ŞAHSİYETİN KORUNMASI HAKKINDA

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com-21.06.2019

İnsan hayatı, ‘zorunlu kader’ güzergâhında ‘seçilen kader’ yürüyüşüyle yaşanır. Çünkü kişi, kendi dışındaki pek çok durum, konum ve oluşumu hazır bulur ancak tüm bu şartlar içinde ‘ne olup olmayacağına, ne yapıp yapmayacağına’ fiziksel, ruhsal, duygusal yeteneklerini geliştirip güçlendir(eme)mesi doğrultusunda, gücü oranında kendisi karar verecektir.

Kaderin ilahî boyutunda insan sanki rüzgâr önündeki yaprak, ırmak içindeki su gibidir. Bu alan, soy, beden, renk, ana-baba, yaratılış zamanı, doğduğu coğrafya, cinsiyet vs. konularına matuftur. Bu hususlar için ‘O'nun, alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur.’ (11/Hud:56) buyrulmuştur.

Kaderin beşerî boyutunda ise insan, iradesini kullanabildiği her yerde kullanabilir, karar alır ya da kendisini başkasının kararlarına ve iradesine bırakabilir. İradenin yani seçme imkânının olduğu her yerde, beşerî kader insanın uhdesine bırakılmıştır. Bunun için ‘Biz, her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.’ (17/İsra:13), ‘Herkes kendi kişiliği ve inancı (mizacı, meşrebi ve yaratılışı, fıtratı, şakilesi) uyarınca hareket eder.’ (17/İsra:84) buyrulmuştur.  

İnsanın şahsiyeti başta olmak üzere her anlamdaki varlığı ‘ilahî kader ve beşerî kader’ ortasında oluşur. Şahsiyet; kişi, değerli kişi, kişilik, belirgin özellik anlamlarına gelir. Osmanlı Döneminde ise bir kimsenin kendisine mahsus ahvâli, şahıs olma, karakter sahibi ve makbul bir insan olma anlamlarında kullanılmaktaydı. En genel anlamda ise şahsiyet, akıl ve iradesini kullanabilen kişidir. Bu anlamda mesela bebeğe veya çocuğa şahsiyet denilmez.

Hiç şüphesiz ki irade de insandaki akıl gibidir. Kişi eğer aklını kullanırsa akıllı biri olduğunun anlamı olur. Yok eğer aklını kullanmayıp akılsızlar gibi davranırsa aklının olmasının bir anlamı olmaz. İrade de böyledir ancak kullanılırsa anlamlı olur.

İnsanın iradesini doğru kullanması ailede başlayan bir süreci gerektirir. Bu sebeple ruhen, zihnen, fikren sağlıklı nesiller ancak alt yapısı düzgün, sağlam ailelerde yetişir. Alt yapısı her anlamda bozuk üstelik öfke, nefret, şiddet ortamında yetişen kişiler, güç ve imkâna ulaştıklarında çoğu kere anne-baba, eş, çocuklar ve genişleyen akraba çevresi de dâhil olmak üzere herkese karşı her türlü davranış bozukluğu gösterebilirler. Görgüsüzlük, sonradan görmelik, bu anlamdaki davranış bozuklukları arasında en hafifidir.

Bu bağlamda insanın şahsiyetinin korunması ve oluşmuş insan şahsiyetinin bozulmaması için gerekli bazı temel ilkeler bulunmaktadır. Bunlar hem insanların eğitim ve terbiyesinden sorumlu olan kişiler tarafından öğretilmeli hem de her insanın bizzat kendisi yaşı kaç olursa olsun bu hususlarda bilgilenmeye çalışmalıdır. Bunların bazıları şunlardır:

Her insan;

  • İnsan eğitiminin bir ömür boyu sürdüğünü öğrenmeli, ilim ve irfanını artırmak için sürekli bir çaba içinde olmalıdır. 
  • Doğru-yanlış, helâl-haram, iyi-kötü, faydalı-zararlı nedir, en açık şekilde öğrenmelidir. Bu anlamda kişi bu hususlardaki ölçünün kaynağı olan dinini öğrenmeyi önemsemeli ve bu hususta gayret göstermelidir.
  • İradesini doğru, yeterli ve yerli yerinde kullanmayı öğrenmelidir.
  • Dünyevî ve uhrevî hedef(ler)ini belirleyerek, bunların adını açık bir şekilde sık sık ifade etmelidir. Hedef sapması yaşayıp yaşamadığı açısından kendisini zaman zaman kontrol etmelidir.
  • Kendisine, aile fertlerine, vatan- millet ve devletine, tüm insanlara, diğer canlılara ve evrene karşı görev ve sorumlulukları olduğunu bilmeli, bunları öğrenmeli ve gerekenleri yapmalıdır.
  • Erdemli, anlamlı ve soylu bir hayat yaşama amacına sahip olmaya çalışmalıdır.
  • Dünyanın çalışma yeri olduğunu bilerek sürekli çalışmalı, çalışmayı zevk haline getirmelidir.
  • Hakkı olmayan her şeyden uzak durma bilincine sahip olmalıdır.
  • İnsanların alın terine basarak ve başkalarının hakları olan şeyleri -onlar bilmese bile- herhangi bir yolla gasp ederek ulaşılacak hiçbir hedefin sağlayabileceği bir mutluluk olmayacağını bilmelidir.
  • Bildiği önemli her ne varsa bunları ihtiyacı olan başkalarına da öğretme çabası içinde olmalıdır.
  • İnsanî ve ahlâkî olarak zaafları nelerse bunları belirleyerek gidermek için neler yapabileceğini tespit etmeli, gerekenleri yapmaya çalışmalı, bu çabanın şahsiyetini geliştirme çabası olduğunu bilmelidir.
  • Meslekî, ilmî, dinî ve ahlâkî konularda bilmediklerini öğrenme yollarının neler olabileceğini, bunları nasıl yapabileceğini belirlemeli ve gereken çabayı göstermelidir.
  • Bulunduğu duruma göre gerekli olan teknolojileri kullanmayı öğrenmelidir.

BİR ZÜMRÜDÜANKA HİKÂYESİ - 23

Bir Zümrüdüanka Hikâyesi -22

AŞK VE SEVGİ VADİSİ

Döndüğü anda karşısında, bülbülü gördü. Konuşmaya gelmişti. Söyle anlamında bülbüle baktı. Bülbülün de soruları vardı.

-      Bizim nereye doğru gideceğimiz belli değilmiş öyle mi?

-      Öyle.

-      Gittiğimiz yerde, ne bulacağımız da belli değilmiş öyle mi?

-      Evet, öyle.

-      Peki ya düşlediğimiz hiçbir şeyi bulamazsak ne olacak?

-      Ben de bilmiyorum ne olacak?

-      Öyleyse bu kadar belirsizlik içerisinde bizi nasıl peşine takıp götürürsün?

-      Ben sizin hiçbirinize bizim peşimizden gelin, dediğimi hatırlamıyorum.

-      Fakat biz, sizin gibi bilge ve üstün niteliklerle donanmış iki kuşun gitmek için yola çıktıkları yerin, kesinlikle yaşadığımız yerden daha iyi olabileceğini düşünerek peşinize takıldık.

-      Biz bir bilinmeze doğru gidiyoruz.

-      Nasıl yaparsınız böyle bir şeyi?

-      Gerçek bu?

-      Peki bunu neden yapıyorsunuz? Siz de biz de yaşasaydık yuvalarımızda, topraklarımızda, bildiğimiz yerlerde? Neden?

-      Başka bir şey yapmak elimizden gelmiyordu. Gitmek zorunda hissettik kendimizi ve yola çıktık. Çıkmasaydık eğe yalayan kedi gibi kendi kanımızda olmasa da kendi duygu ve düşüncelerimizin girdabında boğulacaktık. Başka çaremiz yoktu.

-      Peki biz ne olacağız şimdi, onca yol geldik peşinizden, daha iyi olacak diye fakat sen şimdi diyorsun ki ‘Biz bir bilinmeze doğru gidiyoruz.’ Madem öyle hep beraber dönelim. Neden kendinizi de bizi de tehlikeye atıyorsunuz.

-      Bu bizim için mümkün değil.

-      Ya biz?

-      Siz her zaman özgürsünüz, ne isterseniz yapabilirsiniz. Ben sizin her kararınıza saygı gösteririm. Zaten gelirken bana sormadınız, eğer geri dönmek istiyorsanız, dönerken de sormanıza gerek yok.

-      Öyle mi? Doğru söylüyorsun. Peki sizin yolculuğunuz daha ne kadar sürecek?

-      Bilmiyorum?

-      Gerçekten mi?

-      Evet, gerçekten.

Bülbül, hiç sesini çıkarmadan döndü. Diğer bülbüllere durumu anlattı.

-   Arkadaşlar, hepiniz durumu biliyorsunuz. Birbirinizle konuşun, danışın bir karara varalım.

Bütün bülbül türleri oradaydı: Nar bülbülü. Nil bülbülü, Ak kulaklı bülbülü, Tepeli bülbül, Çalı bülbülü, Ötleğen kuşu. Her birisinden bir temsilci söz aldı. Hep beraber durum değerlendirmesi yapmaya başladılar.

-      Biz karanlık geceleri sesimizle şenlendiren varlıklarız, Davud peygambere ilham veren kuşlarız, nasıl bir bilinmeze doğru gideriz?

-      Ormanlar, ağaçlar, bahçeler, çiçekler bizimle tamamlanır. Kimileri sanır ki biz sadece süslüyoruz buraları. Hayır, buralardaki bütün zararlı böcekleri yiyerek hepsini koruyan biziz. Oralar bizsiz ne olacak şimdi, hiç düşünmedik bunu.

-      İnsanlar, bizim için şiirler yazar. Var mı başka hakkında bu kadar şiir yazılan bir kuş türü? Mesela kan davalımız Alaca Baykuş için yazılmış bir tek aşk şiiri var mı? Ama insanoğlu çok garip tabi, bizim neden kendi cinsimizden kuşlara âşık olacağımızı değil de bahçelerdeki güllere âşık olduğumuzu yazarlar, bunu anlamak mümkün değil. Hâlbuki biz, kenarına konduğumuz güle değil, âşığı olduğumuz bülbüle ilan etmekteyiz aşkımızı.

-      Benim âşığı olduğum bülbül, bir gece sabahlara kadar ona olan sevgimi anlattıktan sonra beni anladı ve gönlünü açtı. İnsanlar bu yüzden bazen ‘gece kuşu’ diyorlar bize. Yine uykusuz gecelerimden birinde, beni o gece dinleyen Ayten Hanım ‘Demek şeyda bülbül adını bunun için verdiler sana?’ diyerek bulunduğum yere su koydu ve yiyecekler serpti. Benim ağlamamı, canıma batan dikenden sanmışlardı insanlar, hâlbuki ben, bülbülümün bir başka bülbüle meyletme ihtimali için ağladım durdum. Biz şimdi burada hep birlikteyiz fakat insanlar bizi görmezlerse aşklarını anlatacak şiirler yazmak için neden ilham alacaklar? Dönelim.

Sayfa 4 / 74

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine