Her İnsan Karar, Plan, Program Sahibi Olmalıdır

 

İslami Hayat Dergisi (Sayı:9)

‘Akılsız kişiler, bilgiyi tahrif eder
Bilgisiz kişiler, halkı harap eder.’
(Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig, 4076)

İnsanlar, evlilikleriyle ilgili sorunlar yaşadıklarında, iki ellerini başlarının arasına alarak biraz düşünmeli ve şu soruyu kendilerine sormalıdırlar:

‘Ben bu evliliğin devamını istiyor muyum, istemiyor muyum?’

Bu iki seçeneğin, uzun ve kısa vadede, ne getirip ne götüreceğini iyice düşünmelidirler.

Kişi, bu değerlendirmeleri aile bireylerinin her biri adına yapmaya dikkat etmelidir. Kendisinden başlamak üzere her ferdin üç sene, beş sene, on sene, yirmi sene sonrasını hayal etmeye ve yaşanabilecek durumları zihninde canlandırmaya çalışmalıdır. -Sorunlu dönemdeki kararların çoğu, genellikle yaşanan bazı durumların sıkıntısıyla alındığından- mevcut sorunları hayattan çıkaracak bir çözüm, başka ve yeni hangi sorunların ortaya çıkmasına kaynaklık edecektir? Özellikle bu husus üzerinde iyice düşünülmelidir. Çünkü çoğu kere sorun olan bir şey ortadan kaldırıldığında, onun yerine bir sürü yeni ve beklenilmeyen sorunla karşılaşılır. Çocuklarla ilgili olarak ilerleyen yılların tefekkürü, daha bir titizce yapılmalıdır. Çünkü aile kurumunun öncelikli gayesi nesil yetiştirmektir ve unutulmamalıdır; ağaç kökünden sulanır. O kök, öncelikle anne-babadır.


İşte bu değerlendirmelerden sonra şunlar da düşünülmelidir:

Ben, mevcut halimde hiçbir değişmeye gitmeden devam edersem hayatım nasıl olur?

Eğer tavır, davranış olarak kendimi ve ailemi rahatlatacak bazı değişiklikler yaparsam hayatım nasıl olur?

Beni bunaltan durumların kaç tanesi, üç veya beş sene sonra hala hayatımda beni bunaltan unsurlar olarak bulunmaya devam edecek?

Mevcut sorunları ortadan kaldırmanın veya etkisini en aza indirmenin başka bir yolu var mı?

Bir örnekle anlatmak gerekirse,
‘Kadın üç çocuk annesi, evlenmek için ortaokul üçüncü sınıftan ayrılmış. Evliliğinde aşılması zor sorunlar var. Sorunlarla uğraşmaktan yorulduğu bir anda boşanma kararı aldı ve yola çıktı. Giderken son olarak bir arkadaşına uğradı ve durumu en açık şekliyle konuştular. O gün orada bazı kararlar aldılar. Bu hanım bu kararların hepsini uyguladı.
Şöyle ki: Kısa süre sonra Halk Eğitimin açtığı meslek edindirme kursuna başladı. Öğrendiği bir sanat dalında bir usta yanında staja başladı. Aynı anda yarım kalan tahsilini dışarıdan bitirip İmam Hatip Lisesine devam etti. Sonrasında açık İlahiyat okuyarak mezun oldu. Bu sırada bir yandan da kendi işini kurdu, bu arada el sanatları eğitmenliği teklifi aldı, kabul etti. Bu süre içerisinde de sınavlara girdi ve şimdi en çok istediği işi yapıyor. Bir kursta Kuran öğretmenliği… Şimdi İlahiyatın dört yıllık olanına dikey geçiş yaparak onu tamamlamayı planlıyor.’

Benzer planlar yaparak uygulamaya koyanların yapmaları gereken tek şey var: Karı-koca olarak birbirine engel olmamak, kendi arzu, istek ve ihtiyaçları adına onun yolunu kesmemek, onun gelişimi karşısında kendi adına korkmamak; dahası mümkün olduğunca her şekilde yardımcı olmak.

Neden mi?

Bunun cevabı çok önemli: Çünkü mutlu ve huzurlu olmayan insan, çevresine mutluluk ve huzur veremez. İnsanlar ancak kendi iç âlemlerinde bir huzura, dinginliğe ve mutluluğa ulaşmışlarsa bundan çevredekiler de hissedar olur, yoksa hisse alınacak şeyin ne olduğunu herkes biliyor.
Şimdi herkes kendi adına düşünsün: Acaba kendisinin geleceğe yönelik olarak kendi adına yapmayı tasarladığı ne gibi planları var?

Var mı?

Yoksa yok mu?

Eğer hiçbir plan ve programınız yoksa huzursuzluğunuz ve mutsuzluğunuz için asla başkalarını suçlamayın. Suçlu sizsiniz. Kimse size yönelip yabancı filmlerde olduğu gibi ‘Suçlu ayağa kalk.’demese de bu böyle. Kendi durumunuzun farkına varıp gerekeni yapma kararını alın ve bu kararınızı ev halkınızla paylaşıp onların yardımlarını isteyin. Elbette çevrenin böyle durumlarda yardımı gerekebilir ancak;
Önce siz kendi kendiniz için bir şey yapın.

Elinize Bir Kalem Alın…

İnsan, her şeyi herkesle konuşamayabilir ve çevresinde her zaman kendisiyle konuşarak doğru tavsiye ve değerlendirmeler alacak kişiler de bulamayabilir. Bu sebeple insanı yorgun düşüren ve genellikle de bir sonuca ulaştırmayan sessiz/iç konuşmaların, ele kalem alınarak yapılmasında fayda vardır. Bu yöntemle kişi adeta bir başka kişi ile konuşuyormuş gibi olacaktır.

‘Ben neden evlendim? Evlilikten beklentim nedir? Bunların ne kadarı doğru ve gerçekçidir? Evlenmesem ne olurdu?’ gibi sorular yazılarak cevaplandığında kişi daha doğru bir süreçte ilerleyebilecektir. Bu sorulara cevap verilmeye çalışılırken uygun, olgun ve tarafsız, sorunları da bilen en az bir kişi daha olursa bu daha güzel olur.
Çıkmaz sokak sanılarak kalınan ve çıkış için bir yol olmadığı sanılan pek çok durumun gerçekten de çok kolay çözüm yolları vardır. Ancak nedense insanlar çözümü aramak yerine, sorunlarını önüne gelene şikâyet etmeyi, ağlamayı, sızlanmayı seçiyorlar.
Peki, bir ömür şikâyet ederek, ağlayıp sızlanarak devam ettiniz diyelim, yaşadıklarınızdan ne değişir?

Burası Cennet Değil

Bizim toplumumuzda sorunların epeycesi sanal olduğundan ve epeycesi de büyütüldüğünden büyümektedir. İnsanlar, yaşadıkları sorunların ebadı hakkında karar verecekleri zaman dünyada ve toplumda yaşanan gerçek sorunlara bakarak kendisini üzen şeyin büyüklüğü ve önemi hakkında karar vermelidir.

Eğer sorun gerçekten büyük değilse böyle bir durumda da soruna takılıp kalmak yerine, üstüne basarak halline yönelmelidir. Halli söz konusu değilse hayatın tuzu, biberi olarak görülmelidir. ‘Küçük musibetleri büyütenlere, Allah büyüklerini verir.’(Hz. Ali r.a.) sözünün idraki, kişinin ruh halinin değişmesi için faydalı olur. Burası cennet değildir, kimse cennetin nimetlerini burada beklememelidir.

İnsanlardaki tüm şikâyetler, cennet hasretiyle yapılır ancak burada ne cennet eşi vardır ne de cennet hayatı. Burası dünya, unutulmamalıdır burada yaratılan her şey sınanma ve kimin nasıl yaşayacağının, kimin hangi durumlar karşısında nasıl tavırlar ortaya koyacağının görülmesi içindir. İşte mesele budur. Ayrıca bilinmelidir ki: ‘Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen, sevmiyor demektir.’(Goethe)

Bu bilince sahip olan kişinin;
‘Ben bu gidişi değiştirmek için ne yapabilirim?’ sorusunu gündemine alması ve üzerinde düşünmesi gerekir. Çünkü düşünülmeyen şey yapılamaz da.
Elbette insanların da devletler gibi ‘bir yıllık, iki yıllık, beş yıllık, on … yıllık’ planları olmalı ve her insan bu planlar doğrultusunda çabalamalıdır. Ne kadarını gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği ayrı bir konu ama böyle bir plan bulunmalıdır.

Hatta evliliklerinde huzursuzluklar yaşayan eşler, böyle bir planı kişisel ve ailevi olarak birlikte yapabildikleri takdirde, hayatlarında çok şeyin değiştiğini göreceklerdir.
Çünkü elbette eşler, birbirlerine dünyayı zindan etmek, birbirlerine ellerinden gelen her şeyi yasaklayarak ve buna itaat ettirerek kendilerini güçlü-iyi hissetmek ve birbirinin başının belası olmak için değil, birbirine hayat yoldaşı olmak için evlenmişlerdir. Türkçemizin o güzel tabirleriyle ‘hayat arkadaşı’, ‘can yoldaşı’, ‘eşi’ olmak için yani…
‘Mümin sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen müminde hayır yoktur.’(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/400) ihtarını her kişi kendi adına da düşünmelidir.

Her Şeyi Eşinizden Beklemeyin

İnsanlar evlilikleriyle birlikte, hayatı ve kendi adlarına yapacakları şeyleri tatile çıkarma gibi bir yanlışı yapmamaya dikkat etmelidirler. Bu yanlışı çoğunlukla kadınlar yapmaktadırlar.
Evlenince kendinizi geliştirmekten vazgeçmek zorunda değilsiniz. Hayatınızı güzelleştirecek ve anlamlandıracak her şeyi eşinizden beklememelisiniz. Siz de bir şeyler yapmalısınız. İhtiyacınız olan tek şey karar vermek ve uygulamak.

Ancak elbette bu karar sürecinde, doğru isteklerle ihtirasları birbirinden ayırmalıdırlar. ‘Fazilet, kişinin ihtiraslarını gemlemesini yani nefsinin heveslerinden vaz geçmesini içerir.’(Tolstoy, Din Nedir?, s.49)

Çünkü ihtiraslar, kişiyi, ‘iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, faydalı-zararlı, helal-haram’ demeden, istenilen şeye zorlar. Hâlbuki önerdiğimiz tespitler, ‘iyi, doğru, güzel, faydalı, helal’ şartlarına ilave olarak ‘yerinde ve zamanında’ olmayı da zorunlu kılar. Çünkü bazı durumlarda, diğer tüm şartlar olabildiği halde ‘yeri ve zamanı’ uygun olamayabilir. Bu konudaki ana çerçeve ise elbette ‘helâl’ olmadır. Çünkü ‘Dünyanın ıslahı için dininden fedakârlık eden hiç kimse yoktur ki Allah onu zarara sokmasın.’(Hz. Ali ra.)
Kişi güzel bir niyetle yola çıkarsa Allah' yardım eder.

Yine yaşanmış bir örnek: ‘İmam-hatip Lisesinden sonra eğitimine devam edemeyen bir hanım, çocuklarının hafızlık eğitimi sırasında, onlara imrenerek o da bu işe soyundu. Çocuklara göre uzun sürdü; yaş, yılların getirdiği yorgunluk ve sorumluluklar vs. ama sonunda bitirdi. Sevgili dostum demişti ki: ‘Kırk yaşıma hafız olarak girmeyi planlıyorum.’ Öyle de oldu. Şimdi İlahiyat okuyor; tefsir sahasında kariyer yapma kararı aldı ve tüm çalışmalarını ona göre ilerletiyor.’

‘Kişiye ancak çalıştığı vardır.’ (Necm Sr: 39) ayeti, Müslümanların düşünce ve eylem dünyasına hâkim olmalıdır. ‘Ve çalışması da ileride görülecektir.’(Necm Sr: 40) ölçüsü iki dünya için de kabul edilmelidir.

Herkes bilir ki insanı insan eden yani tüm diğer varlıklardan ayıran özelliği iradesidir. İrade denilen vasfı kullan(a)mayan ya da kullandırılmayan kişi için bu özelliğin var olmasının anlamı nedir?

Hayatımızın Değerini Bilelim

Erkek, kadın, çocuk olarak bir ailede bulunan herkes ancak bu özelliklerini doğru şekilde kullandıklarında, onların kişilikleri dengeli olarak gelişebilecektir. Yoksa yaşları büyüyüp kendileri bir türlü büyümeyen kadınlar, erkekler, çocuklar ortaya çıkıyor. Yıllar büyük bir hızla geçiyor ve hiçbir ciddi ilerleme, anlamlı gelişme, değerli değişme olmadan bir hayat yaşanıp gidiyor. Acaba bir kez yaşanacağı için gerçekten iyi yaşanması gereken ve gerçekten değerli olan bu hayat, böylece yaşanmış mı oluyor?

Siz, size bir kez yaşamak üzere verilen bu hayatı, gerçekten layıkıyla yaşadığınızı düşünüyor musunuz? Bunun için ne yapıyorsunuz?

Herkes gelmesini istediği güzel günler için gereken ön hazırlığı yapmalıdır. Kişi, kendini ve eylemlerini ‘Safa ile Merve arasında koşan Hacer annemiz gibi’, Allah’ın rahmet ve merhametini celbedecek hale getirirse istediğinin verileceği günü bekleme hakkına sahip olur. Allah bu kişilere, arzuladıkları ‘zemzemi’ Zatının dilediği yerden, onun çabasına merhamet ve sevgisinden verecektir. İşte bu hale gelindiğinde, -yalnızca ahirette değil- daha dünyadayken şu müjdeleri yaşamak mümkün olacaktır: ‘O gün müminler de Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir.’ (Rum Sr: 4); ‘Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.’ (Mutaffifin Sr: 24); ‘Ve (o mümin) sevinçli olarak AİLESİNE DÖNECEKTİR.’ (İnşikak Sr: 9)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine