Hayal

Anneciğim,

Beni sanki kendi yaşında birisi gibi büyük bir ciddiyetle ve dikkatle dinlemenden çok hoşlandığımı ve mutlu olduğumu bilmelisin.

“Seni dünyadaki her şeyden daha çok seviyorum.”dediğim zaman hemen, “Teybi getirin de dediklerini kaydedeyim, başkalarını da her şeyden çok sevmeye başlayınca dinletirim.”deyip, gülüyorsun. Senin yanında kendimi büyük bir adam gibi hissediyorum sen beni böyle gördüğün, yani önemli gördüğün için bu böyle.

Hatırlıyor musun geçen yıllarda yatma vaktim gelince bir türlü yatmak istemezdim. Babam ve sen beni en tatlı dillerle yatmaya ikna etmeye çalışırken ben bulabildiğim her bahaneyi ileri sürer yatmazdım. Siz bahanelerimin hepsini bir bir -büyük bir sabırla-hallettikten sonra en son bahanemi ortaya atardım.

“ Acıktım.”

Bu benim yatmamak için kazandığım yarım saat demekti. Tabi senin şefkatli yüreğin beni midem kazınarak uyutmak istemezdi. şimdi doğruyu söyleyebilirim: Hiçbir zaman acıkmamıştım.

Sabrının tükendiğini hissettiğim anda rüşvet vermem gerektiğini hisseder;

“ Anneciğim, sen dünyanın en iyi annesisin, kimse senin gibi olamaz.”derdim.

Sanki dünyanın bütün annelerini tanıyormuşum gibi. şu andaki düşünceme göre de iyi bir annesin, ama o zaman senin sabrını bitirdiğimi hissettiğim için böyle söylüyordum. Arkadaşlarının çoğu;

“ Ben olsam, çoktan yapıştırmıştım.”dediklerinde senin bana bakıp gülümseyerek:

“ Allah onları yapıştıralım diye mi yaratmış.”dediğinde, beni çok sevdiğini en derin şekliyle hissediyordum.

İnsanın sevildiğini hissetmesi müthiş bir şey. İnsan kendisini değerli ve güçlü hissediyor. Sen, bugün çocuklarını dövmeden, onlara vurmadan büyüten anne olarak biliniyorsun. Seni yakından tanıyan anneler;

“Ya ben dövmeden yapamıyorum, dövmeyeyim diyorum, küçücük başıyla şöyle şöyle yapıyor” diyerek, uzun uzun bir şeyler anlatıyorlar, sen dinliyor, bazı tavsiyelerde bulunuyor ve:

“Bunların çocuk, senin büyük olmanın bir belirtisi veya sebebi olmalı herhalde.”diyorsun.

Bazı anneler, beni ve kardeşlerimi kast ederek;

“Ya bu çocuklar sana çok sıkıntı ediyor.” dediklerinde, ben kendimi kötü hissediyordum. Doğrusu hiçbir zaman seni üzmek istemedim, ama büyümenin de bir sancısı var belki.

Yeniden uyku faslına dönüyorum çünkü bugüne kadar sana hiç anlatmadığım bir şeyi seninle paylaşacağım.

Siz beni, artık yatmazsam sabahleyin uyanıp okula gidemeyeceğimi  söyleyerek yatırıp, üstümü örttüğünüz zaman kardeşlerim çoktan uyumuş oluyorlardı. Onların derin uykularına imreniyordum hep. Arkandan en fazla beş dakika sonra sesleniyordum:

“ Anne!!!”

“ Ne var oğlum?”

“ Karnım çok ağrıyor.”

Yanıma uzanıp karnımı ovalamaya, bu arada Fatiha-ıhlas-Nas-Felak Sûrelerini okumaya başlardın.

Tabi ben zeki bir çocuk olarak, her gece yeni bir ağrıyan yer buluyor ve yanıma uzandığında sokuldukça sokuluyordum.

Baş ağrısı, karın ağrısı, boyun ağrısı, ayak bileği ağrısı, göz ağrısı, mide bulantısı sıraya giriyordu her hafta.

Anne, ne olur doğruyu söyle, o zaman usanmadan benimle ilgilenirken söylediklerime yani ağrılarıma inanıyor muydun? Bana inanıyormuşsun gibi geliyordu. Bazen,

“ Hadi doktora gidelim.”dediğinde, ben,

“ Yok yok az sonra geçer.”diyordum. o zaman hafifçe gülüyordun, yoksa inanmıyor muydun?

Kapım açık kalıyor, kırmızı gece lambasını sevmediğim için maviye değişiyorsunuz, beni rahatlatmak için her yolu deniyorsunuz, ama yine de geceleri gördüğüm kabuslarda azalma olmuyordu. Sesime koşuyor ve bana sımsıkı sarılıp;

“ Rüyaydı oğlum, rüyaydı.”diyor ve benden daha beter hale geliyordun. Belki anne olmak bu demektir. Yani çocuklarının sevincini ve acılarını en az iki kat hissetmek.

Anneciğim, sana bunları yazmam, duygularımı, sana olan sevgimi ifade etmem, senden her anlamda hoşnut olduğum anlamına gelmez. Belki şimdi daha çok meraklanacaksın, neden hoşnut değilim diye. Mesela; biz çizgi film veya film seyrederken sen araya giriyorsun:

“ Bunlar Hıristiyan reklamı çocuklar, dikkat edin, bakın boynundaki haça, bakın geri plandaki kiliseye, papazlarını neden böyle dört dörtlük insanlar, iyi dostlar olarak gösteriyorlar sanıyorsunuz?”

Tabi uzun bir izah giriyor araya. Belki bizi uyarmak istiyorsun, ama her şey mi Hıristiyan reklamı anne? Bunu sana sorsam eminim şöyle cevap vereceksin:

“ Evet yavrum, maalesef her şey.”

Şimdi bile film seyrederken Hıristiyan kültürü ile ilgili bir şey olsa hemen birbirimize;

“ Annem şimdi diyecek ki bakın haçlarına dinlerinin reklamını yapıyorlar.”

Çoğu konularda seni hiç birimiz haksız bulmuyoruz, büyüdükçe bunu daha iyi anlıyoruz ama anneciğim sen de hep televizyon keyfimizin içine liman sıkıyorsun. Belki daha da büyüdüğümde seni daha iyi anlayabileceğim.

Senin bize vermeye, aşılamaya çalıştığın kimliği anlamıyor değilim. Bu sebeple de seni daha çok seviyorum. Sıradan bir insan değil, doğru ve eğri ölçüsünü belirlemiş, sağlam kişilikli insan olmamıza çalışıyorsun. Bunun farkında olmadığımı sanma.

Yeniden uyku, daha doğrusu uyuyamama olayıma geliyorum. Seni çok uzun süre sıkıntıya soktuğum olaya.

Yatağa giriyorum, önce besmele, Fatiha, ıhlas, Nas, Felak ve ezberlediğim ne varsa okuyorum. Üzerime yavaş yavaş bir rehavet çöküyor, uykuyla uyanıklık arası hem içim geçiyor hem de sizin seslerinizi duyuyorum. İşte tam o esnada karşımda yine o. Sivri kulakları, kocaman ağzı, sivri kan damlayan dişleri, gözlerinin karası akına karışmış, saçı-sakalı birbirine girmiş, kıyafetinden ziftler damlayan, el ayak tırnakları vahşi kuşlar gibi uzamış ve kıvrılmış, ağzından salyaları dökülüyor. Sanki bademciklerini bile görüyorum. Korkudan titriyorum. Ayılmaya çalışıyorum. Aklıma besmele çekmek geliyor, sonra haykırıyorum:

“ Anne karnım ağrıyor.”

Sen geliyor, yanıma uzanıyorsun, sana sarılıyor, sokuldukça sokuluyorum.

“ Anne gitme, beraber yatalım e mi.”

Sen cevap vermiyor bana sarılıyorsun.

Neden bu görüntüyü, hayal mi düş mü neyse, sana anlatamıyordum, bilmiyordum. Belki de erkek olduğum için korkak olmakla nitelendirilmek istemiyor, korktuğumu gizliyordum. Sen beni korkak olmakla nitelendirmezdin biliyorum. Sana göre her insanın korktuğu bir şeyler vardı.

Anneciğim, işte birkaç ay boyunca neredeyse her gece devam eden karın ağrısının, baş ağrısının hakiki sebebi buydu. Yani gözümde canlanan hayal-düş arası bir şey işte.

Şimdi merak ediyorsundur, peki sonra ne oldu da geçti bu. Onu da anlatacağım. Günlerce aynı görüntü gözümde canlanıyor, gündüz bile yalnızken gözümde canlansa içim bir hoş oluyordu.

Hiç kimseye anlatmadığım, anlatmak istemediğim bu korku girdabında bunalıyor ve bu bunalımın etkisiyle hırçınlaşıyor, geçimsiz biri oluyordum. Bunun da farkındaydım. Sen değişik çocuk eğitimi ve gelişimi kitapları bulup okuyarak kendince bana yardımcı olmaya çalışıyordun. O dönemde sana göre ben özel ilgi istiyor, öncelikli olmak istiyor, büyüdüğümü ispatlamaya çalışıyordum. Hayır hiç biri değildi.

Bana güzel kitaplar alıp, okumamı sağlamaya çalışman, beni konuşturmaya çalışarak senden gizlediğim bir sıkıntım olup olmadığını öğrenmeye çalışman da boşa gitti. Sınıfım, arkadaşlarım, öğretmenim, sokağımızdaki çocuklar yani her şey senin tarafından mercek altına alınmıştı. Bilmiyorum, ne bulmuştun sonuç olarak ama ben o dönemlerde gerçekten kendimin çok önemli olduğunu, beni gerçekten çok sevdiğini hissetmiş, bunun güvenini yaşamıştım.

“ Şimdi ne değişti?”diyeceksen eğer;

“ Hiçbir şey anneciğim”

“ Anne, en çok beni seviyorsun değil mi?” Bu soruyu sana çok sorar ve “Evet” cevabı vermeni isterdim. Sen aşırı eşitlikçi tutumunla;

“ Hepinizi aynı oranda seviyorum. Kalp, beyin, akciğer; birisi olmasa insan ölür.”derdin hep.

Doğrusu anneciğim örneğini çok beğendiğimi söyleyemem, anladığımı da söyleyemem. Uygun bir örnek olmuyordu hiç. Ne var yani ikimiz yalnızken, bana, beni herkesten çok sevdiğini söyleseydin. Bu beni çok mutlu ederdi.

Sen bazen şöyle kıyas yapıyordun:

“ Kardeşini senden daha çok sevmem seni nasıl etkiler. Hoşuna gitmez değil mi?”

Böyle başlayan konuşmalarımızda beni ikna ediyordun ama yine de işte........

Yeniden, aylar boyu beni sıkıntıya sokan hayalime dönelim. Ne yaptım da bu meseleyi halledip normalleştim?

Okuduğum kitapların birinde, geleceğe yönelik güzel düşler kurmanın mevcut sıkıntıları hafiflettiği anlatılmıştı. İşte ben de bunu kullandım.

Ne mi yaptım?

Bir gün öğle yemeğinden sonra perdeleri kapatarak, yatağıma uzandım. Gözlerimi yumdum. Hayalimde kendimi yavaş yavaş büyüttüm. Tahsilimin her kademesinde çok başarılıydım. Yüksek tahsilimi de bitirdikten sonra iş hayatına atıldım. İş hayatım da eğitim hayatım gibi çok başarılıydı. Kurduğum işlerde çalışan yüzlerce insan vardı.

Sonra ben, bir gün her türlü getir-götür işlerime bakan iki kişiyi görevlendirerek, bu ağzından kanlar saçılan, sivri dişli, kabusum olan korkunç yaratığı bulup getirmelerini söyledim. Uzun araştırmalar sonucu bulup, elleri ayakları bağlı olarak karşıma getirdiler.

Artık her açıdan güçlüydüm ve ona istediğimi yapabilirdim. Sana bu hikayemi anlatırken beni dikkatle dinliyordun. Çok etkilenmiştin. Sonra sordun:

“ Onu öldürdün mü?”

“ Hayır”

Bu cevabım seni çok şaşırtmıştı.

“ Ne yaptın peki?”

“ Sen olsan ne yapardın?

“ Öldürürdüm”

“ Ben öldürmedim.”

“ Ne yaptın?”

“Adamlarıma emir verdim. Onu götürdüler. Önce güzel yemekler yedirdiler, sonra iyice yıkadılar. Saçlarını, sakalını kestiler. El, ayak tırnaklarını kestiler. Dişlerini düzelttirdiler. Üzerine en güzel elbiselerden giydirdiler. Bütün bunlar olurken ben onun yanındaydım. Temizlik ve giyim işlemi bittikten sonra aynada onu kendisine gösterdim. Benim kadar olmasa da yakışıklı olmuştu. Döndü, kendisine yaptığım iyiliğin farkında olarak geldi ve beni kucakladı. Kimsenin ona yapmadığı iyiliği benim yaptığımı söyleyerek, beni çok sevdiğini yakınımda olmak ve hizmet etmek istediğini söyledi.

Böylece benim en yakın ve güvenilir dostlarımdan biri oldu. Ona iş verdim, oturabileceği ev ayarladık. O artık benim yakın dostlarımdan biriydi.

            “Son cümlelerim neden gözlerini doldurdu anne? Buna sevinirsin sanmıştım?” dediğimde;

“ Biz baskılar, zulümler altında yaşadık, hayallerimizin bile hep yolu kesildi, acılara  endeksli, hayallerimiz bile tatsız; senin hayallerinse, en çirkin bir mahluku bile insanca yaşatmaya çalışmış. Ne kadar güzel.”

“Ne demek istediğini, neden sesinin titrediğini ve neden üzüntülü bir hâle büründüğünü tam olarak anlayamadım anneciğim. Vampirler bile benim en yakın dostum olabilirler, ama seni üzenler asla”

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine