Saygı, Sevgiyi Ayakta Tutan Harçtır

İslami Hayat Dergisi (Sayı:8)

Bir ailede huzur, dirlik, düzen olması için ilk gereken husus, o aile fertlerinin birbirini yakından tanımalarıdır. Aile bireylerinin birbirini tanımasında birinci zorunluluksa sevgi ve saygının bulunduğu bir ortamdır. Çünkü bir insanın kendisini gizlememesinin ilk şartı, hangi halde olursa olsun sevileceğine ve sayılacağına dair güven içinde olmasıdır. İnsanlar, başkalarından belki çok farklı sebeplerle kendisine ait bazı şeyleri gizleyebilir: Mesela, dinini, milliyetini, dünya görüşünü, yaşam tarzını vs. Ancak kişi ailesi içinde bu durumda olmamalıdır. Bu da ancak kişinin nasıl olursa olsun o ailenin bireyi olarak kabul edileceğiyle ilgili güven duygusuna bağlıdır.

Kahramanca Yaşamak

Kurani Hayat Dergisi (Sayı:26)

Eğer dünya hayatının bir bitişi olmasaydı, dünya ve içindekiler tüm değer ve önemini kolaylıkla kaybedebilirdi. Dünya hayatını değerli kılan bir sonunun olmasıdır.

İnsanlar farkında olsun-olmasın, can taşıyan her varlık gibi insanın da bu zemin üzerinde ‘belirlenmiş bir süresi’ vardır. Bu sürenin bilgisi yalnızca bu süreyi belirleyende bulunduğu için onun dışındakiler, bazı ölümler karşısında: ‘Beklenmeyen bir sondu. Pek erken göçtü gitti. Daha yapacak çok işi vardı. Gözü arkada kaldı. Gözü açık gitti. Ömrünün baharında öldü. Hiçbir muradına eremeden göçtü gitti vs.’ gibi cümleleri sık sık kullanırlar. Hâlbuki işin arka planı öyle değildir. Sebepler ne olursa olsun, zahiren nasıl görünürse görünsün ve insanlara nasıl gelirse gelsin, gerçekte süre o anda bitmiştir.

Bir sürü dert ve hastalıkla perişan olan bazılarınaysa insanlar: ‘Ölemiyor.’derler; yani süre bitmemiş demek ki. Dayanılmaz acılar ve ağrılar çeken insanlara sorun bir kere, ellerinde olsa ölmezler mi?

Naz Makamı

Uzun bir yola çıktım, gidip de dönmemek var
Ne olur benimle gel, dedim de ‘Gelmem’ dedi.

Gözünü kaçırmadan bir kez yüzüme bakıp
Gülmenin bahası ne, dedim de ‘Bilmem’ dedi.

İstersen sat pazarda, kabul hadi kölenim
Uğruna tek gülüşün, dedim de ‘Gülmem’ dedi.

Kurban olayım sana, durma n’olur el gibi
Biz kez bak, canımı al, dedim de ‘Almam’ dedi.

Biraz da aşktan söz et, gözlerin kararmadan
Gitme daha çok erken, dedim de ‘Kalmam’ dedi.

Çaresiz kalıp eğer kendimde kaybolursam
Beni gönlünde ara, dedim de ‘Bulmam’ dedi.

Kendimi doğru yola, düşürüp götürürken
Aklımı çeliyorsun, dedim de ‘Çelmem’ dedi.

Gündüzün hayalimde, geceleri düşümde
Uykumu bölüyorsun, dedim de ‘Bölmem’ dedi.

Nazın da güzel ama yeter, yoksa koparır
Hoyrat eller, solarsın, dedim de ‘Solmam’ dedi.

Hazineleri senin, şu gönül iklimimin
Soyup günaha girme, dedim de ‘Çalmam’ dedi.

Yecüc-Mecüc soylusun, Zülkarneyn’in yaptığı
Çelik setimi deldin, dedim de ‘Delmem’ dedi.

Çarpar seni de bahar, vurgun yersin habersiz
Bir aşk için ölürsün, dedim de ‘Ölmem’ dedi.

Adını zikrederek aldığım en sonuncu
Nefeste yanımda ol, dedim de ‘Olmam’ dedi.

Ben ölürsem kabrimin toprağına kapanıp
Saçlarını yolarsın, dedim de ‘Yolmam’ dedi.

Ayrılma, Yunus gibi kura çekip atsalar
Dal arkamdan denize, dedim de ‘Dalmam’ dedi.

Gel, demen ne de zormuş, yeter artık bunca naz
Git, diyorsan gideyim, dedim de ‘Salmam’ dedi.

Kolay değil benimle yaşamak koca ömrü
Mücadele gerekir, dedim de ‘Yılmam’ dedi.

Seneler geçip gitse sevdamızın üstünden
Silinir mi gönlünden, dedim de ‘Silmem’ dedi.

Muhterem Kader

Önce selam eder, ellerinizden öperim
Nice zamandır yollarda kaldı gözlerim
Gülümseyerek teşrifinizin hasretiyle
Yıllarımı devirdim, ağarttım saçlarımı
Ağrı var gönlümde, alsam da ilaçlarımı.
Boşa kürek çektiğim zamanları toplasam
Biliyorum ömür eder, muhterem kader

Nasılsınız, evlâdüıyalınız, sıhhatiniz nicedir?
Gündüzü yaşayan her şeyin gecesi koşar gelir
Terk edeceği şey için herkes çırpınır durur
Üstelik bir yorgunluk, bir umutsuzluk vurur
İnsan tahrip etmeden hiçbir şeyi yapamaz
Sarıldığı ne varsa gönülleri tırmalar,
Ruhları da tekmeler, muhterem kader

Sen bunları biliyordun, neden sakladın
Sebep perdesi ardında kendini hep akladın
En çaresiz anımda, haneme konakladın
Misafirsin bari ikramımdan memnun ol
Pervanen oluyorsam, töredir, yüzün gülsün
Kahhar-ı Mutlak’ın kudret elini unutma
Kederin kollarında uyutma, muhterem kader

Konuşmayan bakışlarla galeyana gelse gönül
Gülümsemek istemezsen, sebep söyle anlarım.
Bazen mutluluk için kaçılacak yer arasam,
Sığındığım kalenin en dış duvarını bulsam,
Çıkmak için kapıdayken, baksam sürgü dışarıdan
O an kaybeder anlamı yükselten burçlar…
Sen gül bana, el de güler, muhterem kader

Yaşanmamış bir aşk gibi sinemdeki saklı sızı,
Kocamışsın genç takılma, etme artık bu nazı
Yüklediğin yük çökertti, artık yeter diyerek
Sözlerime son verirken Hakk’a emanet eder;
Konu-komşu, çoluk-çocuk, suratsız eşinize
Tebessümü unutan zat-ı şahanenize
Baki selam ederim, muhterem kader…

Beyaz Bayrak

Sevmedim hiç kişiliksiz renkleri
Kökünü boğan dalları sevmedim,
Yaşamak için kimsenin önünde eğilmedim.
Cehennemin ateşinde, yansın ciğerimi yakan
Bir can borcum var Allah’a, onu da verir geçerim.

Yanlışlardan yanlışa savrulan şaşkın için
Kölelikten kulluğa yükselmek mümkün müdür
İyi değil mi susmak, yanlış onaylamaktan
Neden ben bir yalana taraftar olmalıyım,
Bir tek kişiyken bile haklı olduktan sonra.

Kaç kişi gerçeğinle seni görebiliyor
Farkında mısın senden sakladığım yanımın
Neden hiç parlamıyor aklananların alnı
Bir yalan kutsanırken, saklanır kutsalımız
Hatmi neden yapılmaz, evrensel safsatanın

Her şeyden çok yıpranmış bir rüya tabirinde
‘Müjde’ diyor gördüğüm bütün rüyalarıma
‘Çocuklarla çocuklaş.’ demem senin içindir
Masal, rüya ve gerçek kuşatsın her yanını
Görmesin seni varsın, yalnız kendine iyi.

Kuklaya hayran gözler, kuklacıyı göremez
Bilmedik kim bu kirli oyunun kurucusu
Kaldır peçeni artık görünsün çirkin yüzün
Beni kırka ayıran; piyonu, cetveli çek
Benim sınırlarımı kara sevdam belirler

Adını esatirler kuşatmış kahramanı
Sor bir kere eşleri, evlatları ne diyor
Boyunduruk takarak ölü gömer diriyi
Saçlarını siyaha boyayan bu adamlar
Çıkarır mı zihninden deli gömleklerini

Bir sevda bürünürse bir gün ete, kemiğe
Yıllar elinden tutar, yaşlanır, ölür, çürür
Hatırı çok yerlerin, sözü geçmez yerlerde
Kim neye kurban olmuş, kalkınca onu görür
Eski hüsnü zanları, göremezsin sözlerde

Sevdaları enenmiş kişinin binlercesi
Bizim tek sayhamızı seslendirebilir mi?
‘İsyanını, öfkeni ve meydan okumanı
Duymamış, anlamamış olmamız mümkün’ diyen
Bilir zulme elimde, beyaz bayrak açılmaz.
 

Tek Soru

Sultan olup tahta çıkıp inenler

Attan inip yolu yaya gidenler

Çoban olup tek koyunu güdenler

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı?

 

Bir koltuğa oturunca şaşanlar

Karanlık yolları gece aşanlar

Şöhret yatağını yarıp taşanlar

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı?

 

Sevdikleri ölüp geri kalanlar

Malını yemeyip pişman olanlar

Son nefeste hakikati bulanlar

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı?

 

Baş alırken beli titremeyenler

Can yakarken eli titremeyenler

Gönül yıkıp dili titremeyenler

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı

 

Sevmeyi bilmeden ömür geçiren

Kimi varsa zehir zıkkım içiren

Umudu ömründen öte geçiren

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı?

 

Yol bulunca anaları ağlatan

Nice genç geline kara bağlatan

Konuşurken kör kuyuyu çağlatan

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı?

 

Az gittim, uz gittim, diyenlere sor

Haramı helâlle yiyenlere sor

Yoksulun âhını giyenlere sor

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı?

 

Azrail gelince azcık eğleyin

Ölmeden bir kez de beni dinleyin

N’olur bir kerecik doğru söyleyin

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı?

 

Beğenmez geçtiği her bir makamı

Söyleyin Ayten’e koysun yakamı

Siz çalanlar, elbisemi, hırkamı

Hanginiz ömrünü doğru yaşadı?

Babasızlığımız (Aile Terbiyesi Yokluğu) ve Annesizliğimiz

Seneler var ki kitapçıları şöyle bir dolaşanların gözlerine, ‘Kadın ve Aile’ adlı kitaplar muhakkak çarpmıştır. Bu kitapların içeriğinden hareketle; ‘aile reisi’nin ‘erkek/baba’ oluşunun ısrarla vurgulanması ve bu iddiaya rağmen adından hareketle, bu konumun gerektirdiği tüm görev ve sorumlulukların ‘kadın/anne’ üzerine bırakılma çabasının üzerinde duracak; bu durumun kritiğini yapacak değiliz.

Bu durum bir vakıa olmakla birlikte, bu yazımızın konusu bu değil. Bu yazımızın konusu, yaratılışın yasası gereği ‘bir kadın ve bir erkek’ten dünyaya gelmek zorunda olan çocukların, –anne ve babalarının ölümü haricindeki- annesizlikleri ve babasızlıkları…

Son yıllarda yaygınlaşan ‘sperm babalığı’na ilave olarak, eşi ve çocukları karşısındaki varlığı, ‘para kazanan adam’ olmaktan ibaret olan kişilerin ‘babalık’ görevlerinin bunlardan ibaret olduğunu düşündükleri ve bunu hayatlarıyla gösterdikleri hallerde yaşanılan ‘babasızlıktan’; anneliği, taşıma ve doğurmaya ilave olarak çocukların bakımlarını ve işlerini yapmaktan ibaret gören kadınların yaşattıkları ‘annesizlikten’ söz etmek istiyoruz. Esas itibariyle iyi bir banka kartının yapabileceklerini; ya da eğer maddi durum müsait ise dadı, bakıcı ve hizmetçilerin yapabilecekleri şeyleri ‘annelik ve babalık’ olarak görmenin yanlışlığı üzerinde durmak istiyoruz. Elbette bu yapılanların hepsi çok önemli hususlardır; hatta önemi bu görevler yerine getirilmediğinde daha iyi anlaşılabilir. Fakat buradaki sorun, yalnızca bunların anne-babalık için kâfi görülmesidir. Hâlbuki bunların kâfi görülmesi, yaşanmakta olan pek çok sorunun en önemli kaynağı olmaya devam etmektedir.

‘Bu toplum neden böyle oldu? Nasıl daha iyi insan yetiştirilebilir? İnsanın, insan olarak terbiyesi nasıl olmalıdır? İnsan terbiyesindeki zaaflar ve sorunlar nelerdir?’ gibi pek çok kimsenin gündeminde bulunan soruların en önemli cevaplarından birisi de “Annesizlik ve Babasızlık” sözüyle ifadesini bulmaktadır. Çünkü anne ve babalar, ancak hakiki anlamda var olduklarında “aile terbiyesi” dediğimiz ve başka bir yerde alınabilmesi mümkün olmayan bir eğitimi, çocuklarına verebiliyorlar.

Sitem

Lastik bir topum gibi, yere çarptı dostlarım

Yine en son yerimden yükseğe çıkacağım.

Unutan, küçümseyen, kıskananla gelerek

‘Dosttuk biz.’ diyecekler, dolacak solum, sağım.


Üzmeyin yeter artık, kırılmadık nerem var?

Bedenimin dikliği yanıltmasın kimseyi

Kendimi arasına sakladığım kitaplar,

Dediler: ‘Hiçbir âlim, çözmez bu bilmeceyi.’


Bileceğim o anda; ‘Dost nedir, dostluk nedir,

Öğretmiştiniz bana(?) önceden.’diyeceğim

Her lütfun kaynağını anarak Yusuf gibi,

‘Başa kakma yok.’deyip soframı sereceğim.


Bugün yorgunum biraz, kendime ağır geldim

Gitmeliyim kendimden kaçacağım bir yere

Yolu bitirmek için koşturup çırpınışım

Nafile; ta ezelde, bir söz verdik bir kere.

Sayfa 15 / 20

VİDEOLAR


Tebliğ Ahlakı 3 - Emri Bil Ma’ruf Vennehyi Anil Münker (22.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 3 - Emri Bil Ma'ruf Vennehyi Anil Münker (22.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)
Tebliğ Ahlakı 1-Tebliğ Nedir? (09.05.2020)

Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Ramazanla Hayatın Yeniden Programlanması ve Sabır-(Savm Ayetleri) (02.05.2020)
Tevrat, Meal ve Tefsirlerdeki Hz. Eyyub Yorumlarının Kur’an’la Karşılaştırılması - (Sad 38/41-44; Enbiya 21/83-84) (25.04.2020)
Tevrat, Meal ve Tefsirlerdeki Hz. Eyyub Yorumlarının Kur'an'la Karşılaştırılması - (Sad 38/41-44; Enbiya 21/83-84) (25.04.2020)

Nisa Suresi 19-36. Ayetler Bağlamında Cahili Arap Geleneğinin ve İsrailiyatın Kur’an-ı Kerimi/İslamı Boğması - (04.04.2020)
Nisa Suresi 19-36. Ayetler Bağlamında Cahili Arap Geleneğinin ve İsrailiyatın Kur'an-ı Kerimi/İslamı Boğması - (04.04.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)
Kıssa Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 28.03.2020)

Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
Mutluluk Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 21.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)
İyilik ve Kötülük Nedir? (çevrim içi eğitim programlarından - 14.03.2020)

Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Evliliğe Hazırlık ve Evlilik Süreci (Melike Hatun Kültür Merkezi - Haziran 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)
Gençliğin Sorunları ve Öneriler (SAY - Nisan 2019)

Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Konuşma Sanatı (MEKDAV - Aralık 2018)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)
Şahsiyet Oluşumu (AKEV-Şubat 2019)

Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC’si (Ekim 2018)
Kendini Eğitmek ve Geliştirmek için çalışmanın ABC'si (Ekim 2018)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)
Haber Türk 2015 (28 Şubat Süreci)

Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Anadolu Eğitim ve Kültür Vakfı 2013 (Aile İçi İletişimde Söz)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 2)

Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Nevşehir Programı 2013 (Sen Hangisisin? 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 2)

Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost TV 2013 (Bayram ve İnsan 1)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)
Dost Tv 2014 (Hz Fatıma, çocukları ve Kerbela)

Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost Tv 2013 (Gençleri Kazanmanın Yolları)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)
Dost TV 2013 (Çocuklarda Sorumluluk Duygusu)

Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Dost TV 2009 (Aile İçi İletişim)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 2)

Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Genç Birikim Dergisi 2011 (Aile Eğitimi 1)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)
Sun TV 2007 (Kitap Okuma Alışkanlığı)

TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Yüzleşme 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)
TV 5 Bir Tatlı Huzur 2006 (Ergenlik Dönemi)

Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Ailemiz)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Kon TV 2006 (Evlilik Öncesi)
Joomla templates by Joomlashine