Davet Bir İyilik İşidir

Kur'anî Hayat Dergisi (sayı 2012/27)

 “ Ulüvv-i pâyene ‘ümmi’ demektir, en celî isbat

Beşer tedrise kudret mi bulurdu zatını heyhat

Yine kadrin kadr-i âlâ ta’allüm ettiğin âyât

Senin üstâdın Allah-ı azîmüşşandır ancak

Anınçün hâce-i kevn ü mekânsın ya Resulallah”

    (Makbule Leman Hanım)

Davetçi olmak için şu üç şeyin bir arada bulunması gereklidir:

  1. 1.Davet edilecek bir dava
  2. 2.Davetin anlatılacağı muhatap
  3. 3.Davetçi ( ve onun için gerekli bilgi, birikim, terbiye ve öncülük vasfı)

Bir dava ne kadar mükemmel olursa olsun ve bir muhatap hak ve hakikati dinleyip anlamaya ne kadar hazır olursa olsun eğer kendisini davet(çi kabul) eden kişi, gereken niteliklere sahip olmazsa onun yaptıkları faydadan çok zarara sebep olur. Her ne yaparsa tıpkı ‘Merkebe cilve yap demişler, tutmuş çifte atmış.’atasözünün somutlaşmış halini yaşatır. Bu halin yaşanmaması için bilinmesi ve dikkat edilmesi gerekli bazı hususlar şunlardır:

*Her toplumun bilgi ve bilinç seviyesi yüksek bireylerinin, toplumları bozulursa düzeltme, eğrilirse doğrultma görev ve sorumlulukları vardır. Onların bu görevlerini yerine getirmemeleri, uygun olmayanların bu görevi yapmalarına zemin hazırlar. Bu da o toplumun dağılmasına ve o devletin yıkılmasına sebep olur. Ehil insanların işleri üstlenmediği bir toplumda, fitne ve fesat derhal yaygınlaşır. Tebliğ işini yapabilecek kapasitesi olanlar, bu işi üstlenmelidirler.

*Öncüsüzlük bir topluluğun felaketi olur. Davetçi, güzel olan ne varsa, hem öncüsü hem örneği olmalıdır. Güzel işlerin öncüleri, sabrı ve fedakârlığı gerektiren bir hayat yaşadıklarından takipçilerine göre konumları farklıdır. İnsanların önderleri elbette insan olacaktır. Bu esnada dikkat edilmesi gereken iki önemli husus vardır. 1-) Ne öncüler ‘O da bizim gibi bir insan’ diyerek küçümsenmeli, 2-) Ne de öncülere, insanüstü özellikler yükleyerek onları farklı görmeye meyledilmelidir. Evet, insandır ancak ağır bir sorumluluk yüklenmiştir. Evet, ağır bir sorumluluk yüklenmiştir ancak yine de insandır.

         *Bir şeyler yapılacak vakitlerde, sürekli bahaneler üretip ne kendisi bir şey yapan ne de bir şey yapabilecek insanların önünden çekilme bilgeliğini göstermeyen insanlar, topluma faydalı olamazlar. Yorulanların, bilgelik postuna oturmaları ve güçlü olanlara yolu ve yönü işaret görevini yapmaları gerekir. Yorulan ve güçsüzleşenlerin hep ‘Beni takip edin.’diyerek kendilerinin takip edilmesindeki ısrarları, güç ve enerji sahibi insanlara yapılmış zulüm olur. Her davetçi kendi konumunu bu açıdan da iyi değerlendirmelidir.

*Her önder, mevcut durumdan hoşnut olan güçlü azınlık tarafından ağır sözler ve iftiralar bombardımanına tabi tutulmuştur. Önemli insanlar için ortalığa yayılan sözlerin ne olduğuna, kimin söylediğine, kime söylediğine, neden söylediğine, bu sözlerin gayesinin ne olduğuna da dikkat edilmelidir.

*Büyük adam denilenlerden bazılarının sadece makam ve servetleri büyüktür. Onlar toplumu yozlaştırmada ve ifsat etmede en usta hilekârlardır. Davetçiler, onları tespit etmede titiz davranmalı, onlara karşı dikkatli olmalı, kendilerini olduğu gibi toplumlarını da onların peşlerine düşmekten korumalıdır.

*Hakkında ileri geri konuşulmamış hiçbir doğru düşünce ve insan yoktur. Destek bulmamış, savunulmamış hiçbir yanlış söz, düşünce ve insan da yoktur. Bir düşüncenin geçerliliğini mensup olanların çokluğu ile ispatlamaya çalışmak, yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir. Çünkü her doğru hareket bir kişi ile başlamıştır. Davetçi bu anlamda bilinçli olmalıdır.

*İnsanlar içerisinden yalnızca az veya ortalama bilgiye sahip kişilerin değil, hakkı ve gerçeği bilenlerin ve toplumların önüne düşen öncü ve önderlerin de sapabilecekleri unutulmamalıdır.

*Âlemlerin Rabbinin hükümlerinin yaşanmasını, kendi izinlerine tabi kılanlar -toplumlarının önünde bir öncü ve rehber durumunda olsalar da- Rablerine karşı ilahlık taslayan birer zalim ve zorbadırlar. Davetçi, bunların yanında ve hizmetinde değil, âdil olanların yani Rabbinin razı olduğu safta yer almakta da öncü olmalıdır. Çünkü bunlar eylemleriyle kesin ve ebedi bir yenilgiyi hak etmişlerdir. Yenilmesi kesin olan zorbaların yanında bulunmak akıllı insanların işi olmamalıdır.

*Toplumun önderleri, mutlaka kendi aralarından ve onların değerleriyle değerlenmiş olanlardan olmalıdır. Toplum içinde ihtilaf oluştuğunda, bu durum doğru ölçü ve yöntemle giderilmelidir. Toplumunun iyiliğini isteyenler, sıkıntı anında münafıklar gibi davranmamaya dikkat etmelidirler. Münafıklar sıkıntı vaktinde yüz çevirirler, zarara uğrarlarsa ilgili herkesi hesaba çekmek isterler, faydalanırlarsa sevinirler, sorumluluk teklif edilirse bahane üretirler. Yüreklerinde gizledikleri korkularla bir önderin takipçisi olan kitlenin önderi, tek başına bir millet olmak zorundadır. Pek çok önder bunu yaşamıştır, davetçi bunu bilmelidir. Olmaları gereken yolun yolcusu olmak için ilk olmayı ve hatta tek olmayı bile göze alamayanların önder olması mümkün değildir. Ancak böyle bir yalnızlığı göze alan, yalnız kalsa bile, bildiği doğrudan şaşmayan ve bildiği doğruların hizmetkârı olmayı şeref bilen insanların ardından kitleler harekete geçer.

*Kurtuluşunu bir tek insanın veya küçük bir topluluğun yapıp ettiklerine bağlı gören bir topluluk veya millet asla kurtulamaz. Felaketler nasıl genelin durumuna bağlı olarak gelirse, kurtuluş da genelin durumuna bağlı olarak gelir. Davetçi, yakın geleceği, toplumun şu andaki genel durumunu değerlendirerek tahmin etmenli ve buna göre çalışmalar yapmalıdır.

*Davetin ‘söz ve hal’ olmak üzere iki yöntemi vardır. Giyimleri hoşa giden, fizikleri beğenilen, güzel konuşan nice insan vardır ki gerçekte hiçbir değerleri yoktur. Çünkü bunlar da önemli olmakla birlikte, insanı asıl değerli kılan şey, fiziği, giyimi ve konuşması değil ancak samimice yaptığı güzel eylemlerdir. Tatlı söz ile acı söz, tatlı su ile tuzlu su gibidir. İçimi kolay ve faydalı olanı tatlı sudur. Davetçinin sözleri, tatlı su gibi olmalıdır. Sözü hoş, güzel, anlamlı ve değerli kılan ancak peşinden gelen ve söyleneni onaylayan güzel eylemlerdir. Eylemi olmayan söz, içi boş elbise gibidir, gayesine varamaz. Davetçi, eylemleriyle; sözlerini anlamlı, değerli, güzel ve hoş hale getirmelidir.

*Davetçi, bilmediği konularda fikir beyan etmemeli ve akıldanelik de yapmamalıdır. Gündeme gelen konuyu bilmiyorsa bilmediğini söylemeli ve mümkünse bilen kişiye veya öğrenilecek kaynağa yönlendirmelidir. Delil olmayan konularda kesin konuşmamalıdır. Delil ve mesnedini bilmediği hiçbir görüşe kendini ve çevresini davet etmemelidir. Ayrıca davetçi kendisinin iyi bilmediği veya hiç bilmediği bir konuda, o konunun uzmanlarının söylediklerini tartışma konusu haline getirmemelidirler. Akidenin konusu olmayan hususlarda insanların farklı düşünebilmelerinin her zaman mümkün olduğunu da davranışıyla göstermelidir.

*İnsan fıtratında mücadelecilik ve münakaşacılık vardır. Davetçi bu özelliğini gerekli yerlere kanalize ederek kullanmalı ve gereksiz yerden çekmelidir. Gayesiz tartışmalardan, gereksiz soru ve sorgulamalardan, doğruyu bulmak ve kabul etmek gayesinden uzak söz düellosundan ve her türlü lafazanlıktan kesinlikle uzak durmalı ve çevresini de uzak tutmaya çalışmalıdır. Bunlar yerine, insanlar gündeme getirmeseler bile, onların ihtiyacı olduğunu fark ettiği gerçekleri, onlara edep ve nezaketle ifade etmelidir. Bu esnada, sorular yoluyla muhataba kendi durumunu fark ettirmelidir. İnsanların noksanlarını tamamlamaya, yanlışlarını düzeltmeye, hatalarını gidermeye çalışmalı ancak bunu kusurları örterek yapmalı, ilan ederek değil.

*Konuşurken sesini düzenli kullanmalıdır. Bağırarak söylenen şeylerin kimse tarafından kabul edilmediği açıktır. Gür sesin güzel olduğu birkaç yer vardır: Marş söylerken, kahramanlık olayları anlatılırken ve galeyana getirmeyi hedefleyen konuşmalarda. Bunların dışında dengeli ve sakin bir ses kullanılmalıdır.

*Güzel konuşmak için gerekenleri öğrenmeye çalışmalı çünkü bu da pek çok nitelik gibi çalışmayla öğrenilebilecek yetenektir. Güzel sözler ve tatlı konuşma, her saniye bereketlenen güzel rızklar gibidir, insanlar onlara doymazlar. Davetçi lisanını, en güzel sözlerle tezyin etmelidir. Çirkin sözlerse her saniye çoğalan zehirli yiyecekler gibidir. İnsanlar bunlardan her zaman muzdariptirler, davetçi bu türlü sözleri lisanından temizlemelidir. Nice sözler vardır ki insanın beyninde, kalbinde, gönlünde kurşundan beter yaralar açar ve bu yaraları tedavi için sabır ve zamandan başka da bir merhem bulunmaz. Davetçi; güzeli, güzelce ve güzellikle anlatma konusunda sabırlı olmalıdır.

*Çirkinlikler alenileştiğinde, davetçi de bunlarla mücadelesini en açık şekilde yapmalı, bu yapılanların yanlış şeyler olduğunu, yapılanları onaylamadığını, bu çirkin işleri yapanların karşısında olduğunu, en açık şekilde ilan ve ifade etmelidir.

*‘Vuracak oğul ataya danışmaz.’denilir. Bu söz, yapılması gereken bir şeyi gerçekten yapmak isteyen birisinin o şeyi yapmak için izin istemeyeceğini ifade eder. Çok ve gayesiz soruyu genellikle gerekeni yapmamak için bahane arayan insanlar sorar. Davetin öncüsü, üzerine düştüğünü düşündüğü işler için gereksiz soruları terk ederek, gerekli gördüğü eylemleri yapmaya başlamalıdır. Yanına birilerinin toplanmasını ve destek vermesini bekleyenler davetçi olamazlar çünkü davetçilik ilk olmanın zorluğunu kabul etmeyi gerektirir. Ancak görülmüştür ki çoğu zaman hakikati doğru bir şekilde anlatanların çevresine toplananlar ve destek verenler olmuştur.

* Davetin öncüsü, her zaman ve durumda dosdoğru olmaya çalışmalıdır. Kendisine verilmiş sırları saklamalı, verdiği sözleri mutlaka tutmalı, tutmama ihtimali varsa söz vermemeli, verdiği sözü tutamama ihtimali ortaya çıkarsa söz verdiklerine durumu vaktinde ve yeterli şekilde izah etmelidir. Verdiği hiçbir sözden, söz verdiği kişinin de itiraz edemeyeceği geçerli bir sebep olmadan dönmemelidir.

* Davetin öncüsü, söyledikleriyle kendisini bağladığını unutmamalıdır. Söylediklerini, önce kendisi yapmalıdır, öbür türlüsü yanlıştır. Yani hem söylediğini yapmamak yanlış hem de inandığı ve yaşadığı doğruları –geçerli hiçbir sebep olmadığı halde- gizlemek yanlıştır. Davetçi, yanlış eylemlere varlığıyla yahut sessiz kalmakla destek olmamalıdır.

*En doğru sözden bile, kalbini ve beynini doğrulara karşı kilitleyenlerin etkilenmesi mümkün değildir. Güzel ve doğrular ancak onu arayan düşünce gezginleri için yüksek anlam ifade eder ancak onlar için dünyanın hazinelerine karşılık olarak bile kaybedilemeyecek şeylerdir. Davetçi, emek ve zaman israfına hakkının olmadığı bir dönemi yaşamakta olduğundan, sözle açılması muhtemel gönüllerin ve düşünen beyinlerin kapısını tıklatmayı öncelemelidir.

*Davetçi, konuşurken yumuşak bir üslubu benimsemelidir. Sözleri kılıç-kalkan oyunu haline gelmemelidir. Yumuşak, güzel ve tatlı konuşmalar, davetçinin sevilmesine, başkalarıyla arasında sorun çıkmamasına, sorun çıkmışsa bunların kolaylıkla halline sebep olur. Güzel ve hikmetli sözlerle verilen öğütler her zaman etkili olmuştur. Davetçi, başkalarına bu şekilde öğütler vermeye çalışmalı ve ehil insanların kendisine verdikleri öğütleri ve uyarıları da dikkate almalıdır.

*Kişinin başkalarına yaptığı bir iyilik, kendisine yaptığı bir iyilik olduğu gibi; başkalarına verdiği öğütler ve yaptığı tavsiyelerde de kendisine ait yanlar vardır. Bilinçli insanlar, insanlara iyi ve güzelin tavsiyesini yapmaktan hiçbir zaman geri kalmamalı çünkü anlatan insan da kendisini duymaktadır ve herkes gibi o da öğüt ve tavsiyeye muhtaçtır. Bu sebeple davetçi, ilk muhatabın kendisi olduğunun farkında olmalıdır.

* Dinlemek özelliği de tıpkı güzel konuşmak özelliği gibi çalışılarak kazanılacak bir özelliktir. İyi bir dinleyici, işittiklerini duyar, kavrar, özümser. Konuşulan konuyla ilgili en güzel ve yerinde soruyu, en iyi dinleyen sorar. Davetçi aynı zamanda iyi bir dinleyici olmalı, sözün güzeline kulak vermeyi prensip haline getirmelidir. Çünkü bu vasıf onun iyi bir tebliğci olmasına da hizmet edecektir.

*Davetçi, konunun uzmanı olmayan şahıslarla, onların hiç bilmedikleri veya çok az bildikleri konuları tartışma konusu haline getirmemelidir. Bu tür insanların çoğu davulun kasnağına vurarak her sesi bastırmak isterler. Gayeleri bilmedikleri bir konuyu öğrenerek hayatlarına uygulamak değildir. Asıl gaye tartışma çıkararak kenardan seyretmektir. Davetçi, tebliğ sürecinde buna ortam hazırlamamalıdır. Gerekli olan hususları uzmanıyla konuşmak ve istişare etmek, davetçinin vaz geçmeyeceği bir nitelik olmalıdır.

*Davetçi, kişiliğini yakından tanıyıp güvenmediği insanların söz ve haberlerine hemen inanmamalı, önce araştırıp sormalı, gerekiyorsa bundan sonra bir karara varmalıdır. İnsanları en çok üzen sözler, aslı astarı olmayan sözlerdir. İstisnasız her peygamber hakkında bile yalan söylendiğini hatırda tutmalı, yalanı alışkanlık haline getiren kişiler bulunduğunu unutmamalıdır. Çok ve kolayca yemin edenler, yalanı veya boş sözleri çok söyleyen insanlardır. Dosdoğru olanların yemine ihtiyaçları yoktur.

*Bir insanın doğru bildiklerini insanlara anlatması, bildiklerinin doğru olduğuna dair samimiyetinin göstergesidir. İnsanların mutluluğunu isteyenlerin bunu yapması gerekir. Bildiği doğruları, çıkarları sebebiyle bile bile ret ve inkâr etmek insana yakışmaz. İyi bir insan, bildiği ve yaşamaya çalıştığı doğrular, öğrenilmek ve yaşanmak için sorulduğunda, dilini eğip bükmeden anlatmalıdır.

*Davetçi, süslü ve yaldızlı sözlerle pohpohlanarak yüceltilenlerden uzak durmalıdır. Ne kendisine böyle bir şey yapılmasına izin vermeli ne de kendisi böyle bir şeyi başkalarına yapmalıdır. Çünkü insan kolayca gururlanacak, kibirlenecek bir nefse sahiptir. Kibir her güzelliği yakacak kezzap gibidir, ne kullanılmalı ne de kullandırılmalıdır. Gurur, her insanda iltifatla açılan, kilidi olmayan bir kapıdır. Davetçiyi işgal için başka kapı bulamayan her düşman, bu kapıdan girmeye çalışacaktır. Davetçi bunun bilincinde olarak kendisi için bu kapıyı sıkı kapatmalıdır. Sık sık ‘var oluşu, neden var olduğu, nasıl var olduğu ve ölümü’ üzerinde düşünmelidir. Bu onu kibir çöllerinden tevazu vahalarına çekecektir.

*Eğitim faaliyetlerinin her çeşidinde kıssalardan faydalanmalıdır. Bir insana kendi durumunu anlatmanın en kolay yolu, onun yaşadıklarının benzerinin yaşandığı bir kıssa ile durumunu izah etmektir. Bu ihtiyaç sebebiyle davetçinin güzel hikâyeler ve hikmetli kıssalar öğrenmesi faydalı olur. İyi anlaşılmasını istediği bir konuyu, uygun bir örnekle örneklendirerek anlatmak anlatımı kolaylaştırır. Ancak unutulmamalıdır:‘Sözün tamamı ahmağa söylenir.’ denir. Sözün tamamı söylense bile anlamamaya kararlı olanlar yine de bulunacaktır. Davetçi bu kişiler karşısında tıkandığında o çıkmazdan dönmelidir. Çünkü davetçi ancak bir uyarandır; kendi gibi olmayanların kurtarıcısı olduğunu sanma yanılgısını yaşamamalıdır.

*Davetçi, insanlarla arasını onlarla selamlaşıp hatır soracak kadar iyi tutmalı, kendisini sık sık karşısındaki insanların yerine koyarak onları anlamaya çalışmalıdır. Muhatapları için söylemesi gerekenleri vaktinde söylemeli ve yapması gerekenleri vaktinde yapmalıdır. Arada irtibat bulunmaması veya aranın kötü olması sebebiyle, iş işten geçtikten sonra söylenen sözde ve yapılan işte hayır yoktur.

* Bir davetçi, kendisine karşı unutularak veya bilmeden yapılan hataları bağışlamalıdır ki bağışlansın. Bilerek yapılan ve pişman olunanları da bağışlamalıdır ki bağışlansın. Bilerek yapılan ve pişman olunmayanları dahi –güçlü olduğu sürece- bağışlamalıdır ki onlar pişman oldukları zaman dönecekleri bir kapıları olsun ve tebliğci, erdemin yüksek basamaklarına doğru çıkabilsin. Güçlü iken yapılan bağışlama ve hoş görme, gerçek affın ta kendisidir.

* Davetçi şu konularda titizlenmelidir: ‘Büyük günahlardan hiç birini işlememek, hatalarını alenileştirmemek, insanları affetmek, çok tövbe ve sürekli dua etmek’

‘Önemli olan tek bir vakit vardır, o da içinde bulunduğumuz vakittir. Çünkü ancak o zaman elimizden bir şey gelebilir. En önemli kişi şu an yanımızda olan kişidir. Çünkü hiç kimse bir gün başkasına işinin düşüp düşmeyeceğini bilemez. Ve en önemli iş de ona iyilik etmektir. Çünkü insanın dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur.’(Tolstoy, Masallar)

Davet başlı başına bir iyilik işidir.

Selam ve dualarımla

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine