Evliliğin 20 Çıkmazı

 

14-) Biz/Aile olamamak:

Karı-kocadan oluşan çekirdek aile, bir mekânda olmak, bir sofrada yemek, bir yatakta yatmakla oluşturulabilecek bir kurum değildir. Pek çok şeyin paylaşımı ile oluştuğu gibi, zaman da ister. Evliliklerde ilk beş yıldan sonra boşanmanın azalması, çocuklu hatta çok çocuklu ailelerde boşanmanın çok az olması bu gerçeği doğrular.

Eşler zaman içinde birbirlerine benzemeye başlarlar. Ciddi bir zıtlık veya sürtüşme yoksa ortalama olarak yirmi yıldan itibaren pek çok konuda/neredeyse her konuda aynı veya yakın düşünmeye başlarlar. İşte bu ‘Ben’ olgusundan ‘Biz’ haline geçmektir ki ‘Ben’in varlığı yok edilmeden de gerçekleşmesi mümkündür.

Bu konuda dört hata yapılmaktadır:

a-) “Biz” olabilmenin kısa sürede gerçekleşeceğini beklemek

b-) “Biz” olmanın eşlerden birinin “Ben”inin hâkim olmasının sanılması

c-) Akrabalarla oluşan “Biz”in, karı-kocanın oluşturması gereken “Biz” yerine ikameye çalışılması

d-) “Biz”in, kavga ve sürtüşmeyle oluşturulmaya çalışılması

Bu dört yanlış yapılmadığı takdirde, iyi niyetle başlayan her evlilik zaman içerisinde “Biz” yani “aile” olmaya doğru ilerleyecektir.

15-) ‘Sana ne’ cümlesini evlilikte kullanmak:

İnsanların üstlerine vazife olmayan konularda en az kullandıkları cümle “Bana ne” cümlesidir. “Bana ne” cümlesinin tavır olarak gereksiz her şeye karşı kullanılması, insana ömründen epeyce zaman kazandıracağından ömrü bereketlendirir. Bu çok önemli bir kazançtır, çünkü ömür yenilenemeyen tek sermayedir. Ancak ‘Bana ne’yi kullanmayan insanların çoğu, diledikleri her şeyi yapma noktasında engel gibi gördükleri herkese karşı “Sana ne” cümlesini sık sık kullanırlar. Bu cümlenin kullanılma hakkı bulunmayan veya en az olan ilk ve en önemli yer aile bireyleri arasıdır. Bu ifade, ailedeki herkes birbirinin her şeyine burun sokar, anlamında anlaşılmamalıdır. Bu ifade, aile bireylerinden her biri diğeriyle aile bağı ile bağlı olduğu için, her biri diğeriyle ilgilenmelidir, anlamına gelir.

Özgürlükleri daraltmadan ve lüzumsuz müdahalelerden uzak durarak aile bireylerinin birbirlerine ilgisi gerekli ve faydalıdır. Bu sebeple “Sana ne” cümlesinin sonucunun aile kurumunda mümkün olabileceğini sanmak bir yanılgıdır. Dengeli ilişkiler bu cümleye gerek bırakmayabilirse de gerektiği yerde bile bu cümle ihtiyatlıca kullanılmalıdır. Çünkü aynı cümle, aynı anlamda, aynı eda ile ilk kullanana dönebilir. Bu da aile kurumunda çatlağa sebep olur.

16-) Eşine teşekkürsüz, Rabbine şükransız olmak:

Senelerce aynı hayatı paylaşıp, birbirinin pek çok sıkıntısını paylaştığı ve birbirine pek çok hizmeti ve hakkı geçtiği halde, eşine teşekkürde ve hayır duada bulunmamak da karı-kocanın sorunlarındandır. İnsanlar fedakârlıklarının ifadesini arzı ederler ve aile, fedakârlığın en çok yapıldığı ortamdır. Öyleyse bu ortamda teşekkür de çok kullanılmalıdır. İnsanlar nikahlandılar diye, anne-baba oldular diye, sürekli fedakarlığa zorlanamazlar, hele de hiç karşılığı yoksa, farkına bile varılmıyorsa, teşekkür bile edilmiyorsa…

Her insan, eşine, yaptıkları için teşekkür etmeli, kendisi ve çocukları uğruna vaz geçtikleri için teşekkür etmeli; kendisine kötü bir eş vermediği için de Rabbine şükretmelidir. Unutulmamalıdır, şükredilen her nimet bollaşır ve güzelleşir. Bu bilgi aile kurumunda kullanılmalıdır.

17-) Güler yüz, hoş tavır ve davranışları başkaları için kullanmak:

Bazı insanlar eş ve çocuklarına karşı yarı resmi ve soğuk durmayı, kendilerini saydırmanın yolu olarak görebiliyorlar. Bu tavır saygıyı oluşturmaz, ancak sevginin gelişmesine imkân vermeyen bir mesafe ve soğukluk oluşturur. Aynı insanların aile dışındaki kişilere karşı, güler yüz, tatlı dil, yumuşak tavır, hoş görü dolu yaklaşımları olduğunu görmek de mümkün oluyor. Bu yanlış, yanlış kodlanmanın, yanlış alt yapının sonucudur ve aile kurumunu ancak yağmurdan kaçanların sığındığı durak haline getirir.

Her insanın güler yüzü, tatlı dili, hoş görüsü önce aile bireyleri için olmalıdır. Diğer türlüsü pantolonun üstüne iç çamaşır giymek gibi, sıralamada çok abes görünen bir yanlışlıktır.

18-) Sevginin canlı olduğunu unutmak:

Sevgi tıpkı tohum gibidir. Her tohumun canlılığı için gereken ortama, zamana, bakıma gereksinimi vardır.

Eşler arası sevgide de durum aynıdır. Onlar arasındaki sevgi de tohum gibi yeşermeye başladığında gereken zaman, ortam, bakım verilirse gelişir, güzelleşir; bu yapılmazsa ölmeye mahkûm olur. İşte eşlerin pek çoğu bunu unutuyor. Nikâh cüzdanını sevgi çiçeğinin ölmemesinin garantisi gören her insan, bunun garanti olmadığını yaşayarak öğrenir. ılgisizlikten ve bakımsızlıktan sevgi çiçeklerini öldüren, ölmesini seyreden, diriltmek için üzerine düşeni yapmayan pek çok karı-koca, bu durumun evliliklerinin de bitkisel hayatta bulunduğu anlamına geldiğini unutmuş görünüyorlar. Böyle evlilikler ya bitkisel hayatta gibi devam eder veya ayrılıkla neticelenir. İkisi de acı sondur. Sevgiyi öldürmemek için gereken çaba evliliğin hakkıdır, yerine getirilmelidir.

19-) Sorunların çözümüne yönelmemek:

İki farklı insanın beraberliğinde hiç sorun olmayacağı beklentisine girmek yanlıştır. İnsanlar sorunlar karşısında şu tavırlardan birisine yönelirler.

* Sorun içinde yaşamaya devam ederler

* Sorunu doğal görür, yok sayar ve üstünü örterler

* Sorunun adını belirleyip çözmeye çalışırlar

* Sorunun üstüne benzinle gidip, yeni sorunlara kapı aralarlar.

Karı-koca yaşadıkları sorunlarda kendilerini kötü hissetmemeli, eşlerini suçlama, kötü görme, nefret etme gibi bir yanlışa yönelmemelidirler. Çünkü hayat her zaman sorunlarla beraber devam edecektir.

Doğru tavır, sorunun adını belirlemek, kendi aralarında konuşarak çözmeye çalışmak, ilgili kitaplardan, uzmanlardan yardım almaya çalışmaktır. Bu tavır aileyi yöneldiği mayınlı yoldan geri çevirecektir.

20-) Dua etmemek: 

            İnsanlar bekârlıklarında ve nişanlılıklarında eşleri ve evlilikleri için de dua ederler ki bu gereklidir. Her zaman ve her şey ile ilgili olarak dua eden, sıkıştığında dualarını uzattıkça uzatan insanlar, çoğu kere evlendikten sonra eşleri ve evlilikleri, huzur ve mutlulukları için dua etmeyi ve mevcut durum için şükretmeyi unutuyorlar. Dua; istemek, talep etmek demektir. Âlemlerin Rabbi ise insanoğluna, istediğinde vereceğini vaat etmiştir. İnsanlar her şeye güç yetirenden istemeyi unutuyorlarsa, sorun yaşadıklarında, herkesten önce her şeye çözüm getirene yönelmeyi gerekli görmemişlerse ve evli kişiler aile kurumunun altın anahtarını gönüllerin sahibinden almıyorlarsa, kimi suçlamalılar.

Her insan eşi, çocukları, kendisi, yakınları ve tüm kardeşleri için de duayı unutmamalıdır.

Selam ve dua ile

Ayten Durmuş

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine