BİR ZÜMRÜDÜANKA HİKÂYESİ -6

  Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -5

İşte ben bu tartışmaları, ‘ilmî toplantılar’ adıyla yıllarca devam ettiren insanlardan yoruldum. Onların saçma faraziyelerinden yoruldum. Uydurduklarına ‘ilim’ adı vermelerinden yoruldum ve bakışlarımı yine Zümrüdüanka’ya çevirdim. Onun da herkesin taş sandığı, bağrına bastığı, rengini kimseye göstermediği bir incisi vardı ve bir şiir okuyarak ağlıyordu. Şiirin dili pek yeni değildi bu sebepten ben pek anlamadım ama onun gözyaşlarına bakınca ve sesinin tonuna bakınca bir hasret şiiri olduğunu anladım. Uzun yıllar hasret çeken birinin, ıssız yollarda, çöllerde aylar süren bir yolculuktan sonra sevdiğinin mezarına varıp orada ona hasretini ve sevgisini anlattıktan sonra düşüp ölmesini anlatıyordu, buraları anladım. Merak ediyorsanız eğer o şiiri buldum ben de zaman zaman okuyor ve ağlıyorum. Kime mi, kendime tabi, öyle bir ölümle ölemeyişime…

İşte ben ilk defa o zaman Zümrüdüanka’nın yanında olduğumu hissettirmek arzusu duydum. Yanında olmak, gözlerimi gözlerime dikmek ve aynı aşkla yandığımı ona söylemek istedim. Bunu söyleseydim eğer beni duyar mıydı? Duysa acaba ne dediğimi anlar mıydı? Anlasaydı, o da benim gözlerimin içine bakarak, oradan kendisine bir yol bulabilir miydi? Eğer bir yol olduğunu görse, o yolun yolcusu olmayı ister miydi?

Elbette soracak çok şeyim vardı ona. Hangisinden başlayabilirdim? Ne diyebilirdim karşısına beklemediği bir anda çıkmış olmama

- Geçiyordum, uğradım mı diyecektim?

- Aklıma düştün, ziyaret edeyim dedim mi diyecektim?

- Ben biraz sende kalmaya geldim mi diyecektim.

Ben, ondan hiç gitmemiştim ki. Bu yüzden ben onu hiç özlememiştim ki. Ben onu hiç kendimden ayrı bilmemiştim ki. Ben kendimi de ondan hiç ayrı bilmemiştim ki. Üstelik o bunu hiç bilmemişti. Bana göre, biz bir ve beraber değil, tektik, tek. Şimdi karşımdaydı, farkımda bile değildi ve çok acı çekiyordu. Ben onun her zaman yanında olup ellerini tutmak ve gözlerini silmek istedim fakat bu hiç mümkün olmadı, olamazdı da.

Zaman göreceli bir kavramdır, derler hep. Bu sebeple ‘an ile asır’ arasında bulunan fark, bir gün yaşayan böceklerin, dokuz yüz yıl yaşayan kaplumbağanın hayatıyla kıyaslandığında elbette farklı anlamlara sahip olacaktı. Zümrüdüanka da kendi hayatını bu ikisi arasında değerlendirmeye çalışıyordu. Hayatının bazı dönemleri, an içinde asırları barındırırken, bazı dönemleri ise asır olduğu halde an mesabesindeydi.

‘Geçerken geçmeyip de geçince uçan aylar’ birikmiş, uçan yıllara dönüşmüştü. Şimdi o uçan yılların toplamda kaç yıl olduğunu düşünüyordu. Bir türlü hesaplayamadı ama şimdi ‘an’ gibi hissediyordu.

Bu süreç içinde yaşadığı şeyleri bölük pörçük düşünmeye çalıştı. Son zamanlarda kendini ne çok dinliyordu. Fakat kulak kabarttığında bu seferki ses sanki daha başkaydı:

Ey saki! Ben susuzken suyu sen verme

Sunduğun sudan değil, senden usandım

Yaşanan bu hayatın neşesi nerde?

Damarımda depreşen kandan usandım.

Zümrüdüanka, iç sesinin seviyesi düşünce, bu dörtlüğü hoyrat ezgisiyle söyleyen sesi dinlemeye başladı. Ses ne uzaktan ne yakından geliyordu. Sağa sola baktı, sesin sahibini bulmaya çalıştı. Geliş yönünü tespit edemedi, sanki her yönden geliyor gibiydi. Başını önüne eğdi, gözlerini yumdu; o anda dışını nasıl görüyorsa, içini de öyle görüyordu. Baktı ‘akıl, gönül, vicdan’ adına ‘soyut’ denilen ne kadar hassa varsa hepsini maddi bir organ gibi görüyordu. Hepsi kıpırtısız aynı sese kulak vermişti.

Ey yolcu! İzinsiz otağa girme

Kaç zamandır kilitli sandığı serme

Şimdi bir hayal olmuş günleri sorma

Yük gibi taşıdığım candan usandım.

Zümrüdüanka baktı ki bu inleyen ses, hiç uzağından gelmiyor. Kendisinin içi, dışı, tüyü, teleği hep birlikte aynı nağmeyi mırıldanıyordu. Sesinde bir Kazancı Bedih havası vardı, olgun ve söylediğini hisseden. Öyle, demek hisseden hissettiriyor hatta muhatap sözlerin kelime manasını anlamasa bile yine de hissediyormuş. Nasıl ki dünya üzerinde kuzular, kuşlar, atlar, coğrafi farklılık nedir bilmeyerek aynı sesleri çıkarıyorsa, tıpkı onun gibi kanın, gözyaşının, inlemenin, ağlamanın da coğrafya değiştikçe değişen bir yanı yoktu.

İnledi Zümrüdüanka, sanki bütün kâinat da onunla inledi. Onun sesine; aralarına sınırlar, duvarlar, dil farkları gibi sebeplerle birbirlerinden farklı olduklarını gösteren insanlık dışında tüm varlıklar katıldı. Nankör insanoğlunun, cansız sanarak saygı göstermediği ve her şekilde kullandığı hareketsiz varlıklar bile… Bu, kendinin kölesi olmaktan kurtulamayan insanlar, bunun için her varlığa efendilik taslamaya başlamış, hatta bedeninin de kendisine ait bir şey olduğunu iddia ediyormuş. Gülümsedi.

Zümrüdüanka, dinlediklerinden, duyduklarından etkilendi tıpkı gördüklerinden etkilendiği gibi. Kanatlarını gerdi; ‘Artık gitmeliyim. Sevdiğim coğrafyaların üstüne zalimler bombalar yağdırıyormuş, ben buralarda kalamam.’ diye düşündü.

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi - 7-

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine