Kahramanca Yaşamak

Kurani Hayat Dergisi (Sayı:26)

Eğer dünya hayatının bir bitişi olmasaydı, dünya ve içindekiler tüm değer ve önemini kolaylıkla kaybedebilirdi. Dünya hayatını değerli kılan bir sonunun olmasıdır.

İnsanlar farkında olsun-olmasın, can taşıyan her varlık gibi insanın da bu zemin üzerinde ‘belirlenmiş bir süresi’ vardır. Bu sürenin bilgisi yalnızca bu süreyi belirleyende bulunduğu için onun dışındakiler, bazı ölümler karşısında: ‘Beklenmeyen bir sondu. Pek erken göçtü gitti. Daha yapacak çok işi vardı. Gözü arkada kaldı. Gözü açık gitti. Ömrünün baharında öldü. Hiçbir muradına eremeden göçtü gitti vs.’ gibi cümleleri sık sık kullanırlar. Hâlbuki işin arka planı öyle değildir. Sebepler ne olursa olsun, zahiren nasıl görünürse görünsün ve insanlara nasıl gelirse gelsin, gerçekte süre o anda bitmiştir.

Bir sürü dert ve hastalıkla perişan olan bazılarınaysa insanlar: ‘Ölemiyor.’derler; yani süre bitmemiş demek ki. Dayanılmaz acılar ve ağrılar çeken insanlara sorun bir kere, ellerinde olsa ölmezler mi?

 

Yaşamak isteyip de yaşayamamak nasıl bir gerçekse, ölmek isteyip ölememekte bir gerçektir. İşte bu ikisi ortasında yaşayan insan hayatına bir anlam verebilir, katabilir ya da var olan anlamı bulabilir. Bu konudaki en açık gerçekse, hayatın ancak ölümle anlam kazandığıdır. Ölüm, insanın anlam arayışı denilen zihinsel serüvenin en önemli sebebidir.

            İlk vahiyden en sonuncusuna kadar tüm vahiyler de insanın bu ve benzer tüm zihinsel çırpınışlarına, Allah cc. tarafından verilen bir cevap, yapılan bir yardım, tutulan bir ışıktır.

Allah cc. son vahyinde sözlerini, nur/ışık (Hadîd Sr: 28); hayatı, kimin daha güzel eylemler yapacağının görüleceği bir zaman dilimi (Hûd Sr:7; Mülk Sr: 2); hayatın gayesini de insanın kendisine ve çevresindeki her şeye şahitlik etmesi olarak açıklar. ( Bakara Sr: 143; Nisa Sr: 41, 135; Maide Sr: 8; Araf Sr: 172; Tevbe Sr: 17; Nahl Sr: 89; Enbiya Sr: 56; Hac Sr: 78; Mümin Sr: 51) Peygamberler de bu anlamda kendi ümmetleri ve tüm insanlık için birer şahittirler.

Hayatın bir gayesi var, o da: Şahitlik/Şahadet

Bakmaktan ve görmekten ibaret olmayan bu şahitliğin elbette çok farklı şekilleri vardır. ‘Doğru ve değerli bir dava uğruna kahramanca can vermek’, bunlardan yalnızca bir tanesidir. Bunun dışındakilerin hepsi ‘Doğru ve değerli bir dava uğruna kahramanca yaşamak’ genel tanımı içine girebilir. Elbette bu kahramanlıkta kişinin gönül gözleri, ‘Rabbim Allah’ diyerek teslimiyet arz ettiği yaratıcının koyduğu ölçüler çerçevesinde, onun hoşnutluğuna dikilidir. O bilir ki kendisi de her an ‘…Sen gözlerimizin önündesin.’(Tur Sr: 48) ayetinin muhatabıdır ve kendisi de ‘Nerede olursanız o sizinledir.’(Hadîd Sr: 4) bilgisinin kuşatmışlığı altındadır. (Mücadile Sr: 7; Maide Sr: 12; Muhammed Sr: 35; Taha Sr: 46)

‘Nerede olursanız o sizinledir.’

İşte bu ölçünün sağlayacağı bilinç, kişide, kendisine her an şahit olunduğu hakikatini yerleştirir. Her an tazelenen ve her ana hükmeden bu bilgi, kişinin içinde bulunduğu zaman, mekân ve duruma göre doğru eylemi tespit etmesine yardımcı olur. Çünkü eylemlerin de zaman, mekân ve duruma göre doğru olanı ve olmayanı vardır. Mesela; savaşta düşmanı öldürmek kahramanlık, bakışta insan öldürmek katilliktir. Kişinin karısını/kocasını sevmesi hoş ve güzel, komşunun veya bir başkasının eşini sevmesi ve sonrası namussuzluktur. Susuz insana ve hayvana su vermek salih ameldir, güzel ve doğrudur ama bazı ameliyatlardan sonra hastaya su vermek yanlıştır. Kişinin cihat için hazırlanan orduya dâhil olması çok güzeldir ancak arkasında bakımına muhtaç ana-babası varsa onları aç, sefil, çaresiz bırakmamak için geride kalması da güzeldir.

‘Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.’(İsra Sr: 149) ayetiyle insana öğretilen şey şudur: ‘İnsan kendi kendinin şahididir.’(Kıyamet Sr: 14) İnsanın her uzvunun kendisinin şahidi olduğu gibi (Enam Sr: 130; Nur Sr: 24; Fussilet Sr: 20 vb.) yaşadığı yerler, yaptığı işler, okuduğu kitaplar da ona şahittir. Mescitteki, dağın başındaki veya yaylanın düzendeki namazın insan için şahit olduğu gibi; evdeki, işteki, okuldaki, yoldaki, çarşıdaki ve her yerdeki her işi de onun için şahittir. Bu gerçeğin unutulmaması insanı düzgün ve dengeli yaşamaya sevk eder.

Toplum içinde itibar sahibi olmuş pek çok kişinin eş ve çocuklarının, o kişinin iyiliğine şahit olmamaları, hakkında iyi şeyler söylememeleri de üzerinde durulması, düşünülmesi gerekli bir durumdur. Birinci dereceden yakınların şahitliği elbette çok önemlidir. Halkın kendileri için ‘Dışından baktım bir yeşil türbe’ dediği bu insanların ev ve aile yaşantıları ‘İçine girdim estağfur tövbe’ dedirdiği için bunlar; steril bir hayat yaşamaya, eş ve çocuklarını itibar gördüğü yerlerden uzak tutmaya çalışırlar. Bu tedbir kim karşısında, ne güne kadar anlamlı olacak ve ne güne kadar işe yarayacaktır.

İnandığı iddiasında bulunan herkes için bir de Kitab’ın şahitliği vardır.

Doğrusu yaşanan zaman dilimi itibariyle, bu iddia sahipleri için bu Kitap: ‘Benim kapağımı açmadılar, benimle ilgilenmediler, beni okumadılar, beni sevmediler, beni önemsemediler.’diyemeyecektir. Çünkü Müslümanlar, kitaplarının kapağını açarlar, kitaplarıyla ilgilenirler, kitaplarını okurlar hatta kitaplarını öyle severler ki öperek ve baş üzerine koyarak alır-bırakırlar, kitaplarının belden yukarıda olmasına dikkat ederler, -herkes kendi çapına göre- kitabını önemser. Geriye bu Kitab’ın şu şahitliği kalabilir:

‘Beni düşünmediler, anlamadılar, yaşamadılar.’

Bu Kitab’ın mensubu olduğunu iddia edenlerin ne kadarı: ‘Biz bu Kitab’ı düşündük, anladık, yaşadık.’diyebilir; ‘bir kısmına iman edip bir kısmını yok saydığını’ göz ardı etmeden. İşte tehlike, ‘bu Kitab’ın bir kısmı yokmuş gibi’ yaşamaktadır. Hâlbuki insanlar bu Kitab’ın tümüne davet olundular, bir kısmına değil.

Her şeyin dil-dudak sahibi olup şahitlik ettikleri bir günde, şahitlerin yalnız ve ancak gerçeği söyleyebileceği bir zamanda, bu Kitab’ın şahitliği Hz. Peygamber’in şahitliğiyle birleşerek şöyle ifadesini bulur: ‘Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim Kur’an’ı terk etti.’(Furkan Sr: 30) Bu şahitlik, bu Kitap mensuplarını korkutmalı değil midir? Bu korku, iman iddiasında bulunan ve en sıradan bir hayat yaşayan Müslümanları dahi büyük bir kahraman yapabilir.

İşin özü: ‘O Allah ki göklerin ve yerin mülkü kendisine aittir ve Allah her şeye şahittir.’ (Bürûc Sr: 9); ‘Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?’(Fussilet Sr: 53); ‘Şahit olarak Allah yeter.’(İsra Sr: 96; Fetih Sr: 28)

Selam ve dualarımla...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine