etmelilermiş gibi davranmaya başladılar. Bu yanlış durum, doğru olmayan bir sorumluluk devrinin yapıldığını sanma gibi bir başka yanlışı ortaya çıkardı. Çünkü burada çocuklarla ilgili sorumluluğun kendilerine devredildiği düşünülen eğitimci kitlesi, bu kadar büyük bir sorumluluğun altından kalkabilecek konumda değildi.

Mevcut Eğitimin Değerlendirilmesi:

Günümüzde, insanı yetiştirmeyi hedefleyen mevcut eğitimin doğru değerlendirilebilmesi için farklı açılardan ele alınması gerekir:

Bunları şöyle sınıflandırmak mümkündür:

  1. 1.Fizikî şartlar
    1. a.Okul
    2. b.Ev
  2. 2.İnsanî şartlar
    1. a.Aile
    2. b.Sosyal çevre
    3. c.Eğitimci-öğretimci
    4. d.Öğrenci
    5. e.MEB yönlendirmeleri
    6. f.Okul yönetimi
  3. 3.Müfredat

Tüm bunlar birer birer ele alınarak tıpkı yapbozlar gibi birbirini doğru şekilde tamamlayan parçalar olarak bu sistem oluşturulmadan, eğitimden beklenen/umulan sonuç alınamaz. Belki de tüm bu işlerin doğru yürütülebilmesi için cümlemizin sonunda ifade ettiğimiz durumu somutlaştırarak sorulaştırmak ve aşağıdaki soruların cevabını vermek gereklidir.

Soru 1. Mevcut eğitim sisteminin öğrenciler için hedeflediği sonuç nedir?

Soru 2. Sitemin hedefleri ve ulaşmak istediği sonuç; toplum, aile, eğitimciler ve öğrenci tarafından paylaşılmakta mıdır?

Soru 3. Sistemin ve hedeflerinin doğru, gerekli, geçerli olup olmadığının sağlaması, hangi değer(lendirme) ölçülerine göre yapılacaktır?

Şimdi eğitim sürecinde yaşanmış bazı olayları yorumsuz olarak aktaralım:

Yüz otuz öğretmeni bulunan bir okulda bir öğretmen, eğitim kadrosuyla alakalı olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: ‘- Eğer komşum olsalar, ‘Ben çocuğumu bunlardan kaçının evine hoşnutlukla, gönül rahatlığıyla yollayabilirdim? En fazla on beş kadarının çünkü onların elinden ve dilinden, hayırdan ve iyilikten başkası gelmez.’diyerek gitmelerine izin verirdim. Ama şimdi yüzlerce çocuk, bunların hepsinin önüne, eğitim-öğretim görsünler diye gönderiliyor.’

Bir başka okuldaki bir öğretmen, kendi okulunda uzun yıllar görev yapan bir rehber öğretmeni şöyle anlatıyor: ‘- Bizim lisede uzun yıllar görev yapan bir bayan rehber öğretmen vardı. Bunun, sıkıntı yaşayan kız ve erkek öğrencilere yaptığı tek tavsiye ve yaşadıkları sorunlardan çıkma yolu şuydu: ‘Git, kendine bir flört bul, biraz gezip dolaş, bir şeyin kalmaz.’

Bir lisenin matematik öğretmeninin girdiği sınıflardaki çocuklara, hayatla ilgili tavsiyesi de her zaman şuydu: ‘Çocuklar, evlenmeden önce, adayınızla muhakkak üç ay, aynı evde yaşayım. Bakın bakalım, olabiliyorsa evlenin yoksa yolları ayırın.’

Bir İmam-Hatip Lisesindeki bayan Arapça öğretmeni, girdiği derste güya biraz yorgun duruşunun sebebini –öğrenciler sormadığı halde- şöyle açıklıyor: ‘Çocuklar, gece arkadaşlarla dışarıdaydık, biraz fazla kaçırmışız, eve çok geç döndüm, birkaç saat uykuyla duruyorum.’

Karma Eğitimin Değerlendirilmesi:

Yalnızca kız, yalnızca erkek ve karma olarak eğitim gören öğrencilerle yaptığımız istişareler neticesinde bu durumla ilgili olarak dile getirilen hususları değerlendirmeye almak, bu konuyla ilgili kişileri bir noktaya getirebilir. Bu öğrenciler şu hususlar üzerinde durdular:

* Karma eğitim ortamında, öğrencilerin çoğunun tüm ilgisi karşı cinse yöneliyor, zihin ve enerji bakımından eğitime ayrılması gereken en önemli devrenin yanlış şekilde geçirilmesine sebep olabiliyor.

* Öğrenciler özellikle ailelerinden habersiz karşı cinsle başlattıkları bir ilişkiyi, geri dönülemez boyutlara götürebiliyorlar.

* Öğrenci parasal açıdan, kendini ve ailesini yıpratacak yönelişlerde bulunabiliyor.

* Giyim-kuşam konusunda yeni ve –ihtiyacın değil- yalnızca karşı cinsin onaylayacağı, beğeneceği şeylere yönelebiliyor; bu da hem onu hem ailesini uzun yıllar yıpratabiliyor.

* Bazı eğitimcilerin, kendilerince bir sebeple, sınıf içindeki bir cinsi ağırlıklı olarak muhatap alması da zaman zaman öğrenciler için sorun teşkil edebiliyor.

* Öğrenci, sınıf içinde ilgi duyduğu birisi varsa onun göreceği bir yerde ‘yanlış cevaba verilecek tepki, öğrencilerin gülüşmesi, alaya alınma gibi’ sebeplerle, kendisini sürekli geri çekebiliyor. Böyle öğrenciler eğer başarılılarsa çoğu kere ancak yazılı sınavlarda fark edilir olabiliyorlar.

* Eğer öğrenci, karşılık göremediği bir duygusal eğilim içindeyse bu sebeple başarısız olabiliyor, bulunduğu ortamı sevmeyebiliyor, orasını terk etmek isteyebiliyor.

* İlmihal bilgilerinin verildiği derslerde, dersin gereği olarak (hayz, nifas, meni, mezi, gusül vs. gibi) bazı bilgilerin; fen bilgisi, biyoloji gibi ortaokul, lise yıllarında insan vücudunu ele alan derslerin, karma ortamda yapılması, öğrencilerin utanmalarına ve bazı hususlarda erken yaşlarda merak duygularının tahrikine sebep olabiliyor. Vakitsiz merak da bazen yanlış yönelişlere sebep olabiliyor. ( İnsan sağlığını konu edinen tıp, hemşirelik gibi okulların derslerinde de gereken bilgilerin, edep ve terbiye içerisinde sunulması hususunda titizlenilmelidir.)

Yaptığımız görüşmelerde, bu konunun doğrudan muhatabı olan öğrencilerin kahir ekseriyeti, eğitimin özellikle ‘ortaokul ve lise’ yıllarında, öğrencinin; hayatı ve insanları doğru değerlendiremeyebileceği, yanlış yapmaya ve istismara müsait ilk ergenlik döneminde, ayrı eğitimden yana tavır koydukları ortaya çıktı. İnsanın karşı cinsi de yakından tanıması için karma eğitimden yana tavır koyan bazı öğrencilere sorduğumuz; ‘Ablan veya kız kardeşinin, senin doğru bulduğun o ortamda eğitim görmesini ister misin?’ sorusuna ilginç bir şekilde, erkek öğrencilerin tamamı (bu dürüstlüğü tebrik etmek gerekir), ‘Hayır’ cevabını verdiler.

Yaşanan her sorunda genel ölçü şudur: Bozulma nereden başlamışsa düzelme de oradan başla(tıl)malıdır. Toplumumuzda bozulma, insanın yanlış değer ölçüleriyle yetiştirilmesiyle başladı, öyleyse düzelme de ilk olarak insanın doğru değer ölçüleriyle buluşması yoluyla başlatılmalıdır.

İnsan haddini aşıp durmaktan vazgeçmeli, Rabbinin Rablık/Eğitimcilik sıfatının anlamını tefekkür, tedebbür ve tezekkür etmeli, kendine gelmeli, kendini hatırlamalıdır. Artık insan, ‘Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu…’(Haşr Sr: 19), yani ne olduğunu unutturduğu kişiler olmaktan vazgeçerek kendini hatırlamalıdır. Dahası haddini, beşer olarak sınırlarını bilmeli, ukalalıktan vazgeçmeli ve şu ayetlerle kendine gelmelidir:

‘Dininizi, Allah’a mı öğreteceksiniz?’ (Hucurât Sr: 16);

‘Kur’an ile öğüt ver.’(Kaf Sr: 45)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine