Armudun İyisi Dağ Armudu

Yer ile göğün karışıp, zeminin alt üst olduğu bir zamanda bir küçük armut çekirdeği esen rüzgârın önünde gidiyordu. Nice zaman geçip nice yer gördükten sonra rüzgârın sakinleşmeye başlamasıyla yere ineceğini anladı. Onca güzel yer görmüştü, hangisi olsa olurdu. Ancak rüzgâr getirdi getirdi onu bir kayanın başındaki çıkıntıya bıraktı. “Eyvah” dedi armut çekirdeği “Eyvah ben burada ne yaparım.”derken, hafif bir esintiyle en azından her yeri gördüğü kayanın başından, iki yalçın kayanın arasına düştü. şaşkınlık ve dehşet içinde haykırdı: “Ben artık bittim, burada ne yapabilirim, ölüm bu halimden bin kat daha iyiydi, şimdi ne yapacağım?”diyerek inlemeye başladı.

Gerçekten yapacak bir şey yoktu, çünkü ne altında toprak ne üstünde gökyüzü vardı. Altı kaya üstü kaya, aradaki küçük boşlukta dibe doğru kaydıkça kayıyordu. Rüzgâr değmiyor, yağmur dokunmuyordu. Günler böyle geçiyor ve armut çekirdeği çaresizlik girdabında dibe vuruyordu.

Yine böyle bir gün bulunduğu yere gelen sesten yağmurun yağdığını anladı. Yağmur kendisine dokunsun istiyordu, ancak üstünde şemsiye gibi duran kaya sebebiyle bu mümkün değildi. Birden çekirdeğin aklına geldi: “Allah’ım, dedi, imkânsız benim içindir, senin için imkânsız olabilir mi? Sen dilersen her şey olur. Ben senin rahmetine muhtacım.”derken, güneşin yakarak kavurarak yalçınlaştırdığı koca kayaya değen serin damlalar, kayayı serinletirken hafif bir çıtırtı gelmeye başladı: “Çıt, çıt, çıt, çat, çaaat”

Koca kayanın ortasında, ipice bir yarık oluşmuştu. İşte oradan incecik yağmur suları, armut çekirdeğine gelmeye başladı. Çekirdek anladı ki duası kabul gördü. Gözyaşlarını yağmur sularına karıştırarak şükür secdesine kapandı. Oraya azıcık giren yağmurun, daha bereketli çıkması bu yüzdendi, ama bunu pek kimse bilmedi.

İlerleyen günlerde esintilerin getirdiği toz ve yağmur suyuyla kendisine bir zemin hazırlayan çekirdek, diğer duasını etti: “Ey her şeyi yoktan Yaratan! Bana yüklediğin yaratılış gayemi gerçekleştirmek için özel yardımın gerekiyor; çünkü ben verimli topraklara düşmüş, toprak sahibinin suladığı bir tohum değilim, Yarab yardım et, Yarab yardım et, Yarab yardım et!”diyerek, dermanı tükeninceye kadar çırpınıyordu. Güzel toprakların tohumları, ne onun yaşadıklarını ne bu çırpınışları bilebildiler.

Semi olan, duymasında sınır olmayan duydu. O’nun rüzgârı, kaldırdığı tozu toprağı oraya doğru yönlendirdi ve O’nun yağmuru, bu garip çekirdeği suladı. Yer ve gök bu dayaya hizmetkâr oldu ve armut çekirdeği küçük bir filiz çıkardı. Filiz çok cılızdı; çünkü boylanması gerekenin, köklenmesi gerekiyordu. Hâlbuki dört yanı ve altı yalnızca kayalarla kaplıydı. Küçük armut fidanının kökü o gün kayalarla mücadele etmeye başladı. Mademki bir gayesi vardı, o gaye için uğraşacaktı. İncecik ve yumuşacık kökleriyle kayayı oymaya, kayadan yol bulmaya uğraştı durdu. Zorluk ancak onun inancını ve azmini bileyliyordu.

“Sen varsan, zorluk yok. Sen varsan, ümitsizlik yok. Sen varsan, imkânsızlık yok. Sen varsan, çaresizlik yok. Sen varsan, … ve Sen varsın!”

Küçük armut, burada kayalarla uğraşırken, onunla aynı doğuma sahip diğer armutlar boylanmış gitmişlerdi. Hâlbuki bu armut onların yarısı kadar bile yoktu. Kendisini onlarla kıyaslayarak, şu karara vardı: “Onlar yorulacak, ben yorulmam; onlar bıkacak, ben bıkmam; üstelik onlar bahçe sahibine güveniyor, ben Allah’a güveniyorum. Ey Rabbim! Onlar bahçe sahiplerinin merhametine güveniyor, ben Sen’in merhametine güveniyorum.”diyerek, ateşlenen alnını secdelere getiriyor, kendi köklerini, kendi gözyaşlarıyla suluyordu.

“Rabbim, dedi, onların yumuşak toprakları, hazır suları var, onları budayan, ilaçlayan, gübreleyen var, onlar gür gümrah yetişirken ben böyle kaldım. Ey lütfuna sınır olmayan, bu sebeple ben Sen’den, bana özel lütuflar istiyorum ki adlin bende tecelli etsin.”diyerek boynunu büktü, kurumuş dallarını ve kavrulan yapraklarını duanın kıblesine çevirdi ve inledi durdu.

Böyle bir aşk, azim, ceht karşılıksız kalabilir miydi?

Görmesine sınır olmayan, rahmet nazarıyla nazar kıldı. İşte tam o anda her şey değişti. Sanki küçük armudun kökleri kayayla mücadele etmiyordu da en iyi toprak içinde yol alıyordu. Kökler her yönden arzın en güzel sularına ulaştılar. Yılların yanıklığı nasıl da teskin ediliyordu. Küçük armut başını kaldırdı:

“Biliyorum Rabbim, şimdi beni ‘verdiğin nimete şükür mü edeceğim nankörlük mü edeceğim’ diye sınayacaksın. Ben şükredeceğim, ama şükürden acizim, Senin hangi lütfuna, hangi ikramına şükredebilirim ki… Zatına layık şükürler sanadır Rabbim!”diyerek secde kıldı.

O günden sonra küçük armudun boyu hızla büyüdü, etrafındaki kayalar hızla ufalanıp topraklaşmaya başladı ve gün geldi artık meyve verir oldu. Yiyenlere şifa, tadı tarif olunmaz bu armudun şöhretini pek çok kimse duydu. Gelen geçen yediği gibi, yalnızca bu armudun meyvesinden yemek için dahi yolculuk yapanlar vardı.

Günün birinde varlıklı birisi de aynı gaye ile yola çıktı. O’nun yola çıktığı gün, arzın derinliklerindeki bir su da “Çık” emri aldı. Adam geldi, armut ağacının meyvesini yedi, orada kaynayan sudan içti, kendisini o güne kadar olmadığı şekilde iyi, mutlu, sağlıklı hissetti. Gülümseyerek: “Armudun iyisini ayılar yer, derler ama pekâlâ biz de yiyoruz işte.”diye düşündü. Armuda ve suya baktı, şükranlarını ortaya koymak için, suya bir çeşme yaptırdı, ağacın altına da oturulacak yerler…

Giderken arkasını döndü, lezzeti az bulunur bu armut ağacının kayalıkların ortasında yetişmesine, yanından bu tatlılıkta bir su çıkmasına hayretle, hayranlıkla baktı ve seslendi:

“Hey kurban olduğun Allah!

Hey ayakları altından su arkı giden Hüda-yı Nabit!

Kimin ellerinde yetiştin!

Kimin gözetiminde büyüdün!

Hüda-yı Nabit, Meryem miydi?

Yoksa Sen miydin?”

Görenler ve yiyenler; “Allah Allah bu dağ başında bu lezzette bir armut.”diyerek şaşkınlıklarını ortaya koydular. Onun yıllar süren gecesi gündüzüne karışmış çalışıp çabalamalarını kim bilebilirdi ki. “Ovada böylesi yetişmiyor” diyorlardı, kaynak sularından içmenin farkını hatırlamayanlar… Ey ağaç! Senin bahçıvanın kim ki meyven böyle lezzetli, sorusuna, ağaç ve meyveleri hep birlikte cevap verdiler, ama çok fazla duyan olmadı.

Çok önemli not: Duyduk duymadık demeyin, bu ağaç “Hüda-yı Nabit” adından çok hoşlandı ve bu adı kendisi için kabul ettiğinin ilanını istedi. İşbu hikâye bu sebeple kaleme alınmıştır. Duyurulur!”

Yorumlar   

0 #2 Abdullah Kul 20-01-2013 21:29
Maşallah, çok güzel hikaye etmişsin. Ellerine sağlık...
Alıntı
0 #1 MUSTAFA ÇETİN 24-09-2012 12:24
Ayten abla hikayene ve kalemine hayran kaldım.teşekkür ederim...kitapl arınızı okumak isterdim gerçekten...
Allahım sen her şeye kadir ve gücü yetensin,yanlız sana sığınırız,sana yönlendiriliriz ...!
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine