BİR ZÜMRÜDÜANKA HİKÂYESİ - 21

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -20

Rade, hiç durmadan uçup durmalarından sıkılmış gibiydi. Belki de biraz Zümrüdüanka’yı konuşturmak istiyordu. Sordu:

-                  Zümrüdüanka, sen, bir zamanlar yeni yöntemlerle uçuş eğitimi almak için ayrılmıştın hani, ne öğrendin o zamanlar, bildiklerine ek olarak?

Zümrüdüanka, ‘Sen bunları nereden biliyorsun?’ gibi bir soru sormak istedi ancak Rade’nin kendisiyle ilgili, kendisinin bile çoktan unuttuğu şeyleri bildiğini hatırladı.

-                 Pek de fazla bir şey öğrenmedim esasında fakat o sürece kadar bu eğitim gözümde büyüyordu. Hâlbuki şimdi, o eğitimin verilmesindense belki verilmemesinin kuşların yüksek uçuş kabiliyetine zarar vermemesi için gerektiğini düşünüyorum.

-        Böyle düşündüğünü bilmiyordum.

-        Bu konuda pek konuşmak istemediğim için böyle düşündüğümü kimse bilmiyor.

-        Ne vardı size öğrettikleri şeyler arasında?

-                  Anladım, yol uzun ve sen, bu yolculuğu ikimiz için daha güzel hale getirmeye çabalıyorsun. Bu yüzden beni konuşturmak istiyorsun. Peki, anlatayım. Girdiğim Yüksek Uçuş Okulunda gördüğüm ilk eğitimin adı ‘İtiraz ve Savunma’. Burada yeni her ne varsa itiraz edip geçmişe ait ne varsa savunmak gerektiğinin dersi verildi. Her yeni, çirkin ve köksüz; her eski, soylu ve güzel kabul edilmeliydi. Bu dersin hocasına göre tüm eskilerin karşısında, en fazla tozları alınarak hayranlıkla hazır ol da durmak öğretiliyordu.

İkincisi ‘Şüphe’ dersiydi. Sen, sen misin; ben, ben miyim? Acaba öyle mi yoksa böyle mi, diyerek ruhu ve gönlü dayanaksız bırakmanın yöntemleri işlendi.  Her şeyden şüphe duyunca hiçbir şeye doğru veya yanlış demek mümkün olmuyordu. Bunları diyemeyince birisini savunup öbürüyle mücadele etmeye gerek de kalmıyordu. Sanki bir ırmak kenarında suyu seyreden susuz gibi… öylece dur.

Üçüncü dersin konusu ‘Burun nasıl büyütülür?’ idi. Herkes en çok bunda zorlanıyordu. Burnunu o kadar büyütmeliydin ki kimse gerisindeki ‘Sen’i görememeliydi. ‘Sen’in gerçeğini kimse göremeyince, kimse senin hakkında değerlendirme de yapamıyordu. Bir kısmı: ‘Ya burnu bu kadar olanın kim bilir kendisi ne kadar olur.’, diyerek ‘Sen’i hiç tanımayacaklardı. Diğer bir kısmı da diyecekti ki: ‘Ya bu çok büyük bir kişi, inanın onun seviyesinde hiç kimse yok. Bu yalnızlığı, üstten konuşması, her konuda görüşü olmasından yani her konuda uzman olmasından. Hiçbirimiz onu anlamıyor ve onun seviyesinde olamıyoruz.’ diyeceklerdi burun oranına bakarak. Burunlarının büyüklüğünden kendileri ve kimlikleri asla görünmeyen kişiler, burun büyütmenin nasıl mümkün olabileceğini öğretiyorlardı. Bu gerekliymiş çünkü diğer türlü her önüne gelen her ağzı olan konuşuyormuş. Onların dinlenmesi ve kendilerine itiraz edilmemesi için bu tavır çok gerekliymiş.

Dördüncü ders ise ‘Boş atıp dolu tutma.’ adını taşıyordu. Dersin adı buydu, verilen eğitim ise kişinin gerçekte kendisinde olmaması gereken ne varsa veya kendisinde sevmediği, beğenmediği ne varsa sürekli tersini söyleyerek kendisini öyle tanıtmasının nasıl mümkün olacağıydı. Mesela, makam hırsını: ‘Benim için hiçbir makamın bir önemi yok. Ben davama adanmış bir insanım.’ diyerek;

Ya da para hırsını: ‘Para nedir, para kişinin elinin kiridir. Yıkarsın akar gider.’ gibi,

Ya da kıskançlığını: ‘İsteseydim, ben de onlar gibi olabilirdim fakat onlar gibi davranmak benim kişiliğime ve değerlerime ters. Benim tercihim bu.’

Tüm bunlar, Yüksek Uçuş Eğitimi için çağırılmış olanlara, ne kadar inandırıcı gelebilirdi? Çünkü oradaki tüm kuşlar, az çok gerçeği biliyor fakat susuyorlardı. İşte bu anlattıklarım, canlı örneklerin uzman oyunculuğu eşliğinde gelen herkese öğretiliyordu.

-                  Sonuç ne oldu?

 -                  Ben de bilmiyorum, desem doğruyu söylemiş olmam. Bana göre bu eğitim, tüm kuş cinsinde fıtrî olarak bulunan uçma yeteneğini körelten ve en iyi uçabilecek olanlarının kendilerine olan güvenlerini yok etmek için tasarlanmış bir şey gibi.

-                  Bunu kim yapıyor olabilir?

-                  Bir fikrim yok.

-                  Peki sen nasıl etkilendin bundan.

-                  Her gün eski uçuşumu tekrarlayarak…

Rade kanatlarını çırparken gözleri kendisininkinden daha keskin olan Zümrüdüanka’ya dönerek ufkun çok gerisinde kalmış kıpırdanışları sordu:

-        Bunlar kim?

-        Bahçe sahipleri, dedi Zümrüdüanka

-        Ne yapıyorlar?

-        Âleme ibret oluyorlar.

-        Nasıl?

-                  Bunları, tüm ikram bahçelerinin ve insana sunulan her şeyin yaratıcısı olan Allah, yanlış davranışları sebebiyle herkese ibret olarak şöyle anlattı:

‘17. Biz, vaktiyle bahçe sahipleri ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi. 18. Onlar istisna da etmiyorlardı. 19. Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir afet (ateş) bahçeyi sarıverdi de 20. Bahçe kapkara kesildi. 21.Sabah olurken birbirlerine seslendiler. 22. "Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsulünüzün başına gidin!" diye. 23. Derken yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı. 24. "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diye. 25.(Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler. 26. Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız, dediler. 27. Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız! 28. İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size "Rabbinizi tespih etsenize" dememiş miydim? 29. Rabbimizi tespih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler. 30. Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar. 31. (Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz. 32. Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi (O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz. 33. İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!" (Kalem, 68/17-33). Bu duyduğunda, onların yaptıklarını kaydeden kudret kaleminin cızırtısı.

-        Ya şu ötekiler kim?

-                  Kerem ile Aslı. Kerem, Aslı’nın sevdasıyla yanınca, Aslı onun ateşinden korkmadı. Kerem, bana nurunda aydınlanacağım bir eş olamazsa narında yanacağım bir eş olsun, toprağın üstünde olmazsa altında beraber oluruz, diyerek sarılıyor ona. Gördüğün dumanlar ikisinin dumanı.

-                  Ya şu kim?

-                  O da Ferhat; bir gönül bahçelerini kurutup kavuranların kuruyan bahçelerine, bir de birbirinin ateşinde yanan Kerem’le Aslı’ya, sonra daha bir gayretle dağlardan yol açarak suyu ulaştırmaya çalışıyor.

-                  Ya şu kenarda oturan kim?

-                  O mu, dedi ve onun kim olduğunu söylemeden cevap verdi

-                  O da son aforizmasını yazıyor.

Hala soran gözlerle kendisine bakan Rade’ye cevap verdi:

-        ‘Sensiz ölürüm, diyerek beni aşka inanmamakla suçladın. Ölseydin inanacaktım.

DEVAM EDECEK...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Ramazan Mesajı (Haziran 2019)
Ramazan Mesajı (Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)

Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)

Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)

Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)

Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)

Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)

Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)

TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)

Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
 
Joomla templates by Joomlashine