İLMÎ YALANLAR

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com

Batı Avrupa merkezli Batı Medeniyeti, daha gelişmiş silahlar icat ettiği andan itibaren gidebildiği her yerde, bulabildiği değerli ne varsa çalarak veya zorla alarak kendi coğrafyasına taşıdı. Teknolojik üstünlük vasıtasıyla ‘teknolojik zorbalık’ ve ‘teknolojik sömürü’ yöntemini kullanarak kendi coğrafyasında bir zenginlik oluşturdu. Bu zenginliğin yardımıyla ortaya çıkardığı yaşam tarzına da ‘insanlığın medeniyette ulaşabileceği son nokta’ adını koymayı uygun buldu.

Evet, Batı teknolojisinin, dünyanın geri kalan çoğu coğrafyasına göre -an itibariyle- ileride olduğu bir gerçek. Fakat bu durum birkaç yüz yıllık bir olgu ve bu da zaten insanlığa hayır getirmedi. Teknolojisinin haricinde, insanlığın ortak kültür ve medeniyetine katkısı ise onun kendi iddia ettiği gibi değil…

Bunu hatırlamak istemeyen Batı, yaşam tarzına yaptığı bu yeni adlandırmadan sonra, medeniyet sandığı teknolojik gelişmişliğinin oluşturduğu güç zehirlenmesiyle bir‘megalomani’ hastalığına yakalandı. Bunun sonucu olarak da dünyanın geri kalanına, sahip olduğu tüm yol ve yöntemleri kullanarak, kendi yaşam tarzını dayattı. Giyim kuşamdan ev tefrişine, dininden dinsizliğine, adabımuaşeretten devlet yönetimine kadar…

Bununla da kalmadı ve

Dünyada ilim, kültür, keşif, icat, sanat, edebiyat adına ne varsa hepsini kendinden başlatarak farklı milletlerin ve medeniyetlerin binlerce yıllık birikimini yok saydı. Megalomanlık neticesi oluşturduğu bu iddiaları da yine ‘ilim’ adına dünyaya dayattı.

Burada ‘edebiyat’ sahası özelinde bizim ülkemizde, sanki bir hakikatmiş gibi öğretilen bazı hususlar üzerinde durmak istiyoruz. Ancak bu konudaki örneklere geçmeden önce, bir itirafta da bulunalım: Ben dâhil, bu durumların doğrusunu bilen hatta öğrencilerine öğreten meslektaşlarım, biz hepimiz, öğrencilerimiz ancak ‘yalan ve yanlışları’ yazarlarsa not verip sınıfı geçiriyor, doğruyu yazarlarsa sınıfta bırakıyoruz. Çünkü doğrular, hazırlanmış ‘Cevap Anahtarı’na uymuyor.

Birkaç örnek:

•          Fabl türünün dünya edebiyatındaki temsilcisi Fransız yazar La Fontaine’dir. (1621-1695)

Doğrusu: Hintli filozof Beydaba’nın (MÖ. 1.yy) Kelile ve Dimne adlı kitabı fabl türünün bilinen ilk örneğidir. Batı öyle istiyor diye yüzlerce yıllık bu eseri yok sayıyoruz.

•          Hikâye türünün dünya edebiyatındaki ilk örneği İtalyan yazar Boccacio’nun (1323-1375) Decameron adlı eseridir.

Doğrusu: Pek çok farklı kaynakla birlikte adı, tarih kitaplarında ve Oğuz rivayetlerinde ‘Korkut Ata’ olarak geçen Dede Korkut’a (570-632) ait, 9-11. yy’lar arasında oluşumunu sürdürüp asırlarca dilden dile nakledilerek 14. yy’da son şeklini alan ve 15.yy’da yazıya geçirilen Dede Korkut Hikâyelerini hangi edebiyatçımız bilmiyor?

•          İngiliz yazar Daniel Defoe’nin 1719’da baskısı yapılan ve ilk İngilizce roman kabul edilen Robinson Courosse adlı kitabı, dünya edebiyatındaki ilk ‘yalnızlık’ romanıdır.

Doğrusu: İlk yalnızlık romanı, 57 yıllık ömrüne 250’den fazla eser sığdıran Buharalı İbn Sina (980-1037)’nın ve Endülüslü filozof İbn Tufeyl’in (1106-1186) yazdıkları, hem roman türünün hem de felsefi roman türünün ilk örneği Hay bin Yakzan adlı eserdir.

•          Roman türü, Batı edebiyatının ortaya koyduğu bir türdür.

Doğrusu: Hindistan’dan başlayarak İran, Irak ve Suriye’yi, oradan Mısır’daki Türkleri de içeren hikâyeler dizisi olan Bin Bin Gece Masalları (8.yy-16.yy) başta olmak üzere, Batı, genelde Doğu’ya ve daha özelde İslam Medeniyetine ait eserlerden kopyaladığının kaynağını vermemiştir. Bin Bir Gece Masallarından alınarak neredeyse hiçbir değişiklik yapılmadan yazılan iki romana örnek vermek istiyorum: İki Şehrin Hikâyesi, Simyacı. Simyacı romanının öyküsü aynı şekilde Mevlana’nın Mesnevi’sinde de geçer. Artık yazar hangisinden (ç)aldıysa…

BUNLARA KİM ‘DUR!’ DİYECEK!

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com-29.10.2018

(Rızayı ilahiden başka bir karşılık istemeyen, adanmış bir avuç samimi insanı hariç tutarak.)

Müslüman olduğunu düşündüğümüz hocaların veya âlim olduğu söylenen erkeklerin bazıları, nedense her konuşmada, sözü döndürüp dolaştırıp kadınlara getiriyor; kadınlarla başlayıp bitiriyor ve konu hep kadınların giyimi-kuşamı, kadınlara haram olan hususlar veya karı-koca arasındaki özel hayatın en mahrem kısmı…

Neden böyle? Bu konuyu dillerinden düşürmeyenlerin, bu konuda sorunları var da ‘yastık yoldaşlarına’, ‘kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!’ demeye mi getiriyorlar acaba? Ya da Türkiye’deki ve halkında Müslüman bulunan (nedense çoğu ciddi anlamda geri kalmış, çoğu sömürge ve doğrudan işgal edilmiş) diğer ülkelerdeki, kendilerine ‘Ben Müslüman’ım’ diyen erkeklerin hepsi, hakikaten 4/4’lük Müslüman erkekler idiler de ya da şimdilerde 4/4’lük Müslüman haline geldiler de şimdi sıra kadınlara geldi, bundan bizim mi haberimiz olmadı? Yoksa kendileri gündemden düştükleri anda, günümüzde gündem olamayacak bir konuyu, herkesi şok edecek şekilde, yeniden ilgi odağı olmak için mi gündeme getiriyorlar, yolda dilini çıkararak yürüyen yetişkin gibi?

Ülkemizdeki çoğunlukça adı bilinen belli bazı kimselerin; İslam adına söyledikleri bir sürü sapır saçma, akkal bakkal almayacak, çoğu geçmişte yaşamış birilerinin bireysel veya grupsal görüşü olmaktan öte bir değer taşımayan sözlerinin, Müslüman kadınları nasıl etkilediği, acaba hiç akıllarına gelmiyor mu? Bir ucu her zaman kadını aşağılayan, değersizleştiren, inciten ve küçülten bu sözlerinin, İslam’a saldırmak için fırsat kollayan, iştahla yeni malzeme bekleyen kitleyi nasıl da sevindirdiğini hiç düşündüler mi?

Geçen cuma büyük bir camide, hutbeden önce konuşmacı ‘sıkma başlar’ diyerek aşağılamaya başladı ta ki vakit girene kadar. Bu kişiler, cam bir fanus içinde mi yaşıyorlar acaba? Eleştirerek ad taktıkları her tipin hepsinden her ailede var. O gün, cuma için camiye gelen kadınlar arasında da vardı. Namazdan sonra camiden kaçar gibi çıkıp gittiler. Allah’ın evleri olan camileri, Allah’ın kullarına dar etmeye kimin ne hakkı var? Tabi şöyle diyebilirsiniz: ‘Ne işleri varmış camide, evlerinin en arka odalarında kılsınlar namazlarını, hem de cuma da ha?’ Ama bu ülkenin bazı kadınları, tüm müminlere farz kılınan cuma namazının kendilerine de farz olduğuna inanarak cuma namazını camilerde cemaatle eda etmek istiyorlar. Allah önünde olmanın hazzını ve huzurunu yaşamak istiyorlar, tüm Müslümanlarla birlikte ve yine tüm Müslümanlarla birlikte dua etmek istiyorlar. Tabi eleştirilmeden…

Nereden biliyorsunuz, eleştirdiğiniz kişilerin hangi merhalelerden geçip o duruma geldiklerini? Nedir bu yapılan? En azından ayıp değil mi? Tanımladığınız görüntüye ‘haram’ diyemediğinize göre nedir sizin derdiniz? Herkes sizin zevkinize göre giyinmek zorunda mı? Çoğu zaman nefsine söz geçirmekte zorlanan insanın, başkalarına bu kadar saldırması reva mı? Din denilen husus, önüne gelenin yanlış ve eksiklerini saymak, önüne geleni eleştirmek midir? Bu eleştirilerin konusu ve yönü ne zaman değişecek?

Sayfa 10 / 74

VİDEOLAR


Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine