EMEKSİZ YEMEĞE ALIŞMAK

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com-10.10.2018

Emek, hedefe yol yapmaktır. İnsan yaşadığı sürece, yollardan hazır bulduklarında yürüdüğü gibi, kendi hedeflerinin yollarını da yapmaya devam eder. Bazı büyük hedeflerin yolları ancak kuşaklar boyunca yapılabileceğinden, bunu bilen kişiler mevcut duruma aldırmadan emek vermeye devam ederler. Gün gelir, yol biter, hedefe ulaşılır.

İnsanın emek verdiği her şey, kendisine daha değerli, güzel ve özel gelir. Esasında ‘emek vermek’, tüm imkânları kullanmanın da adıdır. Emek vererek birtakım isteklerine ulaşanlar, emeğin ne kadar değerli bir şey olduğunu da bilirler.

Hiçbir şeye emek vermemiş kişiler emeğin kıymetini bilemezler. Onlar da ya beleşçi ya tembel ya mirasyedidirler. Üstelik her anlamda anne-babalarının çocuğu, dede-ninelerinin torunu veya falanca kişinin yakını olmanın hasadını yemeye devam ederler. Ülkemizde bunlardan çoktur. Ve bunlar, emek vermenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, çok kolay insan harcarlar. Cehaletin insan harcaması ise artık her gün ‘doktora saldırmak, öğretmen dövmek’ şeklinde ekranlara gelmektedir.

İnsanı gerçek anlamda ‘erdemli ve üstün’ kılan şeyler verasetle geçmediği için, erdemlere ve üstünlüğe (Âl-i İmran Suresi/3:139) talip olan kişiler, istedikleri şeyler için çalışmaları, uğraşmaları gerektiğini bilirler. ‘Kişiye ancak çalıştığı vardır.’(Necm/53:39) buyuran Rabbimiz, bize bu işareti hem dünya için hem de ahiret için vermektedir.

Tembeller, ulaşamadıkları hayalleri için hep başkalarına kızar ve hep başkalarını suçlarlar. Gerektiği gibi çalışan kişiler ise ilerleyen yıllarda kimseye kızmaz, en fazla -daha çok çalışmadıkları için- kendilerine kızarlar. Anlamlı başarıların gerisinde her zaman bu türden yoğun bir emek bulunur. 

Tüm emeği bir hedefe teksif etmek, hedefe ulaşmak açısından gereklidir.  Ancak bu sürecin bağrında taşıdığı bir risk de bulunmaktadır. O da kişinin kendisinden, gerçeklerden, insanlardan, ülke ve dünya gündeminden kopmasıdır. Çünkü ülkemizde özellikle akademisyenlerde ve belli bir konuyla uzun süre uğraşanlarda, sanki ‘dünyanın mihveri olan yegâne konu onların uğraştığı alan’ ve sanki ‘onlar o kadar çok okudular ve çalıştılar ki kimse onlar kadar bilgili olamaz’ ve sanki ‘artık onların okuması öğrenmesi gereken hiçbir şey kalmamıştır, her şey için yeterli duruma gelmişlerdir’ şeklinde, derin bir kibre ve kendileri dışındaki çalışılan her konu ve çalışan her kişiye tepeden bakmalarına sebep olan bir ruh haline bürünebilmektedirler.

BU ÇOCUKLARI KİM EĞİTECEK?

Ayten DURMUŞ, hertaraf.com-29.09.2018

OKULLAR AÇILDI. 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında, açık öğretim öğrencileri dahil, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okullarda 17 milyon 749 bin 876 öğrenci eğitim alacak. Bunların arasında son yıllarda zorunlu göç nedeniyle sayıları hayli artan (yaklaşık 500 bin civarında) yabancı öğrenciler de var. Yükseköğretim kurumlarında ise yaklaşık 100 bini yabancı olan 7 milyon 560 bin öğrenci bulunmakta. Yani toplamda 143 ülkenin nüfusundan daha fazla olan 25 milyon 309 bin 876 öğrenci eğitim-öğretim faaliyetine başlamış durumdadır.

VELİLER, evlatları için gereken ön hazırlığı yaparak çocuklarının ihtiyaçlarını gidermeye çalıştılar. Servis ihtiyacı varsa onun ayarlamasını yaptılar. Evde bir yeri veya çocuklarının odalarını, onların eğitimine uygun hale getirmeye çalıştılar. Eğitim ortamında, çocuğun farklı ihtiyaçları için ‘günlük veya haftalık’ harçlıklarını da vermeleri gerektiğini biliyor ve güçleri nispetinde veriyorlar. VE SONRA DİYORLAR Kİ: Biz veli olarak üzerimize düşeni yaptık, bundan sonrası okula yani öğretmenlere kalıyor.

MEB’de gereken hazırlığı yaptı, okulların elden geçirilmesi için ödenekleri gönderdi, bina ve malzeme eksiklerini tamamlamaya çalışıyor. Eksik öğretmenleri hızla atayarak tam kadro eğitime başlanması içi tüm imkânları seferber etmek için uğraş veriyor. Sık sık hizmet içi eğitimlerle öğretmenlerin teknolojik açıdan donanımını da geliştirmeye çalışıyor. Özellikle bizim kuşağın hayal dahi edemediği, tüm kitapların basılmış olarak MEB tarafından öğrencilere takdimi bile tek başına ‘Aferin’i hak ediyor. Tüm bu hazırlıklardan sonra MEB’DE DİYOR Kİ: Biz Bakanlık olarak üstümüze düşeni yaptık, bundan sonrası okula yani öğretmenlere ve öğrencilere kalıyor.

ÖĞRETMENLER de seminer dönemiyle birlikte yeni dönem için hazırlanmaya başladılar. Dersin işlenişiyle ilgili plan ve program hazırlıklarını, okullar açılmadan tamamladılar ta ki onlar da yeni eğitim-öğretim için her anlamda hazır olsunlar. Bunun için hem bireysel hem ailevi şartlarını hazır hale getirdiler. Ellerine, yeni eğitim-öğretim yılında ‘işlemek-anlatmak-öğretmek ve bunlardan sınav yapmak’ durumunda oldukları müfredatı alıp konulara baktıklarında ‘Acaba hepsini anlatmak için dersler yetecek mi?’ şeklinde bir soruyu sordular birbirlerine. VE SONRA DEDİLER Kİ: Biz, müfredatta yer alan konuları elimizden geldiğince anlatıp öğretmeye çalışacağız, öğrencilerin velisi değiliz ya a’dan z’ye her hususla ilgilenecek, zaten buna imkân da yok, bundan sonrası öğrencilere ve velilere kalıyor.

Eveeeeeet!

Ve gördük ki ‘öğretime ve not başarısına’ şartlanmış bu hengâme içerisinde;

‘Bu çocukları, kim, nasıl terbiye edecek?’

‘Bu çocuklara, bireysel, ailevî, toplumsal ahlâk ve görgü kurallarını kim öğretecek?’

‘Bu çocuklara, şahsiyet olmanın alt yapısını oluşturacak değerlerimizin eğitimini ve aktarımını kim yapacak?’ sorularının sorulması da cevaplanması da unutuldu. Bazı veli ve öğretmenlerin bireysel çabalarının da ‘ahlâkî eğitimi’ için yeterli olmayacağı aşikârdır.

Sayfa 8 / 70

VİDEOLAR


Ramazan Mesajı (Haziran 2019)
Ramazan Mesajı (Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)

Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)

Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)

Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)

Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)

Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)

Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)

TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)

Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
 
Joomla templates by Joomlashine